KESFET

Trans Sibirya Demiryolu Bir Savaşı Neden Başlattı?

Trans Sibirya Demiryolu, modern tarihin en etkileyici mühendislik başarılarından biridir. Dünyanın en zorlu ortamlarından birinde elle inşa edilen bu yol Moskova’dan Vladivostok’a 9.258 kilometre boyunca uzanır. Rayları döşemeye çalışan yüzlerce insan öldü ve proje Rusya’yı Japonya’yla savaşa soktu. Ama sonunda bu hat Batı’yı Doğu’ya bağlamayı başardı.

Moskova’yı Rusya’nın Uzak Doğu’suna bağlayan bir demiryolları ağı olan Trans Sibirya Demiryolu’nun tarihi, Rus İmparatorluğu’nun yükselişini ve düşüşünü izleyerek 20. yüzyılın önemli olaylarını kapsar. Bu hat, bir yandan Rusya’nın irili ufaklı tüm kentleri ve kasabaları arasında bir ulaşım ve iletişim aracı olma görevini de üstlenmiş, öte taraftan da Sibirya’nın kalkınmasını sağlamıştır. Aynı zamanda da merkezi hükümetlerin kırsal bölgeler üzerindeki nüfuzunu olanaklı kılmıştır.

Trans Sibirya Demiryolu

Trans Sibirya Demiryolunun Yapımı Nasıl Başladı?

Trans-Sibirya Demiryolu, Rus hükümetinde etkili bir bakan olan Sergei Witte’nin gözde projesiydi. Witte, siyasi gücün ekonomik güçten geldiğine inanıyordu ve Sibirya’yı Rus İmparatorluğu’nun yeterince kullanılmayan bir bölgesi olarak görüyordu. 

Sibirya, 17. yüzyıldan beri Rus kontrolü altında olmasına rağmen, Ruslar için erişilmesi zor bir noktaydı. Sibirya’da nüfus azdı ve sanayisi gelişmemişti. Ancak yılın büyük bir bölümünde karla kaplı olan bu bölge, Rusya’nın kaynaklarının çoğuna sahipti. Petrol, kömür, doğalgaz ve elmaslar Sibirya’da saklıydı. Ulaşım ağının gelişmesi ülkenin gelirini de artırabilirdi. Japonya, Çin ve Kore ile yeni pazarlar açılabilir; ihraç malları Asya’dan Avrupa’ya kolaylıkla ulaşabilirdi. Rusya, Doğu’ya açılan kapı haline gelebilirdi.

Demiryolu hattının yapımına; 1891 yılında, Çar III. Alexander döneminde, iki uç noktadan (Vladivostok, Doğu Sibirya ve Chelyabinsk Batı Sibirya) merkeze doğru eş zamanlı olarak rayların döşenmesiyle başlandı. Sonucunda imparatorluğunun batıda kalan başkenti ile ıssız ve karlı ormanların ardındaki doğu sınırını bağlamak mümkün olacaktı.

Trans Sibirya Demiryolu
Rus-Japon savaşı sırasında Rus birliklerine malzeme sağlayan bir Trans Sibirya Demiryolu treni.
 

Bu düşüncelerle başlayan muazzam proje; Çar’ın 3 yıl sonra öldürülmesinin ardından Çar’ın halefi II. Nikolay tarafından sürdürüldü. Çar projenin on yıl içinde bitirilmesini istiyordu ama Sibirya’nın iklimi, kışın çalışmayı imkânsız hale getiriyordu.

Demiryolunu inşa edecek insanları toplamak da zordu. Ücretsiz barınma vaadine rağmen insanlar şehirlerden Sibirya’ya taşınmak istemiyordu. Sibirya yerlileriyse demiryolu fikrini beğenmedikleri için çalışmayı reddettiler. Sonunda işgücünün çoğunu Çin, İran ve Türkiye’den gelen işçiler, Rus tutsaklar oluşturdu. Projede 15.000’den fazla kişi çalıştı.

Proje ancak 1905 yılında tamamlanabilecekti. İlk tren 1905 yılında Atlantik Okyanusu’ndan (Batı Avrupa’dan), Pasifik Okyanusu’na (Vladivostok Limanı) erişmişti. Demiryolu ağı günümüzdeki haline ise 1916 yılında kavuşmuştur.

Bir Demiryolu Bir Savaşı Nasıl Başlattı?

Bu hattın yapımı Japonların bakış açısından oldukça endişe vericiydi. Trans-Sibirya Demiryolundan önce, Rusya daha çok Avrupa meselelerine odaklanmış gibi görünüyordu. Ülke gözlerini doğuya çevirdikçe, Japon politika yapıcılar Rusya’nın niyetleri konusunda daha fazla endişe duymaya başladı. Witte, 1896’da, demiryolunu kuzey Mançurya bölgesine genişletmek için Çin ile bir anlaşma müzakere ettiğinde işleri daha da kötüleştirdi.

Bu, nihayetinde, Rus-Japon Savaşı’nı hızlandırdı. Japonlar, Rusların Doğu Asya boyunca, hatta Kore’ye kadar genişlemeye devam edeceğinden endişelendi. 1900 yılına gelindiğinde ana hattın yapımı ilerledikçe Rusya doğuya asker göndermeye başladı ama Japonya’nın da Mançurya ve Kore Yarımadası’nda gözü vardı. Rusya’nın yayılmasını durdurmak için 1904’te Japonya, Mançurya’daki Port Arthur’da konuşlanmış Rus gemilerine saldırdı. Ortaya çıkan çatışma, kısmen Trans-Sibirya Demiryolunun tamamlanmamış durumundan dolayı Ruslar için yıkıcı bir yenilgiydi.

Askerler Baykal Gölü’nün donmuş sularını geçemeyerek mahsur kaldılar. Alınan yenilgilerin ardından Çar II. Nikolay sonunda geri adım attı. Portsmouth Antlaşması, Mançurya’yı Çin’e iade ederek ve Güney Mançurya Demiryolu’nu Japonya’ya vererek bölgede barışı sağladı.

Günümüzde Trans Sibirya Demiryolu

Dört temel rotası bulunan bu hatta; ana hat Moskova-Vladivostok hattıdır. Hat; Moskova’dan başlar ve Güney Sibirya üzerinden Vladivostok’a Vostochny limana ulaşır. Ortalama 9000 kilometrelik uzunluğuyla toplamda hattın bir ucundan diğerine yolculuk 8-10 gün sürmektedir.

İkinci ana hat Moskova-Pekin arası bağlantıyı sağlayan ve Trans-Sibirya hattının Karymskaya adlı durağına yakın bir bölgede ana hatta bağlanan Trans-Mançurya bağlantısıdır. Hat Baykal gölünün 1000 km doğusunda ana hatta bağlanarak Pekin’e ulaşımı sağlar.

Üçüncü rota ise Trans-Moğolistan hattıdır. Hat Moğolistan’ın başkenti UlanBatur ile Moskova arasında ki bağlantıyı oluşturur ve Baykal gölünün güney kıyısında Ulan-Ude adlı bölgede Trans Sibirya hattına bağlanır.

Yapımına sıklıkla ara verilerek devam edilen ve 50 yılın ardından ancak 1991 yılında da tamamlanan Baykal-Amur hattı ise Trans Sibirya’nın dördüncü ana hattını oluşturur.

Trans Sibirya demiryolu 4 rota

Dünyanın en zorlu ortamlarından birinde insan eliyle inşa edilen demiryolu, insanlığın inanılmaz bir başarısıydı. Trans Sibirya Demiryolu, Rusya’nın yoksul kesimine yeni fırsatlar sunarak yeni bir hayata yelken açmalarını sağladı. 1891-1914 arasında yaklaşık 5 milyon kişi Sibirya’ya taşındı. 1950’lerde Sovyetler Birliği, demiryolunu iyileştirerek ikinci bir hat, çelik raylar, yeni tüneller ve yeni köprüler ekledi. Trans Sibirya Demiryolu şu anda dünyanın en güçlü demiryolu hatlarından biri.


Bu yazılarımıza da göz atmak isteyebilirsiniz


Kaynaklar ve ileri okumalar

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu