Günümüz dünyası, kültürel bir hafıza kaybının eşiğinde. Modernleşme, bir kasırga gibi geleneksel toplumları ve kültürleri hızla yok ediyor. Bu süreçte, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan topluluklardan biri de Marsh Arabs ya da Ma’dan olarak bilinen Bataklık Araplarıdır.

Dünyamız kültürel olarak bir hafıza kaybının eşiğinde yaşıyor. Modernite adeta bir kasırga gibi bütün geleneksel kültürleri/toplumları yok ediyor. Yok olma eşiğinde olan toplumlardan birisi de sürdürülebilirlik konusunda kendilerinden bir şeyler öğrenebileceğimiz Marsh Arabs ya da Ma’dan adı verilen Bataklık Arapları’dır.

Bataklık Arapları Kimdir?
Ma’dan ya da Bataklık Arapları, Irak’ta Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği sulak bölgede yaşayan yarı göçebe bir topluluktur. Binlerce yıldır yaşam tarzlarını büyük ölçüde koruyarak hayatta kalmayı başarmışlardır.
Bataklık Arapları, evlerini tamamen doğal malzemelerden, sudan topladıkları sazlardan yaparlar. Bu sazlar, bambu benzeri bir yapıya sahiptir ve farklı uzunluklardaki sazlar, evin çeşitli aşamalarında kullanılır. Ma’dan evleri tam anlamıyla mimari harikalardır.

Bu evler, çivi, ahşap veya cam kullanılmadan 2-3 günde inşa edilir. Düzenli bakım yapıldığında, bu sazlık evler yaklaşık 25 yıl boyunca dayanıklılığını korur. Sazdan inşa edilen bu evler, taşınabilir olma gibi ek bir avantaja da sahiptir. İlkbaharda, bataklık suları yükselir. Bunun sonucunda da, evler kolayca başka bir yere taşınır ve kısa sürede yeniden monte edilir.

Bataklık Arapları, misafirperverliğiyle tanınan bir toplumdur. Neredeyse her köyde “mudhif” adı verilen geleneksel bir misafirhane bulunur. Bu misafirhanelerde, gelen konuklar herhangi bir ödeme yapmadan yiyecek ve barınma imkânına sahip olurlar. Ancak, Bataklık Arapları’nın modern dünyada yaşadığı zorlukların bir kısmı da tam olarak bu misafirperverliklerinden kaynaklanmaktadır.
Günümüzde Bataklık Araplıkları Ne Durumda?

20. yüzyılın sonlarında, Saddam Hüseyin rejimi sırasında Bataklık Arapları’nın yaşadığı bölgede büyük bir gerilim meydana geldi. Irak hükümeti, bataklıkların muhalifleri saklayan bir sığınak olduğuna inanıyordu. Tarih boyunca, bu bataklıkların sığınma yeri olarak kullanıldığı biliniyordu ve Bataklık Arapları, yardıma ihtiyacı olan yabancılara asla hayır diyemeyen bir halk olarak tanınıyordu.
Hükümetin çözümü, bataklıkları kurutmak oldu. Irak hükümeti, bataklıklara su akışını keserek bölgeyi kurutmaya yönelik eski bir sulama projesini agresif bir şekilde yeniden başlattı. Bu sürecin sonunda, 1950’lerde yaklaşık yarım milyon olduğu tahmin edilen Bataklık Arapları’nın nüfusu, 2000’li yılların başlarında yalnızca 1.600 kişiye kadar düştü.

2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra, bataklıklara akan suyu engelleyen bentler yıkıldı. Ancak ekosistemin kendini toparlaması için çok daha fazla zamana ihtiyacı vardı. Bu sırada, Bataklık Arapları’nın büyük çoğunluğu artık bölgeden ayrılmış, şehirlerde yeni bir hayata başlamıştı.
Tarihte birçok benzer örnekte olduğu gibi, şehirlere göç eden Bataklık Arapları’nın çocukları, atalarının yaşam tarzı hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Geleneksel mimari, sürdürülebilir tarım teknikleri ve binlerce yıldır devam eden yaşam biçimleri yeni nesiller tarafından unutulmaya yüz tuttu.
Sonuç olarak
Daha sürdürülebilir bir gelecek hayal ederken, Bataklık Arapları ve onlar gibi geleneksel yöntemlerle yüzyıllar boyunca doğaya uyum sağlayarak hayatta kalmış toplulukların bilgi birikimine yeniden bakmamız gerekiyor. Belki yeniden yüzen evler inşa edemeyiz. Ama yine de bu kadim kültürlerden öğrenmemiz gereken çok şey var. Ayrıca göz atmak isterseniz: İndus Vadisi Uygarlığı: Bir Toplum Savaşmadan Nasıl Hayatta Kalır?
Kaynaklar ve ileri okumalar
The Mesopotamian Venice: The Lost Floating Homes of Iraq. Yayınlanma tarihi: 28 Ocak 2021; Bağlantı: https://www.zmescience.com
Size Bir Mesajımız Var
YolveMacera ekibi olarak yaklaşık 25 yıldır yollardayız. Gezmenin, kişinin hoşgörüsünü, yaratıcı yanını ve duyarlılığını artıran bir okul olduğunu ve bu okulun yaşı olmadığını; paylaşmanın da gezmek gibi bir tutku olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hem etkinlikler düzenliyor, tutkumuzu paylaşmayı amaçlıyor hem de sizlere kaliteli içerikler üretmeye çalışıyoruz. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca siz de bizimle yeni maceralara, mecralara, dostluklara ve paylaşımlara merhaba demek isterseniz topluluğumuza dahil olabilirsiniz.
YolveMacera