MACERA

Dalga Sörfü Bir Zamanlar Basit Bir Spordan Daha Fazlasıydı

Günümüzde dalga sörfü yapmak kimileri için sadece bir eğlence aracıdır. Ancak kimileri için ise ciddi bir spordur. Genelde güneş ve deniz ile kısacası yaz mevsimi ile bütünleşik olarak düşünülse de sörf sporunun insanların düşündüğünden daha derin ve daha ciddi bir tarihi vardır. Günümüz sörf sporunun temelleri aslında Büyük Okyanusta bulunan Polinezya adalarına kadar uzanır.

Hawaii, Paskalya Adası ve Yeni Zelanda arasındaki üçgen biçiminde alana dağılmış olan Polinezya Adaları’nın yüzölçümü 294.000 km²’dir

Özellikle Hawaii takımadaları sörfün en fazla yapıldığı ve bunun en iyi belgelendiği yerdir. Hawaii dilinde he’enalu olarak bilinen sörfün izleri, 1769’da Kaptan James Cook’un Pasifik Okyanusu’nun güneyine gerçekleştirdiği yolculuğunda ona eşlik eden doğa bilimci Joseph Banks’in tasvirlerinde karşımıza çıkar. Hem ondan kalan günlüklerde hem de onun yerine kaptan olarak geçen James King’in yazdıklarında Hawaiilerden “neredeyse amfibi gibi, yani hem denizde hem de karada yaşıyorlar” diye bahsedilir.

Hawaii toplumun en büyük dalgayı yakalayıp ustalık ile kaymak bireylere saygı ve statü de getirirdi.

Hawaii halkı için sörf yapmak sadece bir eğlence değildi. Tahtasının yapımından, eğitimine, dinî ritüellerdeki kullanımından kastlar arasındaki ilişkilerin tanımlanmasına kadar bir dizi sosyal olgunun ortasında yer alıyordu. Bu spor daha çok kralların sporu olarak bilinse de aslında bütün yaş ve statüden Hawaii’li kadın ve erkekler dalga sörfü yapardı. Bunun için kullandıkları tahtalar da aslında günümüzde kullandıklarımıza oldukça benzerdi. Ancak elbette kralların kullandığı tahtalar daha heybetli olurdu.

Cook ve mürettebatının adaya varışını takip eden yıllarda, tüm bunlar William Anderson tarafından görülüp devamında kaleme alındı. Kendisi James Cook’un gemisinde doktordu. Sonrasında, Hawaii takımadalarına Avrupa’dan büyük bir göç başladı. Böylece dalga sörfünün karanlık çağı da başlamış olacaktı.

Augustin Kramer’in çektiği 1890 tarihli bir fotoğraf. 19. yüzyıl sonunda Oahu, Maui gibi birkaç adada bir avuç sörfçü kalmıştı.

Beyaz Adamın Dalga Sörfü İle Tanışması

Adaya ilk gelen misyonerler tarafından sörf yapmak bir günah olarak kabul edildi. Sonrasında da yerli kültürü bunu yapmaması konusunda teşvik etmeye başladılar. Ancak asıl sorun bu değildi. İlerleyen süreçte adaya Avrupa ve Amerika’dan taşınan hastalıklar Hawaii halkının çoğunun sonu olacaktı. Başlangıçtaki 800 bin kadar nüfusa sahip olduğu düşünülen Hawaii, hastalık sonucu ölümler neticesinde 40 bin kişiye kadar düşecekti. Zaten kısa bir süre sonra da adalar ABD’ye bağlanacaktı.

Tarih bize ironik şekilde, dalga sörfünün yeniden canlanışında “beyaz adamın” öncü rol oynadığını söylüyor. Bu sömürgecilerin bu sporu keşfetmelerinin devamında oldu. 1907 yılında Jack London, Hawaii’ye geldiğinde sörf ile ilgilenmesi bu sporun merak edilmesine ve yaygınlaşmasına neden olacaktı.

Sonrasında da, London’ın adada tanıştığı, İrlandalı George Freeth, California’da da sörf gösterileri yapmaya başlayacaktı. Zamanın büyük sermayedarlarından Henry Huntington, Freeth’e 1907 yılında, Redondo – Los Angeles tren yolunun açılışında gösteri yapması için sponsor olunca, Freeth tarihe “California Eyaleti’nde sörf yapan ilk insan” olarak geçecekti.

Duke Kahanamoku Sörf Sporunun Babası Olarak Bilinmektedir

Devamında 1914 yılında olimpiyat yüzücüsü Duke Kahanamoku Avustralya ve Yeni Zelanda’ya gidecek ve gittiği her yerde büyük dalgalar ile oynayacaktı. Bu sayede insanlar ona ve dalga sörfüne hayranlık duymaya başladılar. Kendisi günümüzde sörf sporunu popüler hale getiren kişi olarak bilinmektedir.

Duke Kahanamoku Waikiki 1910. Duke Kahanamoku, modern sörfün babası olarak tanınmaktadır. Kendisi de aslen Hawaii doğumludur. Kökenleri ile guru duyan bu adam, sörf sporunun yaygınlaşmasında ve Hawaii’nin önemli bir turizm merkezi olmasında önemli rol oynamıştır.

İlerleyen süreçte dalga sörfü Alexander Hume Ford adlı bir kişinin ilgisini çekecekti. Kendisi bu sporu öğrenmek için Hawaii’ye gidecek ve hatta sonrasında bunun şampiyonu olacaktı. Ancak onun bu sporu öğrenmek ve geliştirmek istemesinin arka planında aslında sportif amaçlardan fazlası vardı. Amacı Amerikan vatandaşlarını Hawaii’ye çekmek idi. Bu kişiler öncelikle turist olarak gelecek ancak sonrasında adaya yerleşeceklerdi.

Bu konuda ona bazı yazarlar ve film yapımcıları da destek oldu. Ancak Hawaii 1959 yılında bir eyalet olunca onun bu planı başarısızlık ile sonuçlandı. Böylece adanın etnik çeşitliliği kısmen de olsa korunmuş oldu. Ancak dalga sörfünü tanıtma girişimleri çok başarılı idi. Bu sayede de sörf, antik kökenlerinden sıyrılıp milyarlarca dolarlık küresel bir endüstri halini aldı. Dalga sörfünün günümüzde milyonlarca tutkunu var. Halen dünyanın en iyi sörfçüleri en büyük dalgalarda kaymak için halen Hawaii’de toplanır. Sörf yapmak kesinlikle değişti ama pek çokları için hala bir yaşam biçimi.


Göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar:


YolveMacera

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu