KESFET

Dünyanın En Büyük Şelalesi Hangisidir? Cevap Biraz Karışık!

Aslında bu sorunun cevabı büyük derken neyi kast ettiğimize göre değişir. Geleneksel anlamda dünyanın en yüksek şelalesi Venezuela’daki Angel şelalesidir. National Geographic ekibi tarafından 1949 yılında yapılan resmî ölçüme göre 979 m yüksekliğindedir. 

Angel şelalesi erişilmesi zor bir yerde olduğu için 20. yüzyıla dek ondan Venezuelalılar dışından kimsenin haberi olmadı. 1933’te bir pilot uçağı ile üzerinden geçti ve bunun sayesinde de şelaleye adını verdi. Pilot ve maceracı James Crawford Angel, gerçekliğin bazen kurguyla bulanıklaştığı çelişkilerle dolu bir hayat yaşadı. Jimmie Venezüella’nın vahşi doğasında var olduğuna inandığı bir “altın nehri” bulmaya kafayı takmıştı. Sonunda elbette bu nehri bulamadı ancak 18 Kasım’da seyir defterine “Kendime bir şelale buldum” diye kaydetti. 

Venezuela’daki Angel Şelalesi, 980 metrelik yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesi olma özelliğini taşıyor. Bu şelale o kadar yüksek ki dökülen suyun büyük kısmı yere ulaşmadan buharlaşıp neme dönüşüyor.

4 yıl sonra gördüklerini kanıtlamak için şelaleye geri döndü. Dağın tepesindeki düzlüğe iniş yapmaya çalıştı. Ama uçağı iniş esnasında çamura saplandı. Şelalenin bulunduğu yer o kadar ıssızdı ki Angel ve arkadaşlarının medeniyete dönmeleri tam 11 gün sürdü.

Kendisi bölgeden kurtulsa da uçağı 1970 yılına kadar şelalenin bulunduğu noktada kaldı. Şimdilerde bu uçak Venezuela’da hava limanında sergilenmektedir.

Hacim Bakımından Dünyanın En Büyük Şelalesi Hangisidir?

Hacim bakımından dünyanın en büyük şelalesi ise Brezilya – Paraguay sınırında bulunan Guaira şelalesi idi. Guairá Şelaleleri, Paraná Nehri üzerinde bulunan bir dizi muazzam şelaleydi. Niagara Şelalelerinin iki katı akış hızıyla dünyanın en güçlü şelalesi unvanını taşıyordu.

Guaira şelalesi bu şekilde görünüyordu. Bir zamanlar Brezilya ve Paraguay sınırında önemli bir turistik cazibe merkezi olan Guairá Şelalesi, şimdi bir hidroelektrik barajının arkasında sakin bir göl. Dünyanın yedinci en büyüğü olan nehir, 1978’den itibaren yön değiştirdi. Nehrin kıyısına yakın yaşayan yaklaşık 10.000 aile yer değiştirmek zorunda kaldı.

Itaipu Barajı, Paraguay tarafından tüketilen elektriğin %75’ini ve Brezilya tarafından tüketilen elektriğin %17’sini üreten, yıllık enerji üretimi açısından en büyük faal hidroelektrik santralidir. Böyle büyük bir baraj inşa etmek için bazı fedakarlıklar yapılması gerekiyordu ve bunlardan biri Guaíra Şelalelerinin suyunu kesmek idi.

Igauzu Şelaleleri’nden yalnızca 20 kilometre uzaklıkta bulunan Itaipu baraj alanı, günümüzde turistik bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Ancak elbette eski heybetli görüntüsünden geriye bir şey kalmamış durumda.

Günümüzde dikey bir düşüşü içeren şelaleler arasında, en büyük hacme sahip şelale, Laos ve Kamboçya arasındaki sınırda bulunan Khone Şelalesi olarak kabul edilmektedir. Bu şelalede taşınan su, Niagara Şelalesi’nin yaklaşık iki katı kadardır.

En Büyük Şelale Aslında Sular Altında Gizli

İzlanda ve Grönland adası arasındaki Danimarka boğazı, Kuzey Buz Denizi ile Atlantik okyanusunu birbirine bağlar. Soğuk Doğu Grönland Akıntısı Danimarka Boğazı’ndan geçer. İşte bu noktada bir su altı şelalesi ortaya çıkar. Su altı şelalesi adı kulağa mantıksız gelse de mümkündür. Hatta Danimarka boğazında oluşan su altı şelalesi hem yükseklik hem de hacim bakımından az önce anlattığımı iki şelaleden çok daha büyüktür.

Grönland ile İzlanda arasındaki Atlantik Okyanusu içerisinde bulunan bu eşsiz şelaleden, saniyede akan su miktarı ise 5 milyon metreküp olarak hesaplanıyor

Danimarka Boğazı kataraktı (Denmark Strait cataract)  adı verilen devasa şelale, 160 kilometre genişliğindedir. Grönland Denizi’nden aşağı Irving Denizi’ne 3.505 metreye düşmektedir ve saniyede 5 milyon metreküp su taşımaktadır. Angel Falls, deniz seviyesinin üstündeki en yüksek şelale olmasına rağmen, Danimarka Boğazı kataraktından üç kat daha kısa kalıyor. Niagara Şelaleleri ise 2 kat daha az su taşıyor. Kısacası dünyanın en büyük şelalesi aslında gözlerimizin erişemeyeceği bir noktada varlığını devam ettiriyor.

Danimarka Boğazı kataraktıyla ilgili en şaşırtıcı şey, belki de nasıl bu kadar uzun ve güçlü olduğu değil, bir denizaltı şelalesinin var olabileceğidir. Danimarka Boğazı kataraktı, Grönland Denizi’nin aşırı soğuk Arktik suları ile biraz daha sıcak olan Irminger Denizi’nin suları arasındaki sıcaklık farkından oluşur. Bunun neticesinde de iki suyun yoğunlukları birbirinden farklı olur.

Danimarka Boğazı kataraktından gelen su okyanus tabanına ulaştığında, güneye doğru hareket eden ve kuzeye akan daha sıcak yüzey suyunun yerini alan devasa bir akıntı oluşturur. Bu devasa akıştaki su miktarı, Atlantik’e akan tüm nehir suyunun toplamının 20 ila 40 katına eşittir. Meraklı gezginlere kötü haber. Şelaleyi deniz seviyesinde görmek mümkün değildir. Okyanus yüzeyinin altında aktığı için, Danimarka Boğazı’nın devasa türbülansı, bilimsel araçların yardımı olmadan tamamen tespit edilemez.

Göz atmak isterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu