Kent Yaşamının Ruhsal Etkileri

Kırsal yaşamla karşılaştırıldığında kent yaşamının pek çok avantajı olduğu bir gerçek; daha iyi iş olanakları, eğlence mekanları ve sağlık hizmetlerine ulaşım kolaylığı bu avantajlar arasında sayılabilir. Bununla birlikte kent yaşamı insanlarda büyük oranda stres de yaratabilmektedir ve bazı araştırmalar şizofreni, depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi hastalıkların kentlerde yaşayanlarda daha sık görüldüğünü göstermektedir. Bu bulgudan yola çıkan araştırmacılar, kentte yaşayanlarla kırsal kesimde yaşayanların beyinlerinin belirli stres koşullarına tepkilerini inceleyen bir çalışma yapmışlar.

Bir başlangıç çalışması olarak araştırmacılar yerel bir gazeteye ilan vererek kentlerden, kasabalardan ve köylerden toplam 32 sağlıklı Alman aradıklarını duyurmuşlardır. Çalışmada yer alan kişilerin beyinlerinin işlevsel manyetik rezonans görüntüleme ile kayıtları alınırken, eşzamanlı olarak aritmetik problemleri sorulmuş ve bilgisayardan diğer insanların gösterdikleri başarı arasında kendilerinin sıralaması hakkında bilgi verilmiştir (gerçekte böyle bir sıralama yokken, katılımcılarda performanslarına dair stres yaratılmak üzere bu yöntem uygulanmıştır). Ardından araştırmacılar katılımcıların stres düzeylerini daha da artırmak için performansları arasında onlara şu sözleri sarf etmişlerdir: ‘Bu problemleri çözmenin sizin düzeyiniz için çok zor olduğunun farkındayız fakat lütfen bizi anlayın, bu çalışma çok pahalı bir çalışma. O yüzden en azından katılımcıların en başarısız dörtte birinin üzerinde bir başarı elde etmeye çalışın!’. Kalp atım oranı, kan basıncı ve stres hormonu düzeyi gibi ölçümlerle bu cümlelerin kişilerin stres düzeyini artırdığı belirlenmiştir.

Görüntüleme çalışmaları, kentte yaşayan insanlarda kırsal kesimden gelenlere göre sosyal stresle karşılaşma durumunda beynin amigdala bölgesinde daha yüksek oranda bir aktivasyon artışı olduğunu göstermiştir. Perigenual anterior singulat korteks (pACC) adı verilen, bazı araştırmalarda şizofreni ile bağlantısı gösterilen ve emosyon ve sosyal süreçlerde görev alan bölgede aktivite artışı gerçekleşmektedir.

Yeni gönüllülerle yapılan yeni deneyler bulguları güçlendirmektedir, öyle ki halihazırda yaşanılan şehrin büyüklüğü arttıkça, sosyal stres sırasında amigdalada görülen aktivite artışı da artmaktadır. Bununla birlikte çocukluk döneminde şehirde geçirilmiş olan zaman uzadıkça ise pACC aktivite artışı belirginleşmektedir. Çalışma sonuçları Nature dergisinde internetten yayımlanmıştır.

Araştırmacılar bu değişikliklere kent yaşamının kendisinin yol açtığını düşünmektedir ve ekibinin, beyin aktivitesindeki bu değişikliklerle eğitim, gelir gibi demografik veriler ya da duygudurum ve kişilik ölçümleri arasında bir ilişki bulamadığını da eklemektedir.

Chicago Üniversitesi’nden sosyal nörobilimci John Cacioppo, kent yaşamının beynin sosyal streslere olan duyarlılığını arttırarak psikiyatrik hastalık riskini arttıracağı yönündeki görüşün, üzerinde durulmaya değer bir görüş olduğunu söylemektedir.

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Yaşadım Diyebilmek İçin

Yaşlanmak istemiyorum, fakat yine de korkmuyorum yüzümün kırış kırış olmasından, dilediğimce spor yapıp koşamamaktan. Her canım …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir