Fransa Sadece Paris Değildir, Mont St. Michel’i de Keşfedin

Zamana meydan okuyan bir Ortaçağ manastırı etrafında şekillenen bir büyülü ada. Devrim hapishanesinden dünya mirasına  Mont St. Michel…

Burası etrafını saran kumlardan yükselen görüntüsü ile Fransa’nın sembolik görüntülerinden birisi  Onu size fotograflardan tanıtmaya çalışsak da emin olun gerçeğinin görüntüsü görkemi ile nefesinizi kesecektir.

Normandiya ve Bretonya’yı bir araya getiren büyüleyici bir koyda, güçlü gelgitlere maruz kalan geniş ve parlak kumsallara sahip bir ada burası. Aslında bir adadan çok daha fazlası. Bir manastır, bir köy, bir kale, bir çok sanat eserine ilham kaynağı olmuş bir yapı…

Kumlardan yükselen 80 metre yüksekliğindeki granitin bir öyküsü vardır. Efsaneye göre Melek Mikail St. Aubert piskoposuna görünmüş ve buraya bir şapel yapılmasını istemiş. Böylece dağın eteğinde bir yerleşim yeri oluşmuş ve hacılar buraya gelmeye başlamış.

966 yılında bu şapelin yerine bir manastır yapılmıştır. Ancak yıllar sonra Napoleon bu manastırı hapishaneye çevirtmiş ve bu görkemli yapı bir sürede bu görevi üstlenmiş. Mont St. Michel 1874 yılında ulusal anıt ilan edilip restorasyon çalışmalarından sonra bugünkü görüntüsüne kavuşmuş.

Mont Saint Michel, çevresi yarım mil uzunluğunda, deniz seviyesinden itibaren 90 metre yüksekliğindeki sivri bir kaya kütlesinin üzerine oturtulmuş bir yapılar kompleksi.

Yılın her ayı iki kez Manş’ın dev gelgitleri etrafını sararak, burasını bir ada haline getiriyormuş zamanında. 1877’de karaya 1600 metre uzunluğunda bir dolgu yolla bağlanmış o yüzden artık tam olarak kara ile bağlantısı uzun süreli kesilmemekte.

Katedralin güneydoğu yamacında küçük bir ortaçağ köyü yer alıyor. Grand Rue (Büyük Sokak) dedikleri 72 metre uzunluğunda, daracık bir yokuşun iki yanında hediyelik eşya dükkânları ve lokantalar sıralanmış. Bu yolun solunda Saint Michel şapeli var.

Adaya Porte du Roi’dan (Kral Kapısı) girince duvarda büyük ahşap bir pano üzerine yazılmış ‘Les Grandes Marées’ yazısı dikkat çekici. Denizin yükseleceği saatleri bildiriyor. Ona göre arabanızı güvenli noktalara par etmeniz ve kumsalda yürürken dikkatli olmanız gerekli. Zira kabaran deniz aniden dört nala kalkmış bir kısrak gibi, önünde hiç bitmeyecekmiş gibi uzanan kumsalları katedip, Mont’un duvarlarını dövmeye başlayacaktır.

Günümüzde her yıl 3 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilen ve içinde yer alan 60’dan fazla tarihi yapıyla birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan bu yapı Fransa’da görülmesi gereken yerler listesinin başında yer alıyor. Ancak size tavsiyemizi daracık merdivenlerde sıkışıklık yaşamamak için kış sezonunda gitmenizdir elbette…

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Masalsı Bir Köy: Bibury

Bibury, İngiltere’nin batısında dağlık River Coln bölgesindeki Gloucestershire ilçesine ait, tipik dik çatılı taş evleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir