KESFET

Modern Heykel Sanatının Dünyada Karşımıza Çıkan İlginç Örnekleri

İnsan var olduğu zamandan itibaren duygu, düşünce ve yaşadıkları dönemi bir sonraki nesillere aktarabilmek, bir nevi ölümsüzleştirmek adına bir yol aradı. Bazen bir taşı, bazen bir ağacı oyarak, bazen de duvarları kullanarak yaptı bunu. Heykel sanatı zaman içinde değişimler göstererek günümüzde artık daha modern bir çizgiye oturdu ve dünyanın farklı yerlerinde birbirinden ilginç biçimlerde karşımıza çıkmakta. Sizlere bazı örnekler sunalım.

Tarihte bilinen ilk heykel Almanya’nın güneybatısında olan Stadel Mağarası‘nda 1939 yılında bulunan aslan başlı heykeldir. Mamut dişine oyulan ve “Hohlenstein-Stadel Aslan Adam” heykeli olarak da bilinen bu heykel üzerinde yapılan radyokarbon testleri, eserin M.Ö. 40.000 yıllarına ait olduğunu göstermiştir. Tarihteki ilk insan figürü ise çıplak bir kadını betimlemiştir. Heykelin başı kayıptır ve bu heykelin de M.Ö. 35.000 civarında yapıldığı belirlenmiştir. Söz konusu insan figürü de Almanya’da “Hohle Fels” mağarasında bulunmuştur. Bu sebeple Hohle Fels Venüsü olarak da bilinir.

Günümüz Modern Heykel Sanatının İlginç Örneklerinden Bazıları

1-Özgürlük, Zenos Frudakis, Philadelphia

Kalıplarından çıkarak özgürlüğe kavuşmanın çetrefilli ve zorlu yolculuğunu anlatan bu eser bronz yapıya sahiptir. Frudakis’e göre bu eser, yaratıcı süreçte özgürlüğün kazanılması mücadelesi hakkındadır. Etrafındaki sınırlardan kurtulmaya çalışan insanlığın yaşadığı zorlukları aşama aşama anlatan bu eser, o özgürlük anına kavuşmuş olan kişinin büyük mutluluğunu en yalın şekliyle anlatmaktadır.

2-Aşk, Alexander Milov, ABD

Ukraynalı heykeltıraş Alexander Milov‘un Burning Man festivalinde sergilenen “Love” isimli heykeli. Heykelde iki yetişkin birbirlerine sırtlarını dönmüş otururken, içlerindeki çocuk tam tersi birbirine bakıyor, dokunmaya çalışıyor.

3-‘Erkek ve Kadın”, Tamara Kvesitadze, Gürcistan

Heykelin ilham kaynağı 1937‘de Azeri yazar Kurban Said‘in yazdığı ”Ali and Nino” adlı romandır. Eser hüzünlü bir aşk hikayesini anlatır. Ali müslüman bir genç, Nino ise Gürcistanlı bir prensestir. Sovyet işgali ile aşıklar ayrılmak zorunda kalır. Heykel her gün akşam saat 19:00’da hareket etmeye başlar ve iki figür tekrar ayrılmadan önce birbirlerini kucaklar. 10 dakika sonra ise bütün hareket son bulur.

4-Robert Glen, Mustangs at Las Colinas, ABD

Mustangs of Las Colinas, Teksas Irving’deki Las Colinas’daki Williams Meydanı’nı süsleyen Robert Glen’in bronz bir heykelidir. Heykelin etrafındaki çeşmeler, hayvanların toynaklarından sıçrayan suyun etkisini verir. Heykelde 9 tane vardır. Bu atlar genelde Amerika Birleşik Devletlerinin batı eyaletlerinde sahipsiz, başıboş gezen yaban atlarıdır.

5-Paige Bradley, Expansion, ABD

Modern heykel sanatının sembolü olarak görülen heykel aslında sanat öğretilerine bir tepki niteliğindedir. Orijinali özel bir koleksiyona dahil edilen heykelin kopyaları Londra ve Kaliforniya’da bulunmaktadır. Paige Bradley isimli heykeltıraş tarafından yapılan ‘Expansion’ isimli heykel insanlığın bireysel iletişimde kendisini ararken yabancılaşma hissini temel alıyor. Heykelin bu kadar popüler olmasındaki neden tüm insanların içerisinde taşıdığı bir noktaya parmak basıyor olmasıdır. 

Sanat eserinin sergilenmesi için uğraşırken sürekli reddedilen sanatçı, bir gün bu öfkeyle heykeli bir yerden fırlatmış ve sonrasında parçaları tekrar bir araya getirerek böyle bir eser ortaya çıkarmış.

6- ChongFah Cheong, First Generation, Singapur

Birinci Nesil, Singapurlu heykeltıraş Chong Fah Cheong tarafından bronz bir heykeldir. Bu heykel, çeşitli heykeltıraşlar tarafından bir dizi heykelin bir parçası olarak oluşturuldu. Nehire atlayan 5 çıplak çocuğun betimlendiği bu eser Singapur’un tarihinde suyun önemini vurgulamak amacı ile yapılmıştır.

7- Jerzy Kalina, Yoldan Geçenler, Wroclaw-Polonya

Bilinmez Yoldan Geçenler Anıtı, Piłsudskiego Caddesi ile kesişen  Świdnicka Caddesi’nin her iki yanında duran on dört gerçek boyutlu bronz figürden oluşuyor. Bunlar arasında çocuğu olan bir anne ve bastonlu yaşlı bir kadın, valizli bir adam ve diğer on sıradan yoldan geçen kişi var. Bazı heykeller tamamen görülebiliyor, bazıları görünmez geçitte “yok oluyor”

Jerzy Kalina tarafından yapılan heykel, siyasi bir olayın tasviridir. Sanatçı, 1981 yılında yürürlüğe giren askeri yasaların ardından kaybolan insanların hikayesini sembolleştirmiştir. 2004 yılında yapılmış olan heykel, çağdaş sanatın dünya çapındaki en önemli eserlerinden biri olarak da tanımlanır.

8-Rowan Gillespie, Famine, Dublin, İrlanda

Büyük Kıtlık ya da bir diğer ismiyle İrlanda Patates Kıtlığı, İrlanda’da da 1845 yılında başlayıp 1852 yılında son bulan kitlesel açlık, hastalık ve göç dönemi. Büyük İrlanda Kıtlığı’nın en önemli sembollerinden biri ise 1997’de İrlandalı heykeltıraş Rowan Gillespie tarafından Dublin Liffey Nehri kenarına yapılan bu heykellerdir. ( Daha fazla bilgi için: Büyük Açlık Yani İrlanda Patates Kıtlığı Neden Çıktı ve Önlenemedi?)

9- Can Togay ve Gyala Pauer – Danube Parkı’ndaki ayakkabılar, Budapeşte Macaristan

Tuna Nehri’nin kenarındaki bu heykel, İkinci Dünya Savaşı sırasında öldürülen 800’ü Yahudi olmak üzere toplam 3500 kişinin anısına yapıldı. Ayakkabılarının çıkarılması emredildikten sonra vurulan bu kişilerin bedenleri nehre düşerken, ayakkabıları nehrin kenarında kaldı. Can Togay ve Gyula Pauer tarafından yapılan bu anıt, savaşın masum kurbanlarını sembolize ediyor.

12- Değişiklikler, Jason Decaires Taylor, Grenada

Jason deCaires Taylor yaptığı sualtı heykelleri ile tanınan İngiliz heykeltıraş, dalgıç ve fotoğrafçıdır. 2006 yılında dünyanın ilk sualtı heykel parkı olan Molinere Sualtı Heykel Parkı’nı (Molinere Underwater Sculpture Park) oluşturmuş ve ziyarete açmıştır. Sanatçının su altında pek çok heykeli bulunmaktadır. Temel amacı denizlere ve okyanuslara verilen tahribata dikkat çekmektir.

13- Eksilmek ve Artmak, David Mccracken, Avustralya

Sanatçı burada optik bir illüzyon yaratmak istemiştir. Eserin görüntüsü Led Zeppelin‘in Stairway To Heaven adlı efsane şarkısına adeta gönderme yapmaktadır. Sydney’de David McCracken tarafından tasarlanan, gökyüzüne kadar uzanan bu merdivenlerin bir sırrı her bir basamağın, bir diğerinden daha küçük olmasıdır. Bu yüzden baktığınız zaman sonsuza kadar gidiyormuş gibi bir görüntü sağlıyor.


Göz atmak isterseniz

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu