Roraima Dağı, Brezilya, Venezuela ve Guyana sınırlarının kesiştiği noktada yer alan, dik yamaçlı bir plato olarak bilinir. Dağın zirvesi çoğu zaman bulutlarla çevrili olup, onu gökyüzünde süzülen bir ada gibi gösterir.

Bu etkileyici dağ, deniz seviyesinden 2.810 metre yükseklikte, çevresindeki savanadan keskin bir şekilde yükselen devasa bir masa gibi görünür. Jeologlar, bu tür oluşumlara “tepui” adını verir. Pemon halkının dilinde “tepui”, “tanrıların evi” anlamına gelir.
Tepuiler yalnızca Güney Amerika’da, özellikle Venezuela ve Batı Guyana’da bulunur ve bu bölgede 100’den fazla tepui bulunmaktadır. Bu tepuiler, yaklaşık 1,8 milyar yıl önce bu bölgede oluşan devasa bir kumtaşı bloğunun kalıntılarıdır. Zamanla, büyük kum tepelerinin yavaşça sertleşerek kayaya dönüşmesiyle bugünkü görünümlerini kazanmışlardır.

Diğer tepuiler gibi, Roraima Dağı’nın zirvesi de “kayıp dünya” olarak adlandırılan bir ekosisteme ev sahipliği yapar. 2012 yılında yapılan bir çalışmaya göre, bu ekosistem yaklaşık 70 ila 90 milyon yıldır çevresinden izole bir şekilde korunmuştur.
Tepui ekosistemlerinin nasıl oluştuğu ve evrimleştiği konusunda hâlâ pek çok bilinmezlik vardır. Ancak araştırmacılar, zirvelerde bulunan flora ve faunanın büyük bir kısmının endemik olduğunu, yani yalnızca bu bölgelerde bulunduğunu tahmin etmektedir.

Tahminlere göre, bölgede yaşayan yaklaşık 10.000 bitki türünün en az yarısı sadece tepuilere ve çevresindeki alçak bölgelere özgüdür. Üstelik, bilim insanları burada hâlâ yeni türler keşfetmeye devam etmektedir.
Roraima Dağı Gerçekten Dinozorların Hala Var Olabileceği ‘Kayıp Bir Dünya’ mı?
Bu mistik dağlar, yüzyıllardır kaşifleri ve yazarları büyüledi. Bunlar arasında en ünlüsü Sir Arthur Conan Doyle’dur. 1912 tarihli Kayıp Dünya adlı romanında, bir grup kaşifin Roraima Dağı’na tırmanışını ve burada dinozorlar ile soyu tükenmiş diğer canlıların hâlâ yaşadığını keşfetmesini anlatır.
Doyle’un kurgusal anlatımı, tepuilerin keşfedilmemiş sırlar barındırdığına inanan bazı insanların bugün bile bu dağların üzerinde bilinmeyen yaşam formları olabileceğine dair spekülasyonlar yapmasına neden olmuştur.

Tepuilere tırmanmak son derece zordur ve sık görülen yağmurlar nedeniyle kayalık patikaların kaygan ve çamurlu hale gelmesi bu zorluğu daha da artırır. Bu etkileyici oluşumlar hakkında yazan ilk Avrupalı kaşif, 1595 yılında Sir Walter Raleigh olmuştur. Sir Walter Raleigh, elmaslarla kaplı kristal bir dağdan ve güçlü şelalelerden bahsederek tepuileri şu sözlerle tasvir etmiştir:
“Üzerinden büyük bir nehir düşer, ancak dağın hiçbir kenarına dokunmadan… büyük bir gürültü ve yankılanmayla yere çarpar; sanki 1000 büyük çan birbirine vuruyormuş gibi… Fakat bu dağın içinde ne olduğunu bilmiyorum, ne ben ne de adamlarımdan biri zirveye çıkmaya cesaret edebildi. Çünkü çevresindeki insanlar düşmandı ve ona ulaşan yol geçilmezdi.”

Büyük bir olasılıkla, Sir Walter Raleigh’in tarif ettiği şelale, günümüzde Angel Şelalesi olarak bilinen doğal harikadır. Angel Şelalesi, adını 20. yüzyıl ortalarında bölgeyi ilk kez havadan keşfeden Amerikalı pilot Jimmie Angel’dan almıştır.
Roraima Dağına Nasıl Gidilir?
Roraima Dağı’na ulaşmak, zorlu ve uzun bir yolculuk gerektirir. Dağın büyük bölümü Venezuela sınırları içinde yer aldığından, en yaygın rota bu ülke üzerinden yapılan tırmanışlardır. Yolculuk genellikle birkaç aşamadan oluşur.
Öncelikle, Roraima Dağı’na gitmek isteyenler genellikle Venezuela’nın başkenti Karakas’a uçakla ulaşır. Buradan, ülkenin güneyinde yer alan Santa Elena de Uairén kasabasına iç hat uçuşu veya uzun bir otobüs yolculuğuyla gidilir. Santa Elena, Gran Sabana bölgesinde bulunan ve Roraima Dağı’na en yakın yerleşim yerlerinden biridir.

Tırmanış için en önemli nokta, Santa Elena de Uairén’den 4×4 araçlarla ulaşılabilen Paraitepui köyüdür. Bu köy, Roraima Dağı’na yapılan yürüyüşlerin başlangıç noktasıdır. Buradan itibaren, doğa yürüyüşçüleri profesyonel rehberler eşliğinde dağa tırmanmaya başlar.
Tırmanış süreci genellikle altı ila sekiz gün arasında sürer ve oldukça zorlu bir yürüyüş gerektirir. Yolculuk sırasında nehir geçişleri, yoğun orman yolları ve dik yamaçlarla karşılaşılır. Bölgenin vahşi doğası ve değişken hava koşulları nedeniyle, yalnız başına tırmanış önerilmez. Zirveye ulaşan yürüyüşçüler, bulutların üstünde bir dünya gibi görünen bu eşsiz ekosistemi keşfetme şansı yakalar.

Sonuç olarak,
Roraima Dağı’na yapılan tırmanış, dünyanın en etkileyici doğa maceralarından biri olarak kabul edilir. Ancak bu yolculuğa çıkmadan önce fiziksel kondisyon, hava durumu ve bölgedeki güvenlik durumu gibi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Bölgeyi daha yakından tanımak istiyorsanız kısa videoya da göz atmanınız öneriyoruz. Ayrıca göz atmak isterseniz: Dünyamızı Süsleyen Gökkuşağı Dağlarını Keşfedin
Kaynaklar ve ileri okumalar:
- Island in the Clouds: Is Mount Roraima Really A ‘Lost World’ Where Dinosaurs May Still Exist?. Yayınlanma tarihi: 26 Ocak 2917; Bağlantı: https://www.ancient-origins.net/
- The Mind-Blowing Mount Roraima In 22 Photos; yayınlanma tarihi: 2 Kasım 2022; Bağlantı: https://allthatsinteresting.com/mount-roraima
- Salerno PE, Ron SR, Señaris JC, Rojas-Runjaic FJ, Noonan BP, Cannatella DC. Ancient tepui summits harbor young rather than old lineages of endemic frogs. Evolution. 2012 Oct;66(10):3000-13. doi: 10.1111/j.1558-5646.2012.01666.x. Epub 2012 May 4. PMID: 23025594.
YolveMacera