Her şeyden Vazgeçip “Yol”u Seçenler; Backpackerlar

Backpacking, “sırt çantalı seyahat” anlamında bir kelimedir. Başlı başına bir yaşam tarzıdır. Düşük maliyetli ve bağımsız bir seyahat biçimidir. Sırt çantalı seyahat yapan ve genellikle ucuz ülkeleri gezen kişilere de “backpacker” veya “sırt çantalı gezgin” adı verilir. “Modern seyyah” veya “modern Evliya Çelebi” olarak da tanımlanabilir. Kolayca gezebilmek için valiz veya bavul yerine sırt çantasının tercih edildiği “uzun süreli” seyahat alternatifinden biridir.
Genellikle üniversite mezunu, genç yaşta işini bırakan, orta yaşlarda emekli olan maceracı insanların tercih ettiği etkinliktir.

Türkiye’deki ekonomik ve sosyal durum sebebiyle genellikle emekli olduktan sonra backpacking yapılabiliyor. Tabi, gezgin ruhu taşıyan emeklilerden bahsediyoruz. Herkes bir gün dünya turu yapma hayali ile yaşar. Bu hayali gerçekleştiren insanların dünyasına göz atalım.

İlk backpackerlerin İpek Yolu üzerinde 1600’lü yılların sonlarında ortaya çıktığı bilinmekte. Hatta bunu ilk yapan kişinin İtalyan maceraperest Giovanni Francesco Gemelli Careri olduğu iddia edilmekte.

Careri’nin Mısır’dan başlayarak sırasıyla; Anadolu, Kudüs, İran, Hindistan, Çin, Küba’yı gezerek İspanyol gemileriyle Avrupa’ya döndüğü rivayet edilir. 1960 ve 70’lerde özellikle Avrupalı gençler, İpek Yolunu kullanarak backpackingi geliştirdi. 1980’lerden bu yana da teknoloji ve iletişim araçlarının gelişmesi ile daha güvenli, hızlı ve ucuz backpacking imkanları ortaya çıktı. Son 20 yıl içinde de Tayland, Kamboçya, Laos, Güney Doğu Asya, Avrupa, Güney Amerika, Orta Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda’da backpackingler için popüler hale geldi. Günümüzde her ülke, bir backpacker için gezilebilecek bir alternatiftir.

Backpacking için çok fazla hazırlık yapmaya gerek yok. Sırt çantanız ağırlaştıkça yaşayacağınız zorluklar artıyor. Ayrıca birçok şeye ihtiyacınız da olmayabilir. Beş yıldızlı otel yerine genellikle hostelleri tercih etmek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü en ucuz konaklama alternatifi hostellerdir. Düşük bütçe ile seyahat eden sırt çantalılar, gezginler, öğrenciler için ucuz konaklama fırsatıdır. Çoğunlukla mutfağı da olan küçük otellerdir. Odaların bir kısmında, ranzalar ve yataklar bulunur. Yani hiç tanımadığınız insanlarla birlikte konaklamak zorunda kalırsınız. Birlikte yemek yaparsınız. Odayı paylaştığınız insanları tanımadığınız için cüzdanınızı yanınızdan ayırmamanız, sırt çantanıza kilit takmanız hırsızlık açısından önemli.

Türkiye’de de çok fazla backpacker ile karşılaşabilirsiniz. Ancak başka ülkelerde kolay kolay Türk gezgin pek bulunmaz. Çünkü Türklerde backpacking veya backpackerlar pek yaygın değil. Bunun, Türkiye’nin sosyo-ekonomik durumu ile doğrudan bağlantısı var. Bu tür seyahatlere çıkabilecek genç insanlar; lise çağından itibaren iyi bir üniversiteye girmek, üniversiteden itibaren de iyi bir iş bulmak için mücadele etmek zorunda kalıyor. İş bulduktan sonra başka planlar devreye giriyor. Askerlik, evlilik hazırlıkları, çeyiz, vs. Tabi backpacking planları doğal olarak emeklilik sonrasına bırakılıyor. Tabi böyle bir etkinliği düşünen maceraperestler için…

Çalışırken backpacking planı yapmak Türkiye’de pek mümkün olmuyor maalesef. İş koşulları buna müsaade etmiyor. Özel sektörde 20 günden fazla izin kullanmak neredeyse imkânsız. Çalışmaya başlayan bir işçi ilk sene izin hakkını kullanamıyor. İlk 5 sene de 14 gün izin hakkı var. Kıdemli çalışanlar 20 gün izin kullanabiliyor. Memurlarda bu süre en fazla 30 gün olabiliyor. Bu izinlerde de genellikle başka planlar yapılıyor. Ücretsiz izne çıkma cesaretini de herkes gösteremiyor. Alternatiflerin, yerini doldurma korkusu buna engel oluyor. Türkiye’de izin kullanmak lüks olmasın rağmen, birçok gelişmiş ülkede ihtiyaç olarak görülüyor. Belki de Türkiye’de backpackingin önündeki en büyük engel bu olsa gerek. Emekli olup eşini ikna edebilenler “belki” backpacking planı yapabilir. Çocukların okulu, evliliği veya torunlar için gerekli “masrafların” haricinde elde kalan bir şey varsa tabi!

Bir diğer olumsuz etken de, Türk lirasının değerinin düşük olması gösteriliyor. Avrupalı veya Amerikalı bir kişinin backpacking için yapacağı masraf, bir Türk’ün aynı yerdeki masrafının neredeyse 4 ila 5 katı daha az. Kaba bir hesapla, aynı bütçeye ulaşabilmek için Türklerin 5 kat daha fazla çalışması gerekiyor. Bu da, Türklerin backpacking planlarını suya düşüren en önemli etken. Türklerin hava durumuna göre plan yapması, rahatlarına düşkün olmaları, alışkanlıklarından kolay vazgeçememeleri gibi karakteristik özellikleri de backpackinge pek olanak vermiyor olabilir.

Çok esnek bir işte çalışıp, sosyal ve aile yaşamında herhangi bir engeli olmayan ve gerçekten zengin olan maceracı insanları bu anlattıklarımızın dışında tutuyoruz.

Sözün özü; Türkler için backpacking gerçekten lüks!

Barış Gökhan Tagar

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Tesadüf, Merak, Arkadaşlara Takılmak, Belki de Kaçış…

Başlama nedenleri farklı olsa da ortak bir yönü vardır doğaya kendisini bırakanların. O da “BİR …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir