“Koşmak insana mutluluk verir” ya da “egzersiz bağımlılık yapar” diyenleri hepimiz duymuşuzdur. Ancak pek çok insan için egzersizi sevmek hiç de kolay değildir. Hatta bazıları egzersizden nefret ettiğini söyler, spor salonuna gitme fikri bile kaygı yaratır.

Peki neden bazılarımız egzersizden bu kadar hoşlanmaz? Ve bedeni hareket ettirmenin hayati önem taşıyan faydalarından yararlanabilmek için bu durumu nasıl aşabiliriz?
Neden Kimileri Egzersizden Nefret Eder?
İnsanlık tarihinin büyük bölümünde besin kıttı ve hareket etmek bir seçenek değil, zorunluluktu. İnsanlar binlerce yıl boyunca yiyecek bulmak için hareket etti. Karınlarını doyurduktan sonra ise enerjilerini korumak için dinlendiler; çünkü bir sonraki öğünün ne zaman geleceğini bilmiyorlardı.
Bu yüzden spor salonuna gitmek yerine oturup Netflix izlemek istemeniz insan doğasına aykırı değildir. Dinlenme eğilimi, insanın temel özelliklerinden biridir

Ancak modern yaşam bu dengeyi tersine çevirmiştir. Günlük hayat, bedeni hareket ettirmeyi giderek daha az gerekli kılar. Teknoloji, otomobiller ve işi kolaylaştıran araçlar sayesinde hareket artık yaşamın doğal bir parçası olmaktan çıkmış, bilinçli bir çabaya dönüşmüştür.
Buna karşın fiziksel olarak hareketsiz kalmak sağlık açısından son derece olumsuz sonuçlar doğurur. Saygın tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir meta-analiz, fiziksel hareketsizliğin kolon kanseri riskini yüzde 30–40, meme kanseri riskini yüzde 30, tip 2 diyabet riskini yüzde 20–60 oranında artırdığını göstermektedir.
Aynı çalışma, fiziksel olarak aktif bireylerle karşılaştırıldığında erken ölüm riskinin de yüzde 30–50 daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu nedenle, yapılan egzersizin türü ya da süresi ne olursa olsun, hareket etmek her zaman bir kazançtır. Fiziksel aktivitenin olumlu etkilerini hissetmek için önerilen hedeflere eksiksiz ulaşmak şart değildir. Küçük adımlar da anlamlı sonuçlar doğurur. Asıl soru, bu alışkanlığı nasıl sürdürülebilir kılabileceğimizdir.
Egzersizden Nefret Edenlere Bazı Öneriler
Psikologlar motivasyonu iki ana başlık altında ele alır: içsel ve dışsal motivasyon. İçsel motivasyon, bir etkinliği kendi başına anlamlı, keyifli ya da tatmin edici bulmaktan kaynaklanır. Dışsal motivasyon ise ödül beklentisi ya da olumsuz bir durumdan kaçınma gibi dış etkenlerle şekillenir.
Egzersizi kalıcı hâle getiren esas unsur içsel motivasyondur. Bunun ilk adımı, egzersizin sizin yaşamınızda neden önemli olduğunu açık biçimde fark etmektir.
1. Egzersizi neden yapmak istediğinizi netleştirin.
Egzersiz, uzun vadede sağlık ve bedensel işlevleri destekler. Aynı zamanda ruh hâlini ve enerji düzeyini kısa sürede yükseltir. Egzersizden ne beklediğinizi zihninizde açıkça belirlemek, harekete geçmenizi kolaylaştırır ve motivasyonu güçlendirir.
2. Bir arkadaşınızla birlikte egzersiz yapmayı planlayın.
Karşınızdaki kişiyi hayal kırıklığına uğratmak istemeyeceğiniz için plana sadık kalma olasılığınız artar. Araştırmalar, aile üyeleri ya da arkadaşlarla birlikte egzersiz yapan kişilerin, tek başına çalışanlara kıyasla daha uzun süre hareket ettiğini gösterir.
3. Kendinizi ödüllendirin.
Egzersiz yaparken giymekten keyif alacağınız yeni bir kıyafet ya da ayakkabı seçebilirsiniz. Ancak bu ödülün bir koşulu olsun. Belirli bir süre ya da sıklıkta egzersiz yaptıktan sonra bu ödülü hak edin. Böylece motivasyonunuz somut bir hedefle desteklenir.
4. Bir aktivite takip cihazı kullanın.
Fitness takipçileri, hatırlatmalar, ilerlemeyi izleme ve hedef belirleme gibi motivasyonu artırmaya yönelik birçok özellik sunar. Çok sayıda araştırma, bu tür cihazların fiziksel aktivite düzeyini artırdığını ortaya koymaktadır.
5.Egzersizi her gün aynı saatte yapın.
Böylece zamanla bir alışkanlığa dönüşür. Araştırmalar, sabah saatlerinde yapılan egzersizin, akşam saatlerine kıyasla alışkanlık kazanmayı daha hızlı desteklediğini göstermektedir.
6. Keyif aldığınız bir etkinliği seçin.
Yeni bir egzersiz alışkanlığı edinmek zaten yeterince zordur. Bunu daha da zorlaştırmak yerine, hoşunuza giden bir etkinlikle başlamanız devamlılığı artırır. Mesela, koşudan nefret ediyorsanız kendinizi buna zorlamayın. Bunun yerine doğada uzun bir yürüyüşe çıkın.
7. Küçük başlayın.
Kendinizi tamamen tüketmek yerine, içinizde biraz daha yapma isteği bırakın. Bu yaklaşım hem kas ağrısı yaşama hem de sakatlanma riskini azaltır. Aynı zamanda egzersizi gözünüzde büyütmemenizi sağlar.

8. Hareket Hareket ederken tempolu müzik dinleyin.
Araştırmalar, enerjik müziğin egzersiz sırasında ruh hâlini iyileştirdiğini ve harcanan çabanın daha az hissedilmesini sağladığını gösterir. Bu da daha uzun süre ve daha verimli hareket etmeye yardımcı olur. Özellikle yürüyüş ve koşu gibi ritmik, tekrarlayıcı aktivitelerde bu etki daha belirgindir.
9. Köpeğinizle yürüyüşe çıkın.
Köpek sahipleri, köpeği olmayanlara kıyasla daha sık ve daha uzun süre yürür. Ayrıca bu yürüyüşlerin, kişilerin yaşadıkları çevrede kendilerini daha güvende ve sosyal olarak daha bağlı hissetmelerine katkı sağladığı da belirtilmektedir.
10. Maddi bir bağlayıcılık oluşturun.
İnsanlar genellikle para kaybetmekten hoşlanmaz. Bu durum güçlü bir motivasyon yaratır. Bu yüzden bazı uygulamalar, egzersiz yapmayı taahhüt eden kişilerden küçük bir miktar para alır. Eğer kişi sözünü tutmazsa bu parayı kaybeder. Araştırmalar, bu yöntemin insanların daha düzenli hareket etmesine, hedeflerine bağlı kalmasına ve kilo vermesine yardımcı olduğunu göstermektedir.
Kendinize karşı sabırlı olun ve uzun vadeyi düşünün. Bir egzersiz alışkanlığının yerleşmesi genellikle üç ila dört ay sürer. Bu sürenin ardından içsel motivasyon devreye girer ve egzersiz rutininizi sürdürmenizi kolaylaştırır. Kim bilir, belki birkaç ay sonra egzersizi benimsemiş, çevrenizdeki insanlara da ilham veren kişi siz olursunuz. Ayrıca göz atmak isterseniz: Bir İtalyan Kasabasının Öğretisi: Roseto Etkisi
Kaynak: How do I improve my motivation to exercise when I really hate it? 10 science-backed tips. Yayınlanma tarihi: 14 Nisan 2022; Bağlantı:
YolveMacera



