YAŞAMIN İÇİNDEN

Hayatı Değerli Kılmanın Bir Yolu: Minimalizm

Hayatlarımızı otomatik bir şekilde, alışkanlıklar çerçevesinde yaşıyoruz. Zaman bir kovalamaca ile geçiyor. Buna kendini kaptıran bizler, dindirilemez bir tatminsizlik duygusu içerinde, mutluluğu nesneler dünyasında aramayı sürdürüyoruz. İnsanlığın tarihsel süreçte yaşam standartları yükselirken, neden aynı zamanda daha fazlasına özlem duyar? Belki de bunun nedeni biraz biyolojik, atalarımızdan bizlere aktarılan, temelde hayvani bir dürtü olan biriktirme alışkanlığı ile ilintili. Peki, bu gidişe dur demek mümkün mü? Az ile yetinmeyi yaşam biçimi olarak tercih edip, minimalist bir hayat biçimini seçerseniz elbette. 

Minimalizm Nedir?

Minimalizm 1960’lı yıllarda bir sanat akımı olarak ortaya çıkmasına rağmen, zamanla, hayatın anlamını kazanmak ve tüketmeye indirgeyen tüketim toplumuna bir tepki olarak gündelik yaşam felsefesi haline gelmiş durumda. Minimalist hareket homojen bir karaktere sahip değil. İhtiyaç duyulmayan eşyalardan kurtulmayı ve daha bilinçli harcama yapmayı öğütleyenlerle, bu düşünceyi Zen felsefesiyle harmanlayıp dini bir karaktere büründürenlere veya kişisel mülkiyeti tamamen reddeden sosyalist bir anlayışı benimseyenlere kadar çok farklı varyasyonlar mevcut. Kullanılan eşya sayısını 150’ye, 100’e veya 33’e indirmeyi amaçlayanlar veya evini barkını terk edip sokaklarda yaşayan radikal minimalistler de var.

Öncelikle “sade” ile “basit” kelimelerini karıştırmamak gerekiyor. Basit, kullanımı ve içeriği özelliksiz olandır. Sade ise, özellikleri üzerinde düşünülüp, yalınlaştırılmış yani fazlalıklarından arınmış olandır. Özetle, az çoktur ve sadelik karmaşanın çözülmüş halidir. Hayatımızda olan her şeyin bir amacı olmalıdır.

Sadecilik kavramını tek başına “her şeyden kurtulmak” demek değildir, bu bir yaşam biçimidir. İşe elbette hayatımızı dolduran ıvır zivır nesneleri ayıklamakla başlamalıyız. Elemeli, temizlemeli, her birinin üzerinde hayatınıza bir anlam katıp katmadığı hakkında düşünmeli ve eğer onsuz da yaşayabileceğinizi fark ederseniz bu nesnelerden kurtulmalısınız.

Sadecilik kavramını ucuzluk, basitlik demek değildir. 2 pantolonun 1 tanesini atmak değildir. Ya da Mercedes’e biniyorken daha ucuz bir arabaya binmek demek de değildir. Bu kavramda verimlilik esastır. Bu yüzden satın alacağımız şeylerin altında yatan temel fikir bu olmalıdır. Daha az şeyin olduğu bir hayat düşünün. Daha az dağınıklık, daha az stres, daha az borç ve memnuniyetsizlik. Oyalanmadan yaşanan hayat. Şimdi daha fazlasıyla düşünün hayatı. Daha çok zaman, daha anlamlı ilişkiler, daha fazla gelişim, daha fazla yardımlaşma ve memnuniyet.

Kıyafet; tanımı gereği sadece bedenini örtmesi için tasarlanmış, vücudu doğa şartlarından koruyan bir ek tabakadır. Sizi, siz yapan şey değildir.

Minimalist Öneriler

  • Minimalizm asla alışverişe gitmeyeceğiniz anlamına gelmez. Sadece satın alımlarınızda daha bilinçli olduğunuz anlamına gelir. Yeni bir koşu ayakkabısına veya pantolonuna ihtiyacınız varsa, sizi uzun süre dayanacak kaliteli parçalara yatırım yapın. O esnada fazla para ödemek cazip gelmeyebilir, ancak uzun süreli kullanım sonucunda aslında avantajlı olursunuz.
  • Evinizde kitaplardan ya da biriktirmeyi sevdiğiniz filmlerden dolayı nefes alamıyorsanız, bundan sonrasında mümkün oldukça dijitalleşmeyi düşünün. Ev ve iş yerinizdeki çalışma alanınızı daha az karmaşıklaştırmak aklınızı da sadeleştirecektir. Görsel dikkat dağıtıcılar bizi fark edebileceğimizden çok daha fazla etkiler. Kitaplığınızda okuyacağınız 6 kitap olması, hiçbir zaman okumayacağınız 100 kitaptan daha iyidir. Sayfayı her çevirdiğinizde kitap sayfalarını fiziksel olarak hissetmek istiyorsanız, yerel bir kütüphaneye abone olun.
  • Yaşamınızda neyin bir amaca hizmet edip etmediğini belirleyin. Sonrasında hayatınıza değer katmayan eşyaları nasıl azaltabileceğinizi düşünün. Mümkün oldukça hızlı biçimde de onlardan tamamen kurtulun.
  • Gününüzün her dakikasını üretkenlik ve dikkat dağıtıcı şeylerle doldurmak cazip gelse de bunu yapmayın. Biraz boşluk bırakın. Günlerinizi daha az plan yaparak yaşayın. Böylelikle çocuğunuzla okumak, yürüyüş yapmak, kestirmek gibi basit şeylere de yer kalsın.

Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz size önereceğimiz bir belgesel var. 2016 yılında gösterime giren ve bağımsız belgesel dalında gişe rekorları kıran ‘Minimalism: A Documentary About the Important Things’. Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus’un hayat hikâyeleri çerçevesinde, minimalist yaşam tarzı üzerinden Amerikan rüyasının dayattığı tüketim çılgınlığını eleştiriyor belgeselde. Buradan göz atabilirsiniz.

Karşımızda iki dünya var: Bir tarafta kapitalizmin dişlileri arasında öğütülen bireyler, diğer tarafta ise hayatın tek anlamının kazanmak ve harcamak olmadığını fark edenler. Bu belgesel, aslında bir yolculuk hikâyesi. Bir taraftan Millburn ve Nicodemus’un minimalizm üzerine yazdıkları kitabı tanıtmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptıkları 10 aylık bir yolcuğa eşlik ediyorsunuz, diğer taraftan da onların içsel yolculuklarına ve değişimlerine.

Daha azıyla yetinerek daha mutlu olabileceğiniz bir yaşam sürmeniz dileğimizle. Ayrıca aşağıdaki yazılarımıza da göz atmak isteyebilirsiniz.

İleri okumalar için: 10 Minimalist Lifestyle Tips to De-Stress and Save Money; https://mint.intuit.com/

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu