KESFET

Adı Her Yerde Karşımıza Çıkan Sarı Saltuk Kimdir?

Ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen Sarı Saltuk hâlâ Anadolu, Rumeli ve Balkan Türklerinin günlünde ve hafızasında yaşamaktadır. Peki kimdir Sarı Saltuk ? Ne zaman yaşamış, neler yapmıştır ?

Sarı Saltuk, Anadolu ve Rumeli’nin fethi esnasında kahra­man­lığı  ile daha yaşarken efsane­vi bir şahsiyet haline gelen bir Türk kahramanıdır. Tarihi kaynaklarda yer alan bilgiler çelişkili ve gerçek hayatını ortaya koyacak nitelikte değildir. Bu konuda en önemli kaynak, doğrudan doğruya hayatını konu alan Saltuknâme adlı eserdir. Eser tahminen 1480 yılında tamamlanmıştır.

Arnavutluk’taki Sarı Saltuk Heykeli

Esere göre asıl adı Şerif Hızır’dır. Kendisi bir destan kahramanında bulunması gereken bütün özelliklere sa­hip­­tir. Son derece güçlüdür, yüreğinde korkunun zerresi bile yoktur. Tek başına düşman kalelerini fethetmektedir. Aman dile­yen düşmanına karşı ise merhametlidir.

Bu özellikler dışında Sarı Saltuk’un olağan üstü güçleri de olduğu mübalağalı bir şekilde anlatılmaktadır. Çok uzaklarda aleyhinde söylenenleri işitebilmekte, oturduğu yerden bir kılıç darbesiyle bir başka diyardaki düşmanını öldürebilmekte, göz açıp kapayıncaya kadar bir diyardan bir başka diyara gidebilmek­tedir.

Saltuknâme’ye göre 99 yıl yaşamış, sonunda düşmanları tarafından zehirlendikten sonra hançerlenerek şehit edilmiştir. Ancak, son nefesini vermeden önce de  kendisini zehirleyen ve hançerleyen düşmanını öldürmüştür.

Kaynaklarda “mücahid-gazi, gazi-derviş, alp-eren, mübarek zat, ermiş” gibi sıfatlarla anılan Sarı Saltuk Sünnî, Alevî ve Bektaşî çevrelerince farklı yönleriyle benimsenmiş önemli bir isimdir. Anadolu ve Rumeli’nin Türkleşip İslâmlaşmasında etkin rol oynamasına rağmen bu yönü az önce aktardığımız, mitolojik kimliğinin gölgesinde kalmıştır.

Sarı Saltuk Nereye Gömülmüştür?

Saltuknâme’de on iki mezarı olduğunu yazar. Aktarılan bilgiye göre, beylerin ve kralların mezarına sahip çıkmak isteyeceklerini söyleyerek her isteyene verilmek üzere birer tabut hazırlamalarını vasiyet etmiştir. Sonrasında da mezarını kendi ülkesinde bulundurmak isteyen beylere verilmek üzere on bir tabut hazırlanır.

Sarı Saltuk’un tabutunu alarak ülkesine götüren krallar ve beyler şunlardır: Tatar Hanı, Eflâk, Boğdan, Rus, Üngürûs (Macar), Leh (Polonya), Çeh (Çek), Bosin (Bosna), Beravati (Hırvat), Karnata Baba’ya ve Edirne’ye gömülen tabutlarla mezar sayısı böylece on ikiye ulaşmaktadır. 17. yüzyılın ortalarında yaşayan Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, onun gömülmüş olabileceği 7 ayrı coğrafyadan söz eder.

Türkiye sınırları içinde de birçok yerde Sarı Saltuk türbeleri vardır. Bunlardan Tunceli Hozat’ta aynı adla anılan tepedeki türbe Alevîler için önemli bir ziyaretgâhtır. Diyarbakır’da şehrin merkezinde Gülşenîler Tekkesi diye bilinen tarihî yapılar arasında ona ait bir türbe mevcuttur. Niğde Bor’daki türbe edebî kaynaklarda adından bahsedilen bir ziyaretgâhtır

İznik’teki türbesi şehir merkezinin dışında, bir üzüm bağının içerisindedir. Dört sütun üzerine oturtulmuş bir kubbeden meydana gelen türbenin dört tarafı açıktır. Türbe, İznik ve çevresindeki halk tarafından saygıyla ziyaret edilmektedir.

İstanbul boğazının Karadeniz’e açılan en uç iki noktasından biri olan Rumeli Feneri’ndeki fener binasının içerisinde de ona ait bir ziyaretgâh vardır. Rivayete göre, Balkan ve I. Dünya Savaşı sırasında köy düşman gemilerinin bombardımanına maruz kalmış, köydeki bütün evler yıkılmıştır ancak feneri hedef alan düşman topçusu bütün gayretine rağmen isabet kaydedememiştir.

Sarı Saltuk Türbesi, Niğde

Balkanlar’da Sarı Saltuk İzleri

Balkanlarda Müslümanlığın yaygınlaşması için Sarı Saltuk ve arkadaşlarının özel bir çaba sarf ettikleri bilinmektedir. Sarı Saltuğ’a ait olarak bilinen kabirlerin Balkanların farklı birçok bölgesinde olması kendisinin Balkanların değişik bölgelerinde faaliyet göstermiş ve tasavvufi metotla Hıristiyan halka İslam dinini sunmuş bir derviş olduğunu ortaya koymaktadır.

Makedonya Cumhuriyeti’ndeki Ohri şehrinin yaklaşık 30 km. güneyinde Ohri gölünün güney kıyısı üzerinde kurulmuş olan Sveti Naum Manastırındaki şapelde Hıristiyanların Sveti Naum’a ait olduğunu düşünerek ziyaret ettikleri ve sesler geldiğine inanarak dilek tutup kulaklarını dayadıkları bir mezar vardır.

Ohri’li Naum veya Preslav’lı Naum olarak da bilinen Aziz Naum, bir ortaçağ Bulgar yazarı, aydınlatıcı, Birinci Bulgar İmparatorluğu’nun Yedi Havarisinden biri ve Slavlar arasında misyonerdi.

Tarihte bu mezarın hem Hıristiyanlar hem de Müslüman Türkler tarafından ziyaret edildiği, Hıristiyanların mezarda Sveti Naum’un yattığına inandıkları, Müslüman Türklerin ise mezarda Sarı Saltuk’un yattığına inandıkları araştırmacıların çalışmalarıyla ortaya konulmuştur.

Sarı Saltuk’un defnedildiği ve türbesinin yapıldığı yer olarak bugün Romanya’da bulunan Babadağı gösterilmektedir. Sonuç olarak ister Sünnî, ister Alevî, ister Ortodoks herkes tarafından büyük bir saygıyla anılan, türbe ve makamları ziyaret edilen Sarı Saltuk birleştirici bir unsur olarak karşımızdadır.


Göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • Sarı Saltuk ve Babadağı Kasabasının İsmi; Yayınlanma tarihi: Ocak 2021; Bağlantı: https://www.researchgate.net/
  • Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın; Anadolu ve Balkanlarda Sarı Saltuk; Bağlantı: https://turkoloji.cu.edu.tr/
  • Selçuk Ural; Balkanların Din Motiflerinin Oluşmasında Ohri Şehrinin Yeri: Aziz Kliment, Aziz Naum Ve Sarı Saltık Örnekleri, Türk Tarihinde Balkanlar, Sakarya Üniversitesi Balkan Araştırmaları Merkezi Yayınları; Bağlantı: https://www.academia.edu

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu