Talih Değiştiren Bir Köy: Nazarköy

Nazarköy eski adı ile Kurudere, İzmir’in Kemalpaşa İlçesi’ne bağlı 29 köyden biri. Ancak bu köyü diğer köylerden ayıran bir özellik var.

Bu köyde bakışlarınızı nereye çevirseniz mavi ve boncuk gibi yüzlerce gözle karşı karşıya kalabilirsiniz. Biçimleri gözü andırdığı için göz boncuğu da denilen nazar boncuklarından bahsediyoruz elbette.

Yeryüzünün çok eski kültürlerinden günümüze kadar ulaşmış bir geleneğin izleri bu nazar boncukları. Anadolu’da cam ustaları da binlerce yıl öncesine dayanan sanatlarını, bu göz figürü ile birleştirerek bambaşka bir tılsım yaratmışlar ve Nazarköye taşımışlar geleneklerini. Köy halkı yaklaşık 60 yıldır tarımın yanısıra nazar boncuğu imalatından kazanıyor yaşamını burada.

Bir Ege köyünden ne beklediğiniz ile doğru orantılı Nazarköy’e bakış açınız. Yemyeşil bir doğa, mis gibi hava, güler yüzlü insanlar, boncuklarla süslü asırlık ağaçlar, otlu–peynirli gözleme ve tazecik bir çaysa tüm beklentiniz; kesinlikle doğru yerdesiniz. Bir de tüm bu güzelliğin üzerine, birbirinden güzel boncuk stantlarını ekleyin.

Sabahın ilk saatlerinden itibaren boncuk atölyelerinde yanmaya başlıyor ateş. İlle de çam odunu ile yakılması gereken bir ateş bu. Camın eriyip macun haline gelmesi için gereken yaklaşık 1200 – 1600 derece arasında. Bu kadar yüksek ısıyı da en iyi çam odunu sağlıyor.

Fırından alınan erimiş cam işlenerek üzerine mavi, sarı, beyaz renkler ekleniyor. “Bakır ve tuz, mavi”, “kurşun, kalay ve çinko, sarı”, “bakır tuzu, çinko ve kalay karışımı ise yeşil” renklerini elde etmek için kullanılıyor. Her birinin boyutu öncekinden küçük olan renkli cam parçalarının bir araya getirilmesi işi bir dakikadan daha uzun sürmüyor. Zira fırından çıkarıldığı andan itibaren hızla soğumaya başlayan cam bundan üzün bir süreyi kabul etmiyor. Ve bu işlem ustanın çabukluğuna göre günde 1500 –  2000 kere tekrarlanıyor. İzmir’in genelde sıcak havasını düşününce fırının başında bir ömür geçirenler için zorlu bir süreç bu.

İzmir’de ilk nazar boncuğu ocağı, Kurtuluş savaşı zamanlarında Kadifekale’de kurulmuş, 1945 yılında ise Cumaovası’na taşınmış. Daha sonra da Görece köyüne. En sonunda ustalardan biri Kurudere köyüne gelerek bir ocak açmışlar ve böylece nazar boncuğu üretimi köyde başlamış. Zamanla pek çok cam ocağı açılmış. Daha önceleri on beş civarında olan ocakların sayısı şu anda altıya düşmüş.

Nazarköy’deki mütevazi atölyelerde üretilen bu boncuklar hem ülkemizin çeşitli yerlerine hem de dünyanın dört bir yanına gönderiliyor. Bize düşen de sadece “Nazar değmesin” demek oluyor bu durumda…

 

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

İzlanda: Su ile ısınan buzlar ülkesi

Yaşamak için değil ama görmek için tercih edilen bir ülke İzlanda. İsminin anlamı her ne …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir