Çarpık Kentleşmenin Şatosu: Kowloon Walled City

Kentlilerin yığınlar halinde yaşadığı, tek tip düzenin hüküm sürdüğü şehir ütopyalarına 18. ve 19. yüzyıldan aşinayız. Bu yerlerin günümüzde birçoğu boşaltılmış, yıkılmış, ya da müzeye çevrilmiş durumda. Hong Kong’da bulunan ve 2. Dünya Savaşı sırasında hızla büyüyen Kowloon Walled City’de bunlardan birisi.

1950’lerden 1994’e kadar, 300 bağlantılı binadan oluşan büyük bir kompleks olan Kowloon Walled City’de 33.000’den fazla insan yaşadı ve çalıştı. Bölge 65.000 metrekarelik bir alanı kapsıyordu. 210 metreye 120 metre. Burası bir zamanlar, yeryüzündeki en yoğun nüfuslu yerlerden birisi idi. Kowloon Walled City, zamanla duvarlarını kaybetti, yıkıldı ve bugün bir kent parkına dönüştürüldü.

Şehir planı

Bu yerin kaderi aslında biraz da hiçbir ülke tarafından istenmemeleri nedeni ile şekillendi. Bölge II. Dünya Savaş’ında Japonya tarafından işgal edilmiş olmasına rağmen Japonya’nın yenilmesinden sonra mecburen Hong Kong tarafından geri alındı. Ne Çin, ne de İngiltere kentin sorumluluğunu üstlenmeyince, zamanla yaşayanlar bağımsız ve kanunsuz biçimde, istedikleri biçimde şehre yerleşti. Polisin ve hükumetin giremediği bu bölge, kanun kaçaklarının vazgeçilmez alanı haline geldi.

300 kadar binayı bu alana sığdırmak zorunda kaldıkları için hane başına düşen yaşama alanı 10 ile 20 metrekare arasında değişiyordu. Evlerin alt katları ise işyerleri olarak kullanılıyordu.

Kent çok az gün ışığı alıyordu ve direnajı da çok azdı. Geçitler genelde 1-2 metre genişliğindeydi. Bu duvar kente, ilginç olan bir başka şey de, neredeyse hiç yere basmadan, kenti kuzeyden güneye baştan başa dolaşabilmekti. Bunun sebebi ise, zekice kullanılmış bir merdiven ve geçit sisteminin olmasıydı.

Bölgeyi Çinli bir uyuşturucu mafyası yönetmekteydi. İşgücü olarak da eroin bağımlısı gençler kullanılıyordu. Bunca karmaşaya rağmen insanlar sıradan hayatlarına devam etmeye çalışıyorlardı.

Şehrin sakinlerinin çoğu diğer Hong Kong’lular gibiydi aslında. Genelde yaşam, eğitim ve diğer sosyal konular için endişe içinde olan, çalışkan insanlardı. Bu bölgede zamanla sosyal bir yapı da oluştu. Hayatlarını sürdürebilmek için insanlar birbirine yardım ederek, ortak işler yapmaya başlamışlardı. Kentin çatısı, toplanma ve sosyalleşme mekanlarıydı.

Tüm bu düzensizliğin içinde sistemin işleyişi bir çok mimarın ilgisini çekmekteydi. Çünkü insanların yaşayabilmek için bulduğu çözümler dahiyaneydi.

1987 yılında Hong Kong Hükümeti kenti yıkmayla ilgili planlarını açıkladı. Uzun ve sancılı bir tahliye döneminden sonra, yıkım 1993 Mart’ında başladı ve 1994 Nisan’ında sona erdi. Bu duvarlarla kaplı ve suç barındıran kentin yerine 1995 yılında Kowloon Walled City Park açıldı. Park’ta eski şehirden kalıntılar da görmek mümkün.

Bugün bölgeyi ziyarete gidenler yeşillikler içinde bir park, alışveriş mekanları ve eski yaşamı anlatan küçük bir müze ile karşılaşıyorlar. Ancak Batman gibi birçok filme sahne olan, hatta bilgisayar oyunlarına bile ilham veren Kowloon Walled hafızalarımızda, çarpık ve plansız bir yapılaşmanın sonuçlarını gözler önüne seren bir örnek olarak, yaşamaya devam ediyor.

Bölge ile ilgili kısa bir belgesele göz atmak isterseniz

Derleyen: Sibel Çağlar

Kaynak:

YolveMacera

Bunlara da Göz Atın

Adventure Turkey İle Macera Dünyasına Adım Atmaya Hazır mısınız?

Ortak tutkusu macera olanları bir araya getiren dopdolu bir organizasyon yakında gerçekleşecek. ADVENTURE TURKEY, macera …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir