KÜLTÜR

Antik Dünyanın 7 Harikası

Çağlar boyunca insanlar en beğendikleri doğal güzelliklerin ve insan yapımı eserlerin listesini oluşturmuştur. Bu yazıda böyle bir listeye, tarihçi Herodot ve Callimachus tarafından hazırlanan antik dünyanın yedi harikasına daha yakından bakacağız. Bu 7 antik harikadan altısı artık mevcut olmasa da günümüzden binlerce yıl önce yapılan bu yapıtlar sanatın, mimarinin, mühendisliğin ve insan azminin ortaya koyduğu eşsiz anıtlardır. İşte Antik Çağ’da dünyanın 7 harikası olarak kabul edilen yapıtlar ve hikayeleri…

Büyük Piramit

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Büyük-Piramit.jpg

Büyük Giza Piramidi, Giza Piramit Kompleksinin üç piramidinden en eski ve en büyüğüdür. Dünyanın yedi harikasından en eskisi ve büyük ölçüde sağlam ve ayakta kalan tek harikadır. Bugünkü Kahire kentinin hemen yanındaki çöldedir. Mısırbilimciler, Büyük Giza Piramidinin Dördüncü Hanedan Mısır firavunu Khufu için bir mezar olarak inşa edildiğine inanıyorlar. Piramidin tamamlanmasının yaklaşık 20 yıl sürdüğü tahmin ediliyor. Piramit 2,3 milyon blok taştan oluşuyor. Yapıldığında 145,75 m yüksekliğinde olan Büyük Piramit’in aradan geçen binlerce yılda üstten 10 m’si aşınmış durumda. Yine de burası 3800 yıl boyunca insan yapımı en yüksek yapı olma özelliğini koruyor.

Babil’in Asma Bahçeleri

Babil, bugünkü Irak’ta, Bağdat kentinin 90 km kadar güneyinde Fırat ırmağının kıyısında yer alıyordu. Antik dünyanın 7 harikasından biri olan Asma Bahçeleri de buradaydı. Bu bahçeler Babil Kralı Nabukadnezar II’nin emriyle MÖ 600’lü yıllarda yapılmıştır. Nabukadnezar II’nin amacı tahminlere göre çok sevdiği eşi Amitis’i mutlu etmekti. Babil’in Asma Bahçeleri, yükselen bir dizi katmanlı bahçelerden oluştuğu için en iyi mühendislik harikası olarak tanımlanır.

Bununla birlikte, garip bir şekilde, Asma Bahçeler, Dünyanın Yedi Antik Harikasından biri olarak bir yer kazanmış olsa da, bu harikanın tam olarak nerede olduğu belirsizdir. Bırakın konumu bir yana, eski Babil metinlerinin hiçbirinde bu bahçelerden bahsedilmemiştir. Bu nedenle günümüzde tarihçiler artık biraz farklı düşünüyor. Onlara göre Büyük İskender’in askerleri verimli Mezopotamya’ya vardığında ve Babil’i gördüğünde etkilenmiş, döndüklerinde bölgeyi abartılı biçimde anlatmış olabilir. Günümüzde bazı arkeologlar hala Babil’in Asma Bahçelerini arıyor. Eğer var oldularsa bahçelerin MÖ 2. yüzyılda arka arkaya yaşanan birkaç depremle yıkılmış olduğu sanılıyor.

Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı, Yunan av, doğa ve verimlilik tanrıçası Artemis için yapılmıştı. İzmir’in 50 km kadar güneyinde, Selçuk kasabasının yanındaki Efes antik kentinde yer alıyordu. Tapınak büyük Lidya Kralı Krozüs’ün emriyle yapıldı. Aslında Artemis Tapınağı öteki tapınaklara çok benziyordu ama onlardan hem çok daha büyüktü. Tapınak dinsel bir kurum olmanın yanında zamanla bir pazar yeri olarak da işlev görmeye başladı. Yaklaşık 200 yıl ayakta kalan bu eşsiz yapıtı MÖ 356’da kendi adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir deli yaktı. Sonra tapınak onarıldı ve yine dinsel bir cazibe merkezi oldu. 262’de istilacı Gotlar’ın yıktığı tapınak tanrıçaya inananlarca bir kez daha yapıldı. 401’de Hıristiyan şövalyeler yıktıktan sonra yeniden restore edilemedi.

Zeus Heykeli

Antik Çağ’ın yedi harikasından bir başkası olan Zeus Heykeli, Yunanistan’ın batı kıyılarında Atina’dan 150 km uzakta yer alan antik Olimpia kentindeydi. Bu, o dönemde Yunanların en büyük tanrısının, tanrıların kralının heykeliydi. Antik Olimpiyat Oyunları onun onuruna düzenlenirdi. MÖ 450’de yapılan Zeus Tapınağı’nın basit ve sıradan bir görünümü vardı. Bunun üzerine içine büyük bir Zeus heykeli yerleştirilmesi düşünüldü. Bu heykeli yapma görevi de dönemin ünlü heykeltıraşı Fidiyas’a verildi. Fidiyas görkemli heykeli MÖ 430 dolaylarında, sekiz yılda yaptı. Yaklaşık 12 m boyundaki Zeus heykeli altın ve fildişiyle bezenmişti.

Zeus sağ elinde zafer tanrısı Nike’nin, fildişi ve altından heykelini, sol elinde de ucunda tünemiş bir kartal heykelinin bulunduğu asasını tutuyordu. Tapınak 426’da yıkıldı. Ama Zeus Heykeli daha önce bazı varlıklı Yunanlarca İstanbul’a getirilmişti. 462’de çıkan büyük bir yangında yok oldu. Ne yazık ki bu görkemli heykelin hiçbir kopyası günümüze kadar gelemedi.

Rodos Heykeli

Rodos Heykeli, Yunan Güneş Tanrısı Helios’u tasvir eden bir heykeldi. Rodos’un Kıbrıs hükümdarına karşı kazandığı zafer için bir kutlama sembolü olarak inşa edilmiştir. MÖ 280 yılında Lindon’lu ünlü Yunan Heykeltıraş Chares tarafından yaptırılmıştır. 33 metre yükseklikteki bu heykelin yapımının 12 yıl sürdüğü tahmin ediliyor Rodos Heykeli yalnızca 56 yıl ayakta kalabilmiştir. MÖ 226’daki şiddetli deprem sırasında en zayıf yeri olan dizlerinden kırılmış ve devrilmiştir. Devrik heykel o durumda 880 yıl boyunca kalmıştır. Rodos Heykeli, Ortaçağ’dan beri yanlış olarak söylenegeldiği gibi limanının girişinde bacakları açık duracak şekilde yapılmamıştır. Onun Rodos’un en yüksek noktasına yapıldığı düşünülmektedir.

Halikarnas Mozolesi 

Bodrum’da bulunan Halikarnas Mozolesi, MÖ 353 ile 350 yılları arasında inşa edilmiş bir mezardı. Zamanın Pers İmparatorluğu’nun Halikarnas bölgesinde Vali Mausolus için inşa edilmiştir. Anıt mezar yaklaşık 45 metre yüksekliğindeydi ve dört tarafı da heykellerle süslenmişti. Türbe, şehre hakim bir tepede yer alıyordu. O dönemde Pers İmparatorluğu sınırlarını Anadolu’ya kadar genişletmişti. Persler imparatorluğu kendilerine bağlı yerel, küçük krallıklarla yönetebiliyordu. Muğla ve Denizli çevresine egemen Karya Krallığı da bunlardan biriydi. Bu küçük krallığı MÖ 377’den 353’e kadar Kral Mausolus yönetti. Anıt mezarın yapımını o başlattı.

Yapıt onun ölümünden 3 yıl sonra, MÖ 351’de, tamamlanabildi ve 1600 yıl boyunca dayandı. On beşinci yüzyılın başlarında St. John şövalyeleri Bodrum kalesini yapana kadar anıt mezar güzelliğinden çok az şey yitirmişti. Şövalyeler 1494’te kaleyi güçlendirmek için anıt mezarın taşlarını kullanmaya başladı. 1522’ye gelindiğinde mezardan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Bugün Bodrum kalesi bütün görkemiyle duruyor. Anıt mezardan getirilen mermer blokları kalenin duvarlarında seçmek olanaklı.

İskenderiye Feneri

Yedi harika arasında etkileyici güzelliğinin yanı sıra günlük yaşamda insanların işine yarayan tek yapıt İskenderiye Feneri’dir. Büyük Piramit’ten sonra zamanının en yüksek yapısı olduğu ileri sürülürdü. Anıtsal deniz feneri MÖ 280 dolaylarında tamamlandı. İskenderiye limanının girişindeki Faros adasında bulunan deniz fenerinin 110 m’den biraz daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Fenerin ışığı kıyıdan 50 km öteden görülürdü. Üzerinde bulunduğu adadan dolayı Faros Deniz feneri olarak da bilinirdi. Faros sözcüğü de bu anıtsal yapıdan sonra birçok dilde deniz feneri anlamında kullanılmaya başlandı. 1303 ve 1323’teki şiddetli depremlerde büyük hasar gören eşsiz yapıt bakıma alınmadı ve sonra da yavaş yavaş yıkıldı.

İleri Okumalar: What Are The Ancient Seven Wonders Of The World?; https://www.scienceabc.com/

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu