KÜLTÜR

Rusya’nın Gözlerden Uzak Kapalı Şehri: Zheleznogorsk

Kapalı şehir veya kapalı kasaba, ziyaret etmek veya gece kalmak için özel izin alınması gereken seyahat veya ikamet kısıtlamalarının uygulandığı yerleşim yerleridir. Sovyetler Birliği’nde 1940’ların sonlarından 1991’de dağılmasına kadar birçok kapalı şehir vardı. Bunlardan bir tanesi de bu yazıda tanıyacağımız Zheleznogorsk idi.

Nisan 2010’da, beyaz laboratuvar önlükleri içinde iki bilim insanı Zheleznogorsk’taki nükleer reaktörün kontrol çubuklarının üstüne çiçekler bıraktı. Zheleznogorsk, 1950 yılında Moskova’nın 3540 km doğusunda, sadece nükleer silah yapma amacıyla kurulmuş bir şehirdi.

Reaktör, kırk yedi yıl boyunca resmi olarak var olmayan bir şehirde, silah derecesinde plütonyum üretiyordu. Bu tören bir devrin kapanışıydı ve Zheleznogorsk’un kendisinin de sonu gelmiş gibi görünüyordu. Çünkü 90.000 sakininin neredeyse hepsi bir şekilde bir tek bu alana bağlıydı.

Zheleznogorsk, gizli bir şehir olduğu için Sovyet haritalarında yer almadığı gibi halen daha pek çok haritada bulunmamaktadır. Var olduğu sürenin çoğunda, kendine ait bir ismi bile yoktu ve sadece posta kutularının numarasıyla adlandırılıyordu: “Krasnoyarsk-26”. Krasnoyarsk, oraya en yakın şehirdi ve yaklaşık 63 km uzaktaydı. Bu şehrin varlığı, ancak yıl 1992 olduğunda resmi olarak onaylandı. Başbakan Boris Yeltsin, kapalı şehirlerin sonunda açığa çıkarılabileceği beyanında bulundu.

Günümüzde Zheleznogorsk Ne Durumdadır?

Zheleznogorsk hâlâ kapalıdır ve girişi son derece sınırlıdır. Herhangi bir ziyaretçi, ziyaret edeceği ev sahibi güvenlik güçlerine ve Atom Enerjisi Bakanlığı’na talebini belirten bir dilekçe verdiği takdirde şehre girebilmektedir. Yerli halk bile gelip gitmek için izin almak zorundadır. Zheleznogorsk şaşırtıcı bir şekilde kapalı kalmaktadır; zira sakinleri şehri böyle sevmektedir.

1996 yılında dünyanın geri kalanından kopuk kalmak için oylamaya gitmişlerdir. İşte bu noktada Zheleznogorsk’un hikâyesi otoriter rejimlerin kontrolü altındaki gizli yerlere ilişkin ön yargılarımıza ters düşmeye başlamaktadır.

Kapalı yerler ve gizli şehirler Sovyet zihniyetine uygundur; ancak komünizm sonrası dönemde toplumların neden bizlerden kopuk bir şekilde yaşamak isteyebileceklerine ilişkin farklı sebepler söz konusudur. Bu durum sadece sırlara takılı kalmakla değil, bir yaşam türüne sadık kalmakla alakalıdır.

Kapalı şehirler bir zamanlar SSCB içindeki en zengin ve prestijli yerleşim yerleriydi. Bu şehirlerde dolgun maaşlı işler teklif ediliyordu ve bu teklifler başarılı teknisyenler ile bilim insanlarını kendilerine çekiyordu. Zheleznogorsk’un huzurlu ve düzenli karakteri, büyük parkıyla, göl kenarındaki konumuyla, orman ve tepeleriyle içinde yaşayan insanların korumak istedikleri bir şeydi. Açılmanın Rusya’nın geri kalanına nelere mal olduğunu görmüşlerdi ve aynı yoldan gitmeye niyetleri yoktu.

Yazar Roman Solntsev, şehrin cazibesini “mükemmel bir dinlenme hissi, sükûnet ve huzurlu bir rahatlık” şeklinde tanımlamıştır. Solntsev “baca kurumlarıyla dolu, gürültülü sanayi merkezleri ve büyük şehirlerle olan keskin zıtlığa” da dikkat çekmiştir.

Rusya’da Daha Bir Çok Kapalı Şehir Bulunmaktadır

Zheleznogorsk, 1,3 milyon Rus’a ev sahipliği yapan yaklaşık kırk adet “kapalı yönetim-bölgesel oluşumlar” kulübünün bir parçasıdır. Ruslar, dışarıdaki insanlara dayatılan bir şey gibi gözüken bir durumu memnuniyetle benimsemektedir. Kuznetsk – 12 posta kutusu numarasıyla etiketlenmiş başka bir şehrin eski sakinlerinden biri, bir sohbet odasında, ABD’de yaşamasına rağmen neden her yıl kızıyla orayı ziyarete gittiğini açıklamaktadır: “Burası, dünyada çocuğumun küçük bir şehri keşfetme, bağımsızlığının tadını çıkarma ve doğada yürüyüş yapma özgürlüğünün olduğu tek yer. Üstelik bunları yaparken hiçbir şeyden korkmasına gerek yok; çünkü herkes birbirini tanıyor.”

Arzamas -16 olarak bilinen Sarov

Önceden Arzamas -16 olarak bilinen Sarov, 92.000 nüfuslu bir şehirdir. Bu şehir halen nükleer füze gelişimi için önemli bir merkezdir. Burası da giriş sınırlaması için mücadele vermiştir. 1946’da haritadan silinmiştir; ancak Moskova’nın yöneticilerinden ziyade sakinlerinin gösterdiği kararlılıkla kapalı kalmıştır. Bir şehir turu rehberi olan Svetlana Rubtsova, Rus gazetecilere şöyle bir açıklama yapmıştır: “Kapalı bir şehrin bir parçası olmak size bir rahatlık ve koruma hissi veriyor ve bu şehrin insanları aileniz gibi oluyor.”

Sarov sakinlerinden Dmitry Sladkov, kapalı kalarak “şehri kaostan koruduklarını” belirtmektedir. Eğitimini şehir planlaması üzerine almış olan Sladkov, Moskova’dan 1992 yılında ailesiyle birlikte taşınarak başkenti içine çeken düzensizlikten kaçmıştır.

Başarıya ulaşmak isteyen şehirler için dünyaya açık olmanın zorunlu görüldüğü bu çağda, kapalı yerlerin inatçı bir şekilde var olmaya devam etmesi kıt görüşlülük ve insan düşmanlığı gibi görünebilir. Ancak Dmitry Sladkov’un ailesiyle birlikte açık şehirlerin “kaosu”ndan kaçma isteği sadece Ruslara has bir duygu değildir.

İnsanlar sadece Rusya’da kapalı toplumlar inşa etmiyor. Dünya üzerindeki çağdaş şehirler giderek daha öngörülemez ve bölünmüş bir hale geldikçe, parası olan kişiler ya köylere taşınıp oraları şehirli toprak parçalarına dönüştürmüşler ya da şehir içinde kapılı, emniyetli sığınaklar yapmışlardır.

Ancak, kapılı bir toplulukta yaşamanın da kendine has zorlukları var. Zheleznogorsk’ta, ziyaret etmek için izin almak zorunda olan ve emniyet güçleri tarafından muayene edilen ziyaretçilerin yapabileceği çok da fazla bir şey yok. Şehrin merkezindeki “Motherland” sineması ve tek restoran, gidilebilecek yegâne adresler olarak gözükmektedir. Yerli halktan biri Russian Gazette isimli gazeteye “kapalı bir şehirde iş kurmanın zor olduğunu” belirtmiştir: “Bu süreç pek çok anlaşma yapılmasını gerektirdiğinden hiç rekabet yok.” İnsanlar, dışarıda eğlenmek istediklerinde Krasnoyarsk kentine kadar 64 kilometre gitmek zorunda kalmaktadır.

Bazı kaynaklar, şehrin, bölgeyi çevreleyen dağların mağaralarının içine inşa edilmiş, nükleer bir saldırıya dayanacak şekilde tasarlanmış, film benzeri nükleer tesislere sahip olduğunu söylüyor.

Kapalı Bir Şehirde Nasıl Yaşanır?

Her ne kadar Zheleznogorsk’un temel faaliyet alanı olan plütonyum üretimi sonlandırılmış olsa da, şehir kendini birkaç farklı alanda yeniden keşfetmeyi öğrenmiştir. Tamamen gizlilik içinde yapılacak imalatın cazip görüldüğü pek çok alan vardır. Zheleznogorsk artık bir dizi son teknoloji ve “hassas” üretim biçimi geliştirmektedir. Rusya’nın uydularının dörtte üçü bu şehirde üretilmektedir. Bunların içinde Rusya’nın tüm GPS uyduları da bulunmaktadır. İsrail, Endonezya, Ukrayna ve Kazakistan, uydularını Zheleznogorsk’ta yaptırmaktadır. Şehir için açılan bir diğer faaliyet alanı ise nükleer atıkların depolanmasıdır.

Etraftaki tepelerin altına ne kadar nükleer atığın gömülebileceğini araştıracak bir yeraltı laboratuvarı inşa edilmektedir. Bu türden bir proje başka bir yerde çok fazla tartışmaya sebep olabilirdi; ancak yetkilileri sorgulamamayı öğrenmiş yerli halkın uysal yaklaşımı, Zheleznogorsk’ta kurulan bu tesise karşı bir muhalefetin ortaya çıkmasına engel olmaktadır.

Zheleznogorsk, komünist bir şehirden kapitalist bir kapalı şehir konumuna başarılı bir şekilde dönüşmüştür. Geniş bulvarları Sovyet seviyesinde bir düzen gibi görünebilir; ancak burası mevcut şirketlerin ve vatandaşların talep ettiği yüksek seviyede mahremiyet ve emniyet önlemleriyle karşılaştırıldığında geçmiş hakkında çok da fazla bilgi vermemektedir.


Keşfetmek isterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar:

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu