Tarih İle İçiçe Yaşayan Bir Yavaş Şehir: Taraklı

Sakarya’nın ilçesi Taraklı, Osmanlı mimarisini yansıtan zarif konakları, renkli mahalle kültürü ve bozulmamış doğasıyla yavaş şehir unvanını fazlasıyla hak ediyor.

İtalya merkezli Yavaş Şehirler Birliği’nin Türkiye’deki üyelerinden biri de Sakarya’nın şirin ilçesi Taraklı.

Yavaş Şehir (Cittaslow) olmak için belli kriterler var. Gürültü kirliliğini ve hızlı trafiği kesmek, yeşil alanları ve yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçileri ve bu ürünleri satanları desteklemek, yerel estetik öğeleri korumak gibi.

Karakteristik dokusu bozulmamış eski bir Osmanlı yerleşimi olan Taraklı, bu koşulların hepsine sahip. Hatta fazlasına…

Evliya Çelebi de Seyahatname adlı eserinde yöreyi “bağları, tahta kaşık ve taraklarıyla hem meşhur hem mamur bir Osmanlı köyü” olarak nitelendirmiş.

İstanbul ile Ankara’nın ortasında yemyeşil bir adayı anımsatan Taraklı’da yıl içinde dört mevsimin tüm özelliklerini yaşamak mümkün. Yüzde 60’ı ormanlarla kaplı ilçe, tescil edilmiş 100’den fazla tarihi ev ve konağa sahip. Genellikle üç katlı ve bahçeli olan Taraklı evleri, kafesli pencereleri, ahşap cumbaları, tarihi alınlıkları ve ilginç figürlere sahip kapı tokmaklarıyla geleneksel mimarinin zarafetini gözler önüne seriyor.

Taraklı Meydanı’ndaki eski konaklardan biri restore edilerek Kültür Evi adıyla etnografik bir müzeye dönüştürülmüş. 500 yıllık Yunus Paşa Camii ise bir Mimar Sinan eseri. İlçenin arnavut kaldırımlı daracık sokaklarında gezinirken her an bir tarihi han ve hamamla karşılaşmak zor değil.

Yusuf Bey Mahallesi’ndeki çınar ağacı tam yedi asırlık. Geçmişte bölgenin savunulmasında önemli bir yere sahip olan Hisar ise tarihin 4 bin yıllık izleriyle dolu. Buradaki sarnıç ve sur kalıntıları insanda adeta bir kale görünümü uyandırıyor.

Taraklı, mineral yüklü şifalı kaplıcalarıyla sağlık turizmine de hizmet ediyor. Hacıyakup Paşalar Köyü’ndeki Osmanlı döneminden kalma kil hamam, cilt ve romatizmal rahatsızlıklara şifa oluyor. İlçe, doğal güzellikler yönünden de zengin.

Karagöl Yaylası

Taraklı’nın 21 kilometre kuzeydoğusundaki Samanlı Dağları’nın uzantısı olan yamaçlarda bulunan Karagöl Yaylası, doğa yürüyüşü, fotoğrafçılık, çadır ve karavan kampı için uygun alanlar barındırıyor. Bin 100 metre rakımlı yayla, yamaç paraşütü için de ideal.

Ayrıca, Tuzla Köyü’nden başlayan Hark Kanyonu ve Mağarası, Güngörmez Şelalesi, Kemer Köprüsü, Acısu, Hıdırlık Tepesi, Gürleyik Suyu, Belengermesi, Hamza Pınarı, Çile Pınarı, Ak Çeşme ve Çoban Çeşme ilçenin görülmeye değer yerlerinden.

Ahşap oymacılık gibi kaybolmaya yüz tutan yöreye özgü el zanaatları ise son yıllarda yerel yönetimlerin girişimleriyle canlandırılıyor. İlçedeki dükkânlarda tavan göbeğinden tahta kaşıklara, aynalı sandıklardan oymalı sehpalara çeşit çeşit hediyelik alıcısını bekliyor.

Taraklı’nın belki de adını hiç duymadığınız bir tatlısı var: Uhut.

Sakız haline getirilmiş bir tür buğday lapası olan bu tatlının yapımında hiç şeker kullanılmıyor. Ayrıca yörenin nohut mantısı ve köpük helvası meşhur. Taraklı çevresindeki yörelerde de sevilen çöğen kökü, yumurta, şeker ve glikozla yapılıp içine tahin katılarak yeniyor.

Melih Uslu

Kaynak: https://www.skylife.com/tr/2012-03/osmanli-zarafeti-tarakli

YolveMacera

Paylaşmak Güzeldir

Bunlara da Göz Atın

Anadolu’daki İlk 7 Kilise

Bugün üzerinde yaşadığımız topraklar kültür, tarih ve doğa açısından akıllara sığmayacak derecede zengin bir çeşitliliği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir