YAŞAMIN İÇİNDEN

Sessizlik Beyni ve Yaratıcılığı Nasıl Geliştiriyor?

Trafiğin gürültüsü, sirenlerin tiz sesleri, yüksek sesle konuşanlar, cep telefonlarının bildiri mesajları ve daha onlarcası. Gezgin, felsefeci ve yazar Erling Kagge, “Gürültü çağında yaşıyoruz. Sessizliğin neredeyse soyu tükenmiş” sözleriyle durumu çok iyi özetliyor aslında. Sessizliği keşfetmek için Kuzey Kutbu’na ve Güney Kutbu’na giden, hatta Everest’e tırmanan Kagge, “Antarktika şimdiye kadar bulunduğum en sessiz yerdi. Parçası olduğum bu dünyaya daha dikkat gösterir hale geldim” ifadeleriyle sessizliğin hayatımız için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Gittikçe gürültülü ve stresli bir dünyada, daha fazla insan sessizliğin faydalarını ve gücünü keşfediyor. Uzmanlar, sessizliği hayatımızın bir parçası haline getirmeyi seçmemiz gerektiği konusunda ise hemfikir. Herkesin kendi “içsel sessizliğini” bulabileceğini düşünen Kagge’ye göre bir insan için en değerli zamanlar, kendi fikirleriyle baş başa kalıp kendi hayatının içine girebildiği anlar. Neyse ki Kagge gibi sessizliğin peşine düşmek için kutuplara ya da Everest’e gitmemize henüz gerek yok. Hızla tükeniyor olsa da sessizliğin değerini anlayabileceğimiz ortamları hala bulmak mümkün. Peki neden sessizliğe ihtiyacımız var? Onu nasıl kaybettik? Belki de aynı önemde bir soru daha: Onu yeniden nasıl kazanabiliriz?

Sessizliğe neden ihtiyacımız var?

1- Sessizlik bize düşünmek için fırsat verir

Modern dünya ve onun çeşitli sesleri bir arada beyninize girerken belli bir konu üzerine odaklanmak giderek zorlaşır. Bir ses yaklaşık 80 desibele ulaştığında ise odak neredeyse tamamen kaybolur. Sessiz bir ortam veya sadece biraz arka plan gürültüsü olan bir ortam, en iyi şekilde konsantre olmanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca, şüphesiz, yaratıcılık hayatın önemli bir parçasıdır ve sessizlik de yaratıcı sürecin önemli bir parçasıdır. Bir çok araştırma, yaratıcı sürecin harekete geçmesi için sessizliğin ne kadar önemli olduğunu bizlere göstermiştir.

2- Sessizlik sohbet sırasında önemli bir araçtır

Hiç durmadan konuşmak yerine ne zaman konuşacağınızı ve ne zaman susacağınızı bilmek sizin için daha iyi olabilir. Bir sohbet ya da tartışma sırasında, sessizliğin gücünü unutmak kolay olabilir. Ancak aslında sessiz kalmak en etkili araçtır . Ara verdikten sonra daha sakin ve akıllıca konuşabilirsiniz. Sessiz kalarak, doğal olarak daha fazla dinlemiş ve başkalarına daha fazla paylaşım yapma şansı vermiş oluyorsunuz.

3- Sessizlik beyinlerimizin gelişmesini sağlayabilir

2013 yılında biyolog Imke Kirste, farelerin beyni üzerinde sesin etkisini test ediyordu. Sonuçlar şaşırtıcıydı. Seslerin kalıcı bir etkisi yoktu, ama günde 2 saat sessizlik hafızada önemli rolü olan hipokampustaki hücre gelişimini tetikliyordu. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, hafıza sorunlarına sessizliğin ilaç olabileceği anlamına geliyor olabilir.

Sessizlik sırasında beynimiz yalnızca içsel ve dışsal bilgileri toparlayarak bilinç düzeyimizi arttırmıyor, aynı zamanda kendimizle ilgili farkındalığımızın artmasını da sağlıyor. Dikkatimizi dağıtan bir gürültü ya da iş olmadığı zamanlarda odağımız kendimize ve dış dünyaya yoğunlaşıyor ve adeta beynimiz hiç olmadığı kadar özgürleşiyor.

4- Sessizlik sosyal medyanın panzehiridir.

Korkutucu bir fikir gibi gelebilir, ancak sosyal medyadan birkaç saat uzaklaşmanın bir zararı olmaz. Bütün bir gün telefonunuzdan ya da tabletinizden uzak kalabilir hale gelinceye kadar, yavaş yavaş ara verebilirsiniz. Uyarıcı seslerin yokluğu sizi daha mutlu yapabilir.

5- Sessizlik stresi hafifletmeye yardımcı olur

Gereksiz seslerin sağlığımıza bir diğer olumsuz etkisi de stres ve uykusuzluğa neden olması. Yapılan araştırmalara göre gürültüye karşı tepki veren vücudumuzda stres hormonları salgılanmaya başlıyor ve uykusuzluk dahil birçok anormallik baş gösteriyor. Eğer çoğunlukla gürültülü olan bir ortamda yaşıyorsanız, stres hormonu seviyelerinizin normalin üstünde olması şaşırtıcı değildir. Sessizliğin ise tam tersi bir etkisi var. Beyindeki ve vücuttaki gerginliğin azalmasını sağlıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, 2 dakikalık sessizliğin rahatlatıcı olarak bilinen müzikten bile fazla sakinleştirici etkisi var. Kim bilir, belki de müziği kapatmanın bile vakti gelmiş olabilir…

Ayrıca göz atmak isterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar için: The power of silence in the smartphone age; https://www.theguardian.com/

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu