KESFET

Torf Evleri, Kanal Evleri: Yaşanılan Coğrafya İle Bütünleşen Evler

Barınmak için kullandığımız evler yaşanılan coğrafyanın fiziki ve iklimsel şartlarına göre, farklı kimliklere bürünebiliyor. Sonuçta ortaya çıkan bu barınaklar da süreç içinde o bölge ile bütünleşiyor. Torf evleri, kanal evleri ve daha fazlası. Size bazı örnekler verelim…

HARRAN EVLERİ – ŞANLIURFA

Şanlıurfa’nın güneydoğusunda yer alan Harran’ın en çok ilgi çeken yanı bindirme tekniğinde yapılmış külah biçimindeki “konik kubbeli evleri”dir. Harcında gül yağı, saman, pişmiş toprak ve yumurta akı kullanılan, mimari yapısı ve malzemeleri sayesinde de yazları serin, kışları sıcak tutma özelliğine sahip evler, aşağıdan yukarıya doğru gittikçe daralmaktadır.

Yüksekliği içeriden 5 metreye varan ve 30-40 tuğla dizisiyle örülerek inşa edilen evler, içeriden ve dışarıdan balçıkla sıvanması sayesinde varlıklarını bugüne kadar sürdürebilmişlerdir. İkili, üçlü ve altılıya kadar varan kubbe gruplar içerden kemerlerle birbirlerine bağlanarak genişçe mekânlar elde edilmiştir. Bölgenin iklimine uyumlu olan bu evler yazın serin, kışın sıcaktır.  Urfa’daki bu 250 yıllık evlerin görüntüsü, ağaçlık alanı bulunmayan Harran coğrafyasıyla uyum içindedir. Harran Kümbet Evler 1979 yılında arkeolojik ve kentsel sit alanı olarak tescil edilmiştir.

TORF EVLERİ – İZLANDA

İzlanda’daki torf evler, tam 9. yüzyıldan beri uygulanan, biraz da ev yapımı için uygun malzeme yetersizliği ve iklim koşulları nedeniyle gelişen, bir mimari anlayışı yansıtıyor. Hem kullanışlı hem büyüleyici gözüken ‘Yaşayan çatılar’ olarak bilinen bu çim evlerin yapımında, taş evler üstüne ahşap iskeletler giydirilip, devamında bu iskeletler su tutma ve havalanma kapasitesi yüksek bir toprak türü olan torf  ve çim ile kaplanıyor. Çim evler soğuk havalarda sıcak, sıcak havalarda ise serin oluyor. Günümüzde yükselen organik, sürdürülebilir mimari akımın atası olan bu evler, görünüm olarak masal evlerini andırıyor. Ancak aynı zamanda çok da kullanışlı olması nedeniyle önemini hala koruyor.

KANAL EVLERİ – HOLLANDA

Topraklarının büyük bir bölümü deniz seviyesinin altında bir ülke olarak Hollanda’da kara alanı sınırlı olunca, her karış olabildiğince değerlendirilmeye çalışılıyor. Bunun sonucunda da ortaya yan yana sıralanmış, dar, rengârenk bu kanal evleri çıkıyor. Suya bakan tarafta balkonu da olabilen evler şehrin simgesi durumunda.

Amsterdam’ın kanal evleri şu anda gözümüze çok güzel görünüyor olabilir ancak bu evler her zaman sosyetenin ve tatlı hayatların mekânları değildi. Aslında bu evler yapıldığı dönemde bu evler, bizim ‘ev’ olarak algıladığımız şeyden biraz farklıydı. Bu kanal evleri aslında konut, depolama ve işyerinin bir bileşkesi olarak kullanılıyordu.

DÜĞMELİ EVLER  – AKSEKİ

Akseki ile bazı köylerindeki geleneksel Osmanlı mimarisini yansıtan özgün yapılar, “Düğmeli ev” olarak biliniyor. Geleneksel Akseki evi, 2 katlı ve taş duvarlardan oluşuyor. Taş duvar asıl taşıyıcı gibi görünse de evi ahşap iskelet taşıyor. Evdeki taş duvarda dikine atılan kısa parçaları, yöre halkı “düğme” olarak adlandırıyor. Bu evler, sedir katran ağacından kestikleri ahşabı birbirinin içine kenetlenecek şekilde iskelet olarak kullanıp, herhangi bir harç veya çimento gibi malzeme kullanmadan yapılıyor.

TAŞ EVLER – MARDİN

Mezopatamya’nın kızıl kahve masalı Mardin, binlerce yıllık tarihi dokusu, yapıları ve sokakları ile tarih kokan bir memlekettir. Mazı dağının yamacına karşıdan bakınca üst üste bindirilmiş gibi duran taş evler, yakınına varınca mimari yapısıyla olduğu kadar inşasında kullanılan sarı kalker taşıyla, bezemeleri ve kabartmalarıyla da hayranlık uyandırır. Mardin’deki bu geleneksel yapıların neredeyse tamamında bulunan eyvan gibi açık alanlar güneş yükseldiğinde gölgede kalacak şekilde konumlandırılmıştır.

Yüksek tavanlı evler, kışın soğuk, yazın sıcak ikliminden korunmak amaçlı içe dönük olarak inşa edilmiştir. Özgün mimarinin ön plana çıktığı bu yerleşimin tarihi milattan önce 4500’lere dayanmaktadır.

MİNKA – JAPONYA

Japonların geleneksel evlerini ifade eden minkalar, çatılarıyla ne kadar gösterişli görünseler de aslında oldukça sade bir mimariye sahipler. Japonya’da yetişen ağaç türlerinden yapılan bir minkalarda, iç mekân da ağaç direklerle desteklenir. Çatıların belirgin derecede eğimli olmasının nedeni ise kar yükünü hafifletmektir. Minimalist bir tarza sahip olanevler, başlarda köy evleri olarak kullanılsa da zamanla Japonya ile bütünleşmiştir.

İZBA – RUSYA

İzba, Rusya’ya özgü ve genellikle ülkenin çiftliklerinde görebileceğiniz geleneksel evlere deniyor. Odunların halatlarla birbirine bağlanmasıyla inşa edilen evlerin çatı yapısı Japon minkalarına benziyor. Mantıkları aynı; zorlu geçen kış günlerinde karın çatıda birikmesini engellemek.

Beton yığınlarının içine hapsolduğumuz günümüzde, bu doğa ile uyumlu, minimalist tasarımlı geleneksel yapılar bize modernleşme ile yitirilen değerleri hatırlatıyor…

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu