Neden Yalnız Kalabilmeliyiz: Tarkovski’den Tavsiyeler

Sinemayı dönüştüren yönetmenler arasında, akla ilk gelen isimlerden birisidir Andrey Tarkovski. Hayal ile gerçek; beden ile ruh arasındaki silik çizginin belirsizliğini net bir şekilde algılamış ve tüm eserlerinde hüküm süren şiirsel anlatım diliyle bunu çalışmalarına yansıtmıştır. Üzerinde yaşadığımız dünyayı belki de en arınmış biçimde gözlemlemiş ve izlenimlerini yine en sade şekilde eserlerine aktarmıştır Tarkovski.

Hayat görüşünü, tecrübelerini, kabuslarını ve düşlerini çok geniş bir perspektiften her algıya farklı biçimlerde hitap edecek şekilde filme alan Tarkovski, kağıt üzerinde birbirlerinden büsbütün farklı; ancak sorgu yöntemleri ve sinematografik ilerleyişleri nedeniyle biçem olarak neredeyse aynı eserlerin ‘filozof’ yönetmenidir kısacası. Zaten Tarkovski’nin sinema tarihinde yeni bir çağın başlangıç olarak nitelendirilmesinin başlıca sebebi de budur.

“Kendini yalnız hissetmemek için başkalarıyla beraber olmak” teması üzerine onun tavsiyelerini paylaşalım sizlerle…

İnsanlara ne söylemek istersiniz?

Bilmem… Sanırım yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde bir araya gelmeye çalışmaları. Kendini yalnız hissetmemek için bu başkasıyla beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir.

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Yürümek, Yaşamak, Değişmek

Charles Dickens’in biyografisinde ünlü romancının günde 40 kilometre kadar yürüdüğü söylenir. İnanılır gibi değil! İşi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir