Backpacker Kültürüne Giriş

Backpackerlık bir yaşam felsefesidir, hiçbir yere ait olmadığını hissetmektir, sahip olduğun her şeyi geride bırakarak özgürleşmektir. Bu felsefe, 60’lı yıllarda Londra’daki Rock’n Roll çılgınlığının, New York’taki Beat Kuşağı çevreleriyle birleşmesiyle dalga dalga dünyanın her yerine yayılmış; müzikten sinemaya, felsefeden sanata çok farklı alanlarda etkisini hissettirmiştir.

Bu felsefe ile bütünleşmiş öne çıkan bazı kavramlara kısaca göz atalım bu yazıda…

Route 66

Route 66, Chicago’dan Los Angeles’a dek uzanan, backpackerlar için tarihin en ünlü yol rotasıdır. 29 Bunalımı sonrası sürekli göç ederek yaşamını devam ettirmeye çalışan hobolar, bu rota üzerinde gidip gelmişler ve Route 66 yol deneyiminin en önemli mitolojik unsuru haline gelmiştir. Günümüzde bu rota, maceraperestler dışında ulaşım için artık eski düzeyde kullanılmamaktadır.

Hindistan

60’lı yıllardaki kültürel uyanışla birlikte doğunun masalsı ülkesi Hindistan, Avrupa’dan ve Amerika’dan yüz binlerce backpackerın ütopyası haline gelmişti. The Beatles’ın Hindistan ziyaretleri yüz binleri yeniden yollara döker. Ülkenin backpackerlar için en popüler noktası ise Goa’daki Arambol Beach’tir. Hayatta kalmak için gereken meblağ Hindistan’da çok düşük olduğu için yıllarca bu ülkede kalan backpackerlar görülmektedir.

Los Angeles

50’lerde ve 60’larda LA, dünyanın her yerinden hippilerin, gezginlerin, Beatniklerin ve serserilerin akın akın ilerlediği ütopik bir noktaydı. Route 66’in bu son durağı, aynı zamanda aşılmaz görünen Pasifik’in başlangıcıydı ve Venice Beach içinden The Doors gibi büyük bir grup çıkararak efsaneleşmişti.sırt çan

Avrupa’da backpacker kültürü

Backpacker kültürünün ve komünal yaşamın yaygınlaşmasında Londra, Paris, Berlin, Hamburg, Amsterdam gibi şehirler önemli rol oynamıştır. Türkiye’de ise İstanbul backpackerların popüler olarak kullandığı yol rotasının üzerinde yer alıyordu. Bu kültürün Avrupa’daki en önemli merkezi ise Londra’dır. Pink Floyd, The Beatles, Led Zeppelin, The Rolling Stones, The Who gibi İngiliz kökenli büyük gruplar bu kültürden etkilenmişler, yol üzerine onlarca şarkı yazmışlardır. The Beatles’ın yol metaforunu merkezine koyan Abbey Road albümünün kapağı ise efsaneleşmiştir.

Hostel kültürü

Backpackerların, kamp alanlarıyla birlikte konaklama için en çok tercih ettikleri opsiyon hostellerdir. Hosteller, aynı zamanda farklı ülkelerden backpackerları bir araya getirerek, bir dayanışma ağı kurulmasına yardımcı olurlar. Son yıllarda Türkiye’de de hostellerin sayısında hızlı bir artış görülmektedir.

Backpackerın duygusal dönüşümü

Bir backpacker, aydınlanmak, geçici bir Nirvana yaşamak ya da bir şey bulmak için yola düşmez. Geride bırakmayı göze aldığı şeylerin sayısı çoğaldıkça ilerleme kat sayısı artar. Öyle ki On the Road’da da Jack Kerouac, ne zaman yol ve aşk arasında kalsa yolu seçmiştir. Yol, aşkın en kutsal biçimidir ve ilerledikçe gezgin, toplumun ona eklediği değerlerden arınarak histerik çıplaklıkla özgürlüğe ulaşır. O ülkesiz, kavramsız, isimsiz ve duygusuzdur! Yol ona yeni bir isim verir, yeni bir neden, yeni bir tutku ve artık merkezde sadece arayış vardır.

Alexander Supertramp

Alaska’ya yaptığı dönüşü olmayan yolculuğuyla hafızalarda yer eden, Alexander Supertramp’ın öyküsü 2007 yılında Sean Penn tarafından filme çekilmiştir. ”Into the Wild”  modern yaşamdan kaçışı ve doğaya dönüşü tekrar gündeme getirmiştir. Alexander Supertramp, dünyanın her yerinden backpackerlar için, günümüzde mitolojik bir unsur haline gelmiş bir kahramandır.

On the Road (Yolda)

Yol üzerine yazılmış, en çok ses getiren kitap On the Road’dur. On the Road, Beat Kuşağı kültürünün, dünyanın her yerine yayılmasında öncü olacaktır. Bob Dylan, bu kitabı okuduktan sonra hayatını değiştirmeye karar verdiğini ifade eder. Birçok backpacker, sırt çantasında bu kitabı taşımakta, günümüzde de kitapta geçen yol rotalarının izini sürmeye devam etmektedir.

Woodstock Festivali (1969)

İnsanlık tarihinin en çok ses getiren bu festivaline, dünyanın her yerinden backpackerlar katılım göstermiştir. Woodstock Festivali, yol deneyimini ve komünal yaşamı müzikle birleştirerek, bir anlamda 60’lı yılların görkemli şekilde kapanışını simgeler.

Hazırlayan: Ufuk S. Yüksel

Yazının ilk yayınlandığı yer: www.gaiadergi.com

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Dağları Sevenlere Dokuz Öğüt!

1) Dağlara tırmanmak, kayakla dolaşmak asil, temiz ve miskinlere yaraşmayan bir spordur. Bu sporun aleyhinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir