YAŞAMIN İÇİNDEN

En İyi 25 Yol Filmi

Seyahat etmek ne kadar güzelse onu konu alan filmleri izlemek de bir o kadar güzel. İnsana ve yolculuklara ilham veren filmleri hatırlatalım sizlere…

1- Into The Wild: (2007)

Into the Wild, bir metropolden vahşi hayata, kirlilikten saflığa ve temizliğe dönüş hikayesidir. Önemli bir üniversiteden dereceyle mezun olan Christopher aynı zaman başarılı bir atlettir de. Mezuniyet sonrası verilen bir davette ailesine istediği hayatın bu olmadığını, bir şeylerin eksik ve yanlış olduğunu söyler. Genç adam tüm mal varlığını hayır kurumuna bağışlayıp sahip olduğu her şeyi evinde bırakarak bambaşka bir hayata doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Alaska’nın ıssız ormanlarında sona eren bu yolculuk esnasında ve sonrasında Christopher, hayatını kökünden değiştirecek bazı kişilerle tanışarak, hayatın anlamını ve ölümün kaçınılmazlığını en sert haliyle deneyimleyecektir.

2- Wild (2014)

Yaban filmi genç bir kadının iç dünyasına dönebilmek amacıyla yaptığı bir yolculuğu anlatıyor. Cheryl isimli genç kadın son zamanlarda yaşamaya başladığı sorunlar nedeniyle hayatının anlamsızlaştığını hissetmeye başlar. Sorun bir hayat ile başa çıkmanın yolunu iç dünyasını keşfetmekle bulan Cheryl bunu başarabilmek için 1,100 millik bir yürüyüşe çıkmaya karar verir. Hayatını geri kazanmak için çıktığı yolu anlamlandırmaya çalışan genç kadını yolculuk boyunca çeşitli duygu geçişleri beklemektedir. Bazen geçmişe dair derin düşüncelere kendini kaptıran Cheryl neden bu yola çıktığını sıkça kendine hatırlatarak yoluna devam eder.

3- Motorcycle Diaries (2004)  

Küba devriminin lideri Che Guevara’nın günlüklerine dayanan “Motorcyle Diaries”, Che’nin 23 yaşında bir tıp öğrencisiyken eğitimine bir süre ara verip biyokimyager arkadaşı Alberto Granado’yla yaşadıkları kıta Güney Amerika’yı tanımak için çıktıkları yolculuğu anlatıyor.

Buenos Aires’ten başlayan yolda tabii her şey planladığı gibi gitmiyor; fakat bu yolculuğun Che’nin kıta halkının yoksulluğunu görmesi ve devrimci kişiliğini şekillendirmesi açısından bir dönüm noktası olduğu tartışma götürmez. Gael Garcia’ya tapmamıza sebep olan, 2000’lerin başlarının en iyi yol filmlerinden biri.

4- Seven Years In Tibet (1997) 

Avusturyalı Heinrich Harrer, II. Dünya Savaşı yıllarında ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar’a gider. Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa’ya ulaşan Harrer’ın aklı henüz hiç görmediği çocuğundadır. Tibet’e kaçan Harrer, burada çocuk yaştaki kutsal lider Dalai Lama’yla tanışır ve Tibet halkının Çin’den gördüğü zulme tanık olur. Dalai Lama ise halkının onurunu düşünmekte ve Harrer’ın da yardımıyla sürekli kendisini eğitme ve geliştirme çabasındadır.

5- Tracks (2013)

Çöldeki İzler filmi genç bir kadın olan Robyn Davidson’un Batı Avustralya’da bulunan Alice Spring’e gitmeyi istemesini konu alıyor. Robyn yürüyerek çıkmak istediği bu yolculuk için ailesini ve arkadaşlarını zorla ikna eder. Başarılı ikna çalışmalarından sonra yol için hazırlıklara başlayan genç kadını 2700 kilometrelik bir yol beklemektedir. 1 köpek ve 4 deve ile çıkacağı yolculuğuna National Geographic fotoğrafçısı olan Rick Smolan da katılacaktır. Vahşi hayvanlar ve susuzluk gibi önemli tehlikelerle karşı karşıya kalma olasılığı yüksek olan bu yolculuk Robyn için yeni bir dünyanın kapılarını aralar. Yol boyunca yeni yerler keşfeden ikilinin bu süreçte birbirleri ile ilgili öğrenecekleri birçok şey bulunuyor..

6- The Bucket List (2007) 

İki ölümcül kanser hastası…Aynı koğuşu paylaşmak ve hastalıkları dışında bir ortak yönleri daha var: Ölmeden önce yapmak istedikleri bir dizi şey. Hayallerindeki ve listelerindeki her şeyi tek tek yaparak ilerlerken birbirlerini iyileştirir, tekrar yaşama sevinci bulur ve harika bir dostluk kurarlar. Kanserle ilgili olup da hem yolculuk hem de umut içeren ender filmlerden.

7- About Schmidt (2002)

Hayatı, ailesi ve işiyle meşgulken herhangi bir sorun yaşamayan Schmidt, emekliliğinin ardından karısını kaybetmesiyle tepetaklak olur. Üstelik kızı da, uygun olmayan bir adamla evlenme planları yapmaktadır. Yaşamına bir anlam katmak isteyen orta yaşlı adamımız; hem kendi yaşamını gözden geçirmek, hem de kızının yapmak üzere olduğu hatayı engellemek üzere bir yolculuğa çıkar.

8- Little Miss Sunshine (2006)

Hoover ailesi, uzaktan bakılırsa oldukça sıradan ve modern bir Amerikan ailesidir. Ancak birbirlerine taban tabana zıt üyeleriyle ve çatışmalarıyla aslında hiç de öyle değildir. Küçük, akıllı ancak şişman kızları Olive’in tüm hayali ülkenin öteki yakasında düzenlenecek bir güzellik yarışmasına katılmaktır. Eski bir minibüse atlayarak yola çıkan aile, bu yolda bir aile olmanın ne demek olduğunu yeniden keşfedecektir. .

9- The Secret Life of Walter Mitty (2013) 

Walter kendi haline çalışan genç bir adamdır. Walter’ın hayatındaki durağanlığı ise yeni iş arkadaşı Cheryl bozar. Walter’ın sıradan hayatına bir renk gelmiştir artık. Ancak olumsuzluklar üst üste gelmeye başlar ve Walter bunlardan kötü etkilenir. Derginin son sayısında önemli bir fotoğrafın kaybolması işleri daha da karıştırır. Walter’ın gizemli yaşamı tam da isminin hakkını vererek sayısız sürpriz sunmaya başlar. Bu yolda Walter ve Cheryl’ı birçok olay beklemektedir.

10- In July (2000)

Filmin başkahramanlarından biri olan Daniel saygı kazanmaya çalışan ancak beklediği saygı ve sevgiyi çevresinden göremeyen genç bir öğretmendir. Bir öğretmen olması nedeniyle kendini insanlardan soyutlayamayan Daniel’in karşısına beklenmedik bir sürpriz çıkar. Temmuz’da filmine ismini veren Juli ile tanıştığında genç öğretmenin hayatı değişmeye başlar. Juli ilk görüşte bu öğretmene aşık olur. Daniel’in falına bakan ve en kısa zamanda aşık olacağını söyleyen Juli onu hayatının aşkını bulacağı konusunda ikna eder. Ancak işler Juli’nin beklediği gibi gitmez. Bir Türk kızına aşık olan ve onun peşinden İstanbul yoluna düşen Daniel’i bu yolda Juli yalnız bırakmaz. İkiliyi yol boyunca sayısız macera beklemektedir.

11- Moonrise Kingdom (2012)

50 sene öncesinde geçen film bir kasabada birbirine aşık iki gencin kaçması sonrasında başta kasabanın şerifi olmak üzere tüm kasaba sakinleri gençlerin kaybolduğunu düşünüp onları aramaya başlaması anlatılıyor.

12- One Week (2008)

Öğretmenlik mesleğinde bulunan Benjamin içinde bulunduğu bu meslekten pek de memnun değildir. Yıllarca ailesinin övgüleri ile kendine başka bir dünya kuran genç adam sınav kağıdı okumak ve ders vermek dışında bir amacı olduğunu düşünmeye başlar. Bir doktor görüşmesi sonrasında hayatı değişen genç adam kendini yeni bir macerada bulur.

13- Paris Texas (1984)

Travis, sessiz bir adam. Sırlarını sadece yollarla paylaşıyor. Kırmızı şapkasıyla, çoğu insanın arabayla bile zor katlandığı yollara ayaklarıyla meydan okuyor. Wim Wenders’in filmi, tüm zamanların en etkileyici filmleri arasına rahatlıkla girebilir. Olağanüstü karakter çalışması, yerleşik hayatı ve konformizmi tartışması ve tabii müthiş karşılaşmayı konu edinen unutulmaz son sahnesi bu filmi 20. yüzyılın zirvelerinden biri yapıyor.

14- Eat Pray Love (2010)

Aynı adlı çok satan romandan uyarlanan film, yolculuklarla bağdaştıracağınız her türlü lezzeti içeriyor: Yemek, macera, tutku, keşif… Mutsuz evliliğini bırakıp kendini yollara atan Liz Gilbert’in aynı zamanda içsel yolculuğu, kendini bulma çabası. İtalya’yla başlayıp Hindistan’a ve Bali’ye uzanıyor. Napoli usulü pizzadan mükemmel Roma sofralarına; aşram yaşamından Bali usulü gelecek okumaya; müthiş görselliğe ve çok iyi oyunculuklara; iyi bir öykü anlatımına; iyi bir filmden bekleyeceğiniz her şey burada. Bir kere izlemekle yetinmeyeceksiniz.

15- Encounters at the End of the World (2007)

Bu film size keşfin bambaşka bir yönünü gösteriyor. İlk kaşifler Antarktika’yı keşfettiklerinde onun coğrafi özellikleri, iklimi ve fiziksel özellikleri hakkında araştırmalara girmiş, onu açıklamaya çalışmışlardır. Bu kaşiflerin buldukları yeni bir yer karşısında ise tavırları oldukça olağandı. Ancak bu filmde işler biraz daha farklı şekilde ilerliyor. Biraz daha keyfi bir keşfe çıkan bu insanları bulduklarının fiziksel özelliklerine hisleri de katıyor. İzlerken derin düşüncelere dalacağınız, yalnızlık hissini çok derinden hissedeceğiniz ve mucize olarak adlandıracağınız olaylar Encounters at the End of the World’de sizi bekliyor.

16- Out of Africa 

20. yüzyıl başları (1913-1931) kolonyal dönemde Kenya’da geçen öykü, epik bir romantik drama. Danimarkalı aristokrat Karen Blixen’in anılarına dayanan filmde Kenya’da bir kahve plantasyonu alan kocasının yanına giden Blixen kocasının onu aldattığını öğrenir ve bir avcıya aşık olur. Film muhteşem sinematografisi ile aklınızda yer edecektir.

17- The Darjeeling Limited (2007)

Üç kardeş, babalarının cenazesinden 1 yıl sonra Hindistan’ı baştan başa kat edecekleri bir tren yolculuğu vasıtasıyla ilişkilerini düzeltmeye çalışırlar. Çocuklarıyla görüşmek istemeyen, bir manastırda yaşayan anneye ulaşma, yolda yaşanan bin türlü olay ve müthiş diyaloglar… Hindistan’a özgü renklerin filmde tutturulması için özel bir çaba harcanmış ve çok da başarılı olunmuş.

18- The Cave Of The Yellow Dog (2005)

Moğolistan kırsalında göçebe bir ailenin en küçük kızı bir gün küçük bir köpek yavrusu bulur ancak ailesi o köpeği beslemek istemez. Buna rağmen küçük kız o köpeğe sahiplenir. Bir gün köpek ortadan kaybolur ve küçük kız o kayıp köpeği ararken ilginç efsanelerle tanışacaktır.

19- The Beach (2000)

Richard, Tayland’a gider. Tabii Bangkok’ta bir “uyuşturucu durumu” yaşanır. Richard gizli bir plajın yerini gösterdiği söylenen bir harita bulur. Bir çift de peşine takılır ve plajı bulurlar. Plajın bir tarafında bağını dünyadan koparmış bir komün, diğer tarafında ise tehlikeli insanlar vardır. Cennetin nasıl cehenneme dönüşebildiğini ve bunu sadece insanların başarabildiğini anlatan, nefis görsellikte bir film. Tayland adaları tabii harikulade.

20- Arizona Dream (1992)

Hayalleri olan ve balıklarla diyalog kurmaktan hoşlanan genç Axel (Johnny Depp), bir akrabasının (Jerry Lewis) kendisine önerdiği iş için Arizona’ya gidiyor ve burada iki kadınla tanışıyor. Elanie (Faye Dunaway) ne yapacağı belli olmayan, yarı-deli ve güzel bir kadın. Kızı Grace (Lili Taylor) ise daha mantıklı gibi gözükse de sürekli intiharı düşünüyor ve gerçek anlamda mutsuz. Zaman geçtikçe Elanie’den uzaklaşan ve Grace’le yakınlaşan Axel’in en büyük hayali ise ‘uçmak’. Aya doğru yol alan ambulanslar, uçan sandalyeler ve çölde yaşayan balıklar gibi çarpıcı ve fantastik imgelerle süslü ‘Arizona Rüyası’, yönetmenin en apolitik ve çılgın filmlerinden biridir.

21- The Way (2010)

Aile, dostlar ve bu sürekli değişen karmaşık dünyada karşılaştığımız zorlukları anlatan güçlü ve ilham verici bir film. Martin Sheen, Saint James’in Yolu ismiyle de bilinen Camino de Santiago’da yürürken çıkan fırtına yüzünden ölen oğlunun cenazesini almak için Fransa’daki St. Jean Pied de Port’a gelen Amerikalı doktor Tom karakterini canlandırıyor. Tom eve geri dönmek yerine, oğlunun geziyi bitirme arzusunu gerçekleştirmek için tarihi yolculuğa çıkmaya karar veriyor. Tom’un planlamadığı şey ise bu yolculuğun üzerinde bırakacağı etki. Çok fazla yürüyüş deneyimi olmayan Tom kısa bir süre sonra yolculuğunda yalnız olmadığını fark eder. Yol boyunca dünyanın dört bir yanından gelmiş birçok insanla tanışır. Bu insanların her birinin kendi problemleri vardır ve hayatlarında anlam arayışına çıkmışlardır.

22- Thelma & Louise (1991)

En iyi senaryo Oscar’ını alan, “Thelma&Louise” için rahatlıkla 90’ların en iyi yol ve kadın filmi diyebiliriz. Bir yolculuğa çıkan iki yakın kadın arkadaşın macerası kısa sürede kabusa döner. Bu süreçte bizde kadın dostluğuna, birbirine destek olmaya, kötüye karşı güç birliği yapmaya dair çok şey öğreniriz. İki en iyi arkadaş başlarına gelenlerden sonra kanun kaçaklarına dönüşür; çünkü bazen bazı erkekleri öldürmek gerekir.

23- 180 South (2010)

Maceracı Jeff Johnson’ın, çocukluğunun kahramanları olan Yvon Chouinard ve Doug Tompkins’in, 1968 yılında Patagonya’ya yaptığı yolculuğu tekrar etmesini konu alan, belgesel tadında ve muhteşem görüntüleri olan bir film.

24- Under The Tuscan Sun (2003)

San Francisco’lu bir yazar olan Frances Mayes’in mükemmel gibi görünen hayatı ani bir olayla sarsılır. Verdiği bir partide, kitabını eleştirdiği için ondan hoşlanmayan bir başka yazar kocasının onu aldattığını söyler. Boşanma süreci, Frances’i derinden etkiler ve artık yazı yazamaz hale gelir. Hatta, en yakın arkadaşı olan lezbiyen Patti bile, Frances’in bir daha artık kendini toparlayamayacağını düşünmektedir.

25- Walkabout (1971)

Filmde, Avustralya’nın ıssız çöllerinden birinde mahsur kalan genç bir kız ve onun küçük erkek kardeşinin hayatta kalma mücadeleleri sırasında karşılarına çıkan, gelenekleri gereği kabilesinden bir süreliğine uzaklaştırılarak tabiatın koynuna ‘gezinti’ye gönderilmiş bir Aborjin gencinden yardım görmeleri anlatılmaktadır. Filmin özgün adı da bu Aborjin geleneğinden gelmekde.

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu