Emma Gatewood, daha sonra “Büyükanne Gatewood” olarak tanınan ve doğa yürüyüşü tarihinde bir efsaneye dönüşen cesur bir kadındı. Doğa yürüyüşüne olan tutkusu ve azmi sayesinde birçok ilke imza attı ve bu alanda yeni bir çığır açtı.

Ne bir çadır ne bir harita ne de uyku tulumu vardı. Pusula ya da profesyonel bir sırt çantası bile taşımıyordu. Yol boyunca sadece kendi içgüdülerine ve yabancıların nezaketine güvenerek ilerledi. Gittiği yerlerde insanların ona sunduğu yiyecek ve barınak, onun yolculuğuna devam etmesini sağladı.
Emma Gatewood’un bu sıra dışı başarısı, sadece fiziksel dayanıklılığı değil, aynı zamanda irade gücünü, cesaretini ve doğaya duyduğu sevgiyi gözler önüne serdi. O, doğa yürüyüşünün sadece gençler ve maceraperestler için olmadığını kanıtlayan bir öncüydü..
Emma Gatewood Neden Yola Düştü?
25 Ekim 1887’de küçük bir kasabada dünyaya gelen Emma Gatewood, çocukluk ve gençlik yıllarını, o dönemdeki birçok köy kadını gibi sıradan bir hayat yaşayarak geçirdi. 19 yaşında, hem öğretmenlik hem de çiftçilik yapan Perry Gatewood ile evlendi.
Ancak bu evlilik, onun için baskı ve zorluklarla dolu geçti. Yıllar ilerledikçe çocukları ve torunları oldu, yaşamı büyük ölçüde rutin bir şekilde devam etti. Zorluklarla geçen yıllarda ona huzur veren tek şey, evinin arkasındaki ormanda zaman geçirmekti.

1954 yılına gelindiğinde, eline tesadüfen geçen bir dergide Appalachian Yolu hakkında bir yazı okudu. Bu yolun, o güne kadar hiçbir kadın tarafından tam anlamıyla yürünmediğini öğrenince hayatının en büyük meydan okumasını gerçekleştirmeye karar verdi.
O yıl, 11 çocuk, 24 torun ve 30 torun çocuğuna sahipti. Ancak bu onun için bir engel değildi. Dünyanın o dönemdeki en uzun yürüyüş yolu olan 3518 km’lik Appalachian Yolu’nu tek başına yürümeye karar verdi. Üstelik ne bir deneyimi vardı ne de uygun malzemeleri.

Bu yolu tamamlayan erkeklerin sayısı bile sadece 11 kişiyle sınırlıyken, 67 yaşındaki bir kadının bu meydan okumaya kalkışması neredeyse imkânsız gibi görünüyordu. Ancak Emma Gatewood kararlıydı. Çocuklarına sadece “Yürüyüşe çıkıyorum.” diyerek yola koyuldu ve yürüyüşüne Katadhin Dağı’na tırmanarak başladı.
Ancak yürüyüşe başladıktan kısa süre sonra zorluklar peşini bırakmadı. Parkurdaki ilk saatlerinde gözlüğünü kırdı ve yönünü bulmakta zorlandı. Gözlüksüz kaldığı için kayboldu ve yiyecekleri de hızla tükendi. Çaresiz bir şekilde başladığı noktaya geri dönebilmek umuduyla üç gün iki gece boyunca dolaştı.
Neyse ki, bazı park korucuları onu yolda fark etmişti. Dağdan indiğini göremeyince endişelenerek arama çalışmalarına başladılar ve kısa süre sonra onu buldular. Emma Gatewood eve geri gönderildi, ancak bu başarısızlık onu yıldırmadı. Aksine, inancını daha da güçlendirdi.
Büyükanne İkinci Defa Yola Çıkıyor
Başarısızlık, onun için bir son değildi. Ertesi yıl, farklı bir rotadan yeniden yola çıktı. 1200 kilometrelik kısmı tamamladıktan sonra ailesine bir kartpostal yollayarak iyi olduğunu bildirdi. Ancak o farkında olmasa da geride bıraktığı dünyada büyük bir gelişme yaşanıyordu.

Yolda karşılaştığı kişiler, onun hikâyesini başkalarına anlatmıştı. Basın, 67 yaşındaki bu kadının inanılmaz yolculuğunu merakla takip etmeye başlamıştı. Yolculuğu, gazete manşetlerine taşındı ve halk arasında büyük bir ilgi uyandırdı. 146 gün sonra, Appalachian Yolu’nun bitiş noktasına ulaştığında, artık sadece yolu tamamlamamıştı. Tüm ülke çapında bir efsaneye dönüşmüştü.
Yıllar sonra verdiği bir röportajda, “Bu kadar zor olduğunu bilseydim, bu geziye asla başlamazdım.” dese de, yürüyüş tutkusu bitmemişti. 1957’de tekrar yola çıktı ve patikayı iki kez tamamlayan ilk kişi oldu. 1964 yılında, 77 yaşındayken, parkuru bu kez bölümlere ayırarak üçüncü defa yürüdü ve bir rekora daha imza attı.
Daha sonra “Bu kadar zor olduğunu bilseydim bu geziye asla başlamazdım” dese de 957’de, Gatewood tekrar yürüyüş yapmak için patikaya geri döndü. Bu da onu, patikayı iki kez başarıyla geçen ilk kişi yaptı. 1964’te yani 77 yaşındayken patikayı bölümlere ayırarak bir kere daha yürüdü. Bu sayede de bir rekora daha imza attı.
Emma Gatewood, 4 Haziran 1973’te, 86 yaşında hayatını kaybetti. Ancak onun yürüyüşleri, sadece bireysel bir başarı değil, tarihsel bir dönüm noktasıydı.
- Tek başına doğa yürüyüşü korkusunu yıktı: Kadınlar ve yaşlılar için tek başına yürüyüş yapmanın korkulacak bir şey olmadığını kanıtladı.
- Yaşlılık algısını değiştirdi: İnsanların “Yaşlandım, artık hayattan elimi çekmeliyim.” düşüncesine meydan okudu. Gençler için bile zorlu kabul edilen bir yürüyüşü ileri yaşında başarıyla tamamlayarak, yaşlılığın bir engel olmadığını gösterdi.
- Doğa yürüyüşünü popüler hale getirdi: Appalachian Yolu ve doğa yürüyüşü, onun sayesinde daha geniş kitlelere yayıldı. İnsanlar, yürüyüşü yalnızca maceracılar için değil, herkes için yapılabilir bir etkinlik olarak görmeye başladı.
- “Ultralight Backpacking” akımının doğmasına öncülük etti: Mümkün olan en az eşyayla yolculuk yapma fikri, onun yürüyüş tarzıyla ilham kaynağı oldu.
Kaynaklar ve ileri okumalar:
- The First Woman to Thru-Hike the Appalachian Trail Alone Did It as a ‘Lark’; Bağlantı: https://www.atlasobscura.com/
- Grandma Gatewood: The First Woman to Solo Hike the Entire Appalachian Trail; Yayınlanma tarihi: 26 mart 2021; Bağlantı: https://www.outdoors.org/
YolveMacera