YAŞAMIN İÇİNDEN

Neden Yalnız Kalabilmeliyiz? Andrey Tarkovski Cevap Veriyor

Sinemayı dönüştüren yönetmenler arasında, akla ilk gelen isimlerden birisidir Andrey Tarkovski olacaktır. Hayal ile gerçek; beden ile ruh arasındaki silik çizginin belirsizliğini net bir şekilde algılamış ve tüm eserlerinde hüküm süren şiirsel anlatım diliyle bunu çalışmalarına yansıtmayı başarmıştır. Üzerinde yaşadığımız dünyayı belki de en arınmış biçimde gözlemlemiş ve sonucunda izlenimlerini yine en sade şekilde eserlerine aktarmıştır Andrey Tarkovski

Andrey Tarkovski yirminci yüzyılın en büyük Rus şairlerinden biri olarak kabul edilen Arseniy Tarkovski‘nin oğludur. Çocukluğunu anımsadığı ya da iki karakter arasında geçen rüya sahnelerinde babasının çalışmalarından alıntı yapmıştır. Şiir, kalbin hiçbir süzgeçten geçmeden dış dünyaya açılan kapısıdır. Filmlerinde karakterler genellikle entelektüel konuşmalar yapar, hayata dair önemli felsefi sorular sorarlar.

Hayat görüşünü, tecrübelerini, kabuslarını ve düşlerini çok geniş bir perspektiften her algıya farklı biçimlerde hitap edecek şekilde filme alan Tarkovski, kağıt üzerinde birbirlerinden büsbütün farklı; ancak sorgu yöntemleri ve sinematografik ilerleyişleri nedeniyle biçem olarak neredeyse aynı eserlerin ‘filozof’ yönetmenidir kısacası. Zaten Tarkovski’nin sinema tarihinde yeni bir çağın başlangıç olarak nitelendirilmesinin başlıca sebebi de budur.

Gençlere tavsiyelerde bulunduğu bir belgeselde (Andrey Tarkovski: Sinemada Bir Şair Gördüm) yönetmenliği bir “iş” olarak değil, oyun olarak gördüğünü söyler. “Filmi nasıl montajlayacağınızı ya da kameranın nasıl çalıştığını öğrenmek zor değildir,” der. “Ama yeni başlayanlara verebileceğim tavsiye, filmlerini, hayattan ayırmamalarıdır. Film ile kendi yaşamları arasında bir fark olmamalıdır.” Her biri kişisel, neredeyse otobiyografik olan filmlerinden bu mesaj açıkça anlaşılmaktadır.

Sağlıklı yalnızlık ve yalnızlık arasındaki ayrım Tarkovski’nin özellikle ilgilendiği bir konu idi. Bu onun peşinden koştuğu sinematik ve aynı zamanda pedagojik bir temaydı. “Kendini yalnız hissetmemek için başkalarıyla beraber olmak” teması üzerine ona bir soruldu yönelttiğinde de verdiği cevap aşağıdadır.

Andrey Tarkovski Yalnızlık Konusunda Bize Ne Anlatıyor?

Bilmem… Sanırım yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde bir araya gelmeye çalışmaları. Kendini yalnız hissetmemek için bu başkasıyla beraber olma arzusu bence çok talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir.


Göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar:

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu