KESFET

Fransa Sadece Paris Değil, Mont Saint Michel’i Keşfedin

Zamana meydan okuyan bir Ortaçağ manastırı etrafında şekillenen bir büyülü ada. Devrim hapishanesinden dünya mirasına Mont St. Michel...

Normandiya ve Bretonya’yı bir araya getiren bir koyda bulunan Mont Saint Michel, Fransa’daki Avranches kasabasına yakın bir gelgit adasının adıdır. Burası aynı zamanda etrafını saran kumlardan yükselen görüntüsü ile Fransa’nın sembolik yerlerinden de birisidir.

Bu ada günümüzde gözümüze oldukça romantik gözükse de aslında çok da toz pembe olmayan bir tarihi vardır. Başlangıçta küçük bir kilise olarak inşa edilen Mont Saint Michel, 12-13. yüzyılda etkili bir manastır ve Batı’daki Hristiyan dünyasının önemli ibadet merkezi haline geldi. Zaman içinde bu ada stratejik bir kaleye, ve hatta devrim döneminde bir hapishaneye dönüştü.

Mont St. Michel
Normandiya kıyısı açıklarında Rennes’in kuzeyine düşen aynı adlı koyda, Couesnon Nehri’nin ağzında yer alan ve çevre uzunluğu 900 m’yi bulan, daire biçimli ve granit oluşumlu Mont Saint-Michel (Saint Michel’in Dağı), 88 m yüksekliktedir.

Kayalık bir gelgit adası olarak sınıflandırılan Mont Saint Michel, anakaraya, gelgit sırasında tamamen su altında kalan ve ancak düşük gelgitler sırasında ortaya çıkan bir set ile bağlanır. Bu fenomen nedeniyle, benzersiz ada sonunda büyük stratejik öneme sahip olacaktır.

Mont Saint Michel Nasıl Kuruldu?

Efsaneye göre, MS 708’de, Normandiya’daki bir komün piskoposu Avranches’li Aubert, başmelek Mikail tarafından ziyaret edildi. Kendisinden Mont Tombe’nin tepesinde kendi adına bir sığınak inşa etmesi istendi. MS 709’da Aubert, adada küçük bir kilise inşa edip meleğin dileğini yerine getirdi. Ancak, sonraki birkaç yüz yıl içinde, bu kilise bir dizi değişikliğe uğrayacaktı.

Adacığın tepesindeki eski manastır çok uzaktan da görülebilir. Önceleri Mont Tombe olarak anılan adacık daha sonra Mont-Saint-Michel adını aldı ve kısa sürede bir hac merkezi durumuna geldi.

MS 966’da, Akdeniz ve Germen unsurlarını harmanlayan bir estetik olan Romanesk öncesi tarzda yeniden inşa edildi. Sonraki yüzyılda da yapıya çeşitli eklemeler yapıldı. 13. yüzyılda, Bretonların kuşatmasından kaynaklanan bir yangın manastırın çoğunu yaktı. Daha sonra, Gotik mimarinin unsurlarıyla son bir kez daha inşa edildi. Fransız Devrimi’nden sonra 1793’den 1811 yılına kadar bu yapı rahipler için hapishane olarak kullanıldı. Ayrıca bu ada İngiltere – Fransa Yüz Yıl Savaşları sırasında kale olarak da kullanılmıştır.

1874’te, büyük bir restorasyon projesinden kısa bir süre önce, manastır tarihi bir anıt ilan edildi. Benzer şekilde, 1979’da UNESCO Dünya Mirası alanı olarak kabul edildi. Bugün, yılda 2,5 milyon ziyaretçiyle Fransa’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olmaya devam ediyor.

Manastıra ek olarak, Mont Saint Michele 1000 yılı aşkın bir süredir, giderek gelişen bir köye de ev sahipliği yapmaktadır. Ortaçağ’da adaya feodal aileler yerleşmiştir ve bu dönemde duvarların dışında, balıkçılar ve çiftçiler için evler yapılmıştır.

Bu arada, önemli Yunan filozoflardan Aristoteles’in eserleri ilk kez Mont Saint Michel’de Yunancadan Latinceye çevrildi. Bu tercüme faaliyetleriyle Mont Saint Michel’in 12. yüzyılın ikinci yarısında Aristoteles’in düşünce ve fikirlerinin Batı’da yaygınlaşmasında önemli rol oynadığı belirtiliyor.


Göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu