KÜLTÜR

Ölü Ağaçlar Sanılandan Çok Daha Fazla Şeye Yarar

Neden ormancılar devrilmiş ve çürümeye başlamış ağaçları temizlemezler? Onlarsız orman daha güzel görünmez miydi? Ormanda yürüyüş yapmayı seven bir çok kişinin aklına gelen bir sorudur bu aslında. Oysa ki bir ağacın ölümüyle binlerce yeni yaşam başlar. Bu, kulağa mantıksız gibi gelse de, orman ekosistemi içindeki bir gerçektir. Bu nedenle ölü ağaçlar, biyolojik çeşitlilik merkezi olarak da adlandırılırlar.

Bir ormanın doğallığı, yalnızca orada bulunan türlerle sınırlı değildir. Son derece karmaşık olan “doğallık”, genellikle mikro habitatın varlığıyla ölçülür. Bu nedenle ölü ağaçlar, ormanın doğallığı ile ilgili birçok unsuru içerir. Eğer bir ormanda, uygun çeşitte ve yeterli miktarda ölü ağaç bulunuyorsa, orası büyük ölçüde doğal halini koruyor demektir. Bunun tam tersi bir durumda, yani ölü ağaç gövdelerinden temizlenmiş ormanlarda tür çeşitliliği daha fakirdir.

Ölü Ağaçlar Ne İşe Yarar?

Ölü ağaçlar bir ormanın en çekici kısmı olmasa da orman sağlığı için çok önemlidir. Ölü odun ayrıştırıldığında (mantarlar, bakteriler ve diğer yaşam formları tarafından) ekosisteme önemli besinleri geri döndürerek yeni bitkilerin büyümesine yardımcı olur. Ayrıca ormanlarda depolanan karbonun yüzde 10’u ölü ağaçlar üzerinden gerçekleşmektedir. Ve görünüşte ölü ağaçlar aslında hayatla iç içedir! Tomruklar (yerdeki ölü ağaçlar) ve takozlar (ayakta duran ölü ağaçlar), yüzlerce vahşi yaşam türünün yaşam döngüsünde hayati bir rol oynar. Onlara yuva yapmak, dinlenmek, yemek yemek ve büyümek için bir alan sağlar.

ağaçlar
Birçok mantar türü yalnızca ölü ağaçlar üzerinde büyür, onu parçalar ve önemli besinleri toprağa geri verir. Ölü ve yaşlı ağaçların değeri toplum tarafından yeteri kadar bilinmiyor olsa da bu yapıların orman ekosistemlerindeki rolü biyolojik çeşitlilik ve orman sağlığı açısından çok önemli. 

Ölü bir ağaç yere düştüğünde, gövdesi birçok memeli türü için önemli bir yaşam alanıdır. Örneğin sansarlar ince derileri nedeniyle özellikle hava soğuk olduğunda çok fazla ısı kaybederler. Bir barınak olmadan donma noktasının altındaki sıcaklıklarda uzun süre hayatta kalamazlar. Soğuk havalarda, sansarlar koruma sağlamak için büyük devrilmiş ağaçların etli iç kısımlarında yuvalar kazarlar. Bu tür ağaçlara sadece kışın bir kez ihtiyaç duyabilirler, ancak topraklarında ölü ağaç yok ise, sansar da olmayabilir.

Birçok amfibi de ( hem suda hem de karada yaşamaya adapte olmuş hayvanlar) ölü ağaçlara bağımlıdır. Birkaç çalışma, düşen ölü tomrukların bolluğu ile semenderler arasındaki yakın ilişkiyi belgelemiştir. Ormanı ölü ağaçlardan arındırırsanız semenderleri de yok edersiniz. Likenler ve mantarlar bile ölü ağaçlara bağımlıdır. Kuzeybatı Pasifik’teki tüm liken türlerinin yaklaşık % 40’ı ölü ağaçlara bağımlıdır ve ölü ağaç dışında başka hiçbir yerde yetişmezler.

Ölü ağaçların fiziksel faydaları da vardır. Ayakta kaldıkları sürece, rüzgârla gelen karı yavaşlatan “kar çitleri” oluştururlar. Biriken kar yerinde erir ve yeniden büyüyen ağaçlara ek nem sağlayarak zemini doyurmaya yardımcı olur. Derelere düşen ölü ağaçlar suyu yavaşlatır ve erozyonu azaltır.

Sorumlu bir orman yönetimi, ormanda yeterli miktarda ölü ağacın bırakılmasını gerektirir. İşletme ormanlarında yer yer yaşlı ağaçlar bırakılırsa ve ölü ağaç gövdeleri ormandan uzaklaştırılmazsa, ormanın doğal dengesi ve direnci artar. Ölü ağaç yönetimi ormandaki diğer ağaçların sağlığını tehdit etmez ve eğer akıllıca yapılırsa fazla pahalı da olmaz. Bugünün tahrip olmuş orman ekosistemlerinde, ölü ağaçların yeniden kazanılmasını sağlayan stratejilere de acil ihtiyaç vardır. Ancak ölü ağaç doğallığın bir göstergesi olduğu için, restorasyon dikkatlice planlanmalı ve olanaklar ölçüsünde doğanın işleyişine bırakılmalıdır.

Ölü Ağaçlar Yoksa Yaşam da Yok Demektir

Ölü ağaçlar ile ilgili yeterli bilincimizin olmaması nedeniyle bir çok tür bunun bedelini ağır bir şekilde ödemiştir. Böcek fosillerinden anlaşıldığına göre pek çok saproksilik böcek türünün nesli, son birkaç bin yıl içinde tükenmiştir. Çünkü. önce bunların yaşam alanları ortadan kalkmıştır. Neslinin tükendiğini bildiğimiz türler, gerçek kayıpların belki de sadece küçük bir parçasıdır. Türlerin yoğun bir biçimde yok olduğu çevremizde, geriye kalan varlıkların değerleri artık bilinmelidir. Ne yazık ki elde kalan türler de büyük bir tehlike altındadır. Ölü ağaçla ilişki içinde olan türler bugün Avrupa’da “tehlike altında” bulunan türlerin en büyük grubunu oluşturmaktadır.

Örneğin, İngiltere’deki 1.700 omurgasız türün yaşam döngülerinin en azından bir aşaması ölü ağaca bağımlıdır. Bu türlerin yaklaşık 330 tanesi nadir, hassas ya da tehlike altında oldukları için Kırmızı Liste’ye alınmıştır. Avrupa’nın en çok ormanla kaplı ülkelerinden biri olan İsveç’te ölü ağaca bağımlı 805 tür, ulusal Kırmızı Liste’de yer almaktadır.

Özetle, ölü ağaçlar ormanı dengede tutar, verimliliği devam ettirir, karbon depolar ve özel istekleri olan binlerce tür için beslenme ve yaşam ortamı sağlar. Ormanda ölü ağaçların varlığı ya da yokluğu bir tercih sorunu değil, kaçınılmaz bir gerekliliktir. Orman ekosistemi bir bütündür ve dış müdahaleye ihtiyacı yoktur. Ağaçlar ile çevrili bir dünyada yaşayabilmeniz dileğimizle.


Ayrıca göz atmak isterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar için:

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu