KESFET

St. Moritz: Dağlarını Dünyaya Satan Kasaba

İsviçre’nin küçük dağ kasabası olan St. Moritz Avrupa yüksek sosyetesinin gözde kayak tatili mekânlarından birisidir. Ancak aslında St. Moritz bir tatil beldesinden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda Alp kış turizminin doğum yeridir ve iki kez Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmıştır. Ancak küçük bir kasabanın bu kadar popüler bir destinasyon haline gelmesi ile ilgili ilginç bir hikaye bilinmektedir.

Bu hikaye Johannes Badrutt ve  aristokrat bir tüccar grubu arasında gerçekleşen bir bahsi bizlere anlatır. Olay şu şekilde gelişir. Eylül 1864’te, St Moritz’deki Faller pansiyonunun sahibi Johannes Badrutt, kış aylarında odalarını nasıl dolduracağını düşünmektedir. O sırada pansiyonunda yaz tatili için İngiltere’den gelen müşterileri vardır. Bu esnada aklına bir fikir gelir ve ortaya bir bahis koyar. Bunun devamında da müşterilerine bir teklifte bulunur.

“Geri dönün ve Noel’i St Moritz’de geçirin. Londra’dan daha güneşli ve daha az yağışlı olacaktır. Neden yıl boyunca dağların tadını çıkarmıyorsunuz? Kış o kadar güzel ki güzel günlerde ceketsiz bile yürüyebilirsiniz. Beğenmezsen, seyahat masraflarını ödeyeceğim. Eğer dediklerimde yanılırsam istediğiniz kadar burada kalabilirsiniz.” 

Bu cazip teklife misafirler elbette hayır demediler. Sonuçta kış aylarında güneşli bir gökyüzünde dağlarda olma fikri onlarında hoşlarına gitmişti. O zamana kadar, St. Moritz Temmuz ve Ağustos aylarında tercih edilen mütevazı bir yürüyüş yeriydi. Ayrıca Badrutt’un vaadi yanlış çıkarsa, otel işletmecisi masraflarının tamamını karşılayacaktı.

St. Moritz, Milano, Zürih ve Münih’e kara yolu ile üç saatlik mesafede ve Güney Alplerde yer alan yalnızca İsviçre’nin değil, dünyanın da en önemli ve ünlü kayak merkezi. Coğrafi konumu sayesinde, kar yüksekliğini ve kalitesini tüm sezon boyunca koruyabilen St.Moritz, Alp Dağları’nın arasında, kış aylarında buz tutan kristal gölün kenarında kurulu.

St. Moritz Kasabasının Kaderini Değiştiren Yolculuk

Kış aylarında iddiaya dahil olan ekipten bir grup zorlu hava şartları eşliğinde gerçekleştirdikleri bir yürüyüş ile St Moritz’e geri döndü. Ancak onları bir sürpriz bekliyordu. St Moritz’e vardıklarında, gökyüzü sanki aydınlanmıştı. Hatta terlemeye bile başlamışlardı. Ayrıca ceketsiz ve gömleğinin kollarını sıvamış, yüzü gülen Badrutt onları selamlamak için oradaydı.

Sonucunda Badrutt bahsi kazandı ve İngilizler Mart ayına kadar onun pansiyonunda konakladılar. Ancak onun avantajı sadece bu kadarla kalmadı. Bölgenin kesin biçimde kar barındırmasına rağmen kuru ve güneşli bir havaya sahip olması kısa zamanda çevreye yayıldı. Bu sayede Alplere yıl boyu turizm imkanı gelmiş oldu. Bu sayede St Moritz köyü de yeniden doğdu. Johannes Badrutt’un oğlu Caspar, 1896’da babasının sunduğu bu avantajdan faydalanmak için Badrutt’s Palace isimli oteli açtı.

St Moritz’deki Badrutt’s Palace Hotel, İsviçre tatil beldesinde kış turizminin başladığı yerdir. Badrutt’lardan önce St Moritz’e gelmek ya da kışın İsviçre’de tatil yapmak için çok az neden vardı.

Hikayenin doğru olduğu iddia edilse de kesinliğini bilmek elbette mümkün değil. Ancak İsviçre’deki ilk turizm ofisinin adı geçen bahis olayı ile aynı yıl kurulduğunu biliyoruz. Ayrıca, İsviçre’nin bölgesel kantonları Graubünden ve Bern’deki diğer tatil köyleri zaten o dönemlerde iş yapıyordu. Davos, Arosa, Leysin ve Grindelwald’daki klinikler, tüberküloz ve solunum yolu hastalıkları olan hastaları tedavi etmek için kış süresince açık oluyordu.

Ancak Badrutt’un yaptığı, İsviçre dağlarını daha önce kimsenin yapmadığı şekilde erişilebilir kılmaktı. Bu nedenle günümüzde bir çok kimse hikayenin gerçek olup olmadığı ile ilgilenmeden onun öncü rolünü kabul etmektedir.

Dünyanın en eski kış sporları tesisi olarak da bilinen St. Moritz, 2000 metre yükseklikte kurulu bir kasaba. Kış sporcularının yanı sıra özel jetlerin inişini sağlayan havalimanıyla da İsviçre ve dünya jet sosyetesinin de uğrak noktası.

Badrutt Kasabanın Kaderini Değiştirdi

Kısa zamanda kasaba ilklerin yeri oldu. 1879’da bölgeye ilk elektrikli sokak lambaları geldi. Aynı yıl Badrutt, sifonlu tuvaletleri Alpler’e getirdi ve ülkedeki ilk hidroelektrik santralini kurdu. Avrupa’nın ilk curling turnuvası donmuş St Moritz Gölü’nde yapıldı. 1882’de ilk Avrupa Buz Pateni Şampiyonası burada gerçekleşti. Ardından 1890’da ilk kızak koşusu ve yarışı düzenlendi.

Tüm bu girişimlerin sonucunda, kayakçılar için cennet gibi pistleri olan St. Moritz’de kış sporlarında bir patlama yaşandı. St Moritz’in gururlu sloganı, hala “yılda 300 gün güneş ışığı” biçimindedir. Johannes Badrutt aramızdan ayrılmış olsa bile onun etkisi bölgede unutulmamaktadır.


Göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • The making of St Moritz: how a bet with pioneer Victorian tourists launched winter haven for the rich; yayınlanma tarihi: 16 Ekim 2014; bağlantı: https://www.theguardian.com/
  • The town that sold mountains to the world; yayınlanma tarihi: 25 Eylül 2017; Bağlantı: https://www.bbc.com/

YolveMacera

Başa dön tuşu