KESFET

Hotel Del Salto’nun Ürpertici Hikayesi

Kolombiya’nın başkenti ve en büyük şehri olan Bogota’yı ziyaret eden turistlerin elbette burada olmak için birbirinden farklı nedenleri olabilir. Ancak bir çoğunun görmek istediği ortak bir yer vardır. Bu yer, perili olduğuna dair söylemlerin uzun zamandır etrafta dolaştığı, Hotel del Salto’nun kalıntılarıdır.

1990’lar hızla yaklaşırken, Carlos Arturo Tapias’ın yaşlanan evi çürümeye başladı. Bu bozulma kısmen otelin Tequendama Şelaleleri’ne yakınlığından kaynaklandı. Ne de olsa nem, en zorlu malzemeleri bile parçalama yöntemine sahiptir.

Tequendama Şelaleleri Biyoçeşitlilik ve Kültür Müzesi, Kolombiya, San Antonio del Tequendama’daki bir müze ve konaktır. Müze, Bogotá Nehri üzerindeki Tequendama Şelaleleri’ne bakmaktadır. Yenilemeden önce, bina Hotel del Salto olarak bilinen terk edilmiş bir oteldi. 1990 yılına kadar faaliyetini sürdüren bu otelle ilgili ilginç rivayetler de bölgeyi ve oteli giderek daha da merak edilir hale getirdi. Gelin neler olup bittiğini anlamaya çalışalım…

Hotel Del Salto İle İlgili Söylentiler Neden Başladı?

Kolombiya’daki 132 metre yüksekliğindeki Tequendama Şelaleleri’ne bakan ve bir zamanlar Bogota sosyetesinin gözbebeği olan Hotel del Salto 1924 yılında inşa edilmişti. Burası başlangıçta mimar Carlos Arturo Tapias’ın kişisel konutuydu. Ancak 1928’de kapılarını misafirlerine açtı.

Eşsiz bir manzaranın ortasında en iyi yiyecek ve içeceklerin tadını çıkarmak isteyenler buraya Bogota’dan başlayan 30 kilometrelik bir tren yolculuğunun ardından ulaşırlardı. Otel ilk başlarda oldukça başarılıydı. Hatta 1950’li yıllarda otelin genişletilmesi planlanmaya başlanmıştı. Ancak bu düşünceler maalesef mümkün olamayacaktı.

Otel içinde hiçbir şekilde iyileştirme çalışması yapılmamış. Her şey olduğu gibi bırakılmış durumda.

Otel bir süre sonra gözden düştü ve sonraki birkaç on yıl boyunca on beş odasından sadece beşi düzenli kullanımda olacak şekilde varlığını devam ettirdi. Bunun temel nedenlerinden birisi etrafta dolaşan söylentilerdi.

İspanyollar Güney Amerika’ya ayak basmadan ve yerli halkları yok etmeye başlamadan önce, Bogota’ya Bacatá deniyordu ve Muisca halkının toprakları olarak biliniyordu. Bu yerli halk İnkalar ve Aztekler kadar gelişmişlerdi. Aynı zamanda Avrupa hastalıkları ve silahlarıyla mücadele etmeye ne yazık ki hazırlıksızdılar.

Birçok Muisca, İspanyol fatihler tarafından tecavüze uğradı, öldürüldü veya köleliğe zorlandı. Bazıları ise, bu kaderden kurtulmak için Tequendama Şelaleleri’nden atlamayı seçti. Bu çaresiz kişiler 515 metre yükseklikten ölüme atlarken, bedenlerinin bir kartalınkine dönüşeceği inancına sıkıca sarıldılar. Sonucunda, ruhları uçup gitmiş olsa da bedenleri düşüşten sağ çıkamadı.

Tequendama selalesi

Bu olay asırlar boyunca dilden dile aktarıldı. Kısa süre sonra Hotel Del Salto’nun müşterileri de duvarlarının hemen ötesinde, şelalelerin sisli dağlardan aşağı aktığı yerde, birçok kişinin intihar ettiği haberini öğrendi. Bölgede yaşayan yerel halk da ölen kişilerin hayaletleri ile ilgili hikayeler anlatmaya başladıkça otelin adı perili olarak anılmaya başlandı.

Ancak otelin gözden düşmesinin tek nedeni bu değildi. Otelin az ötesindeki nehir pitoresk bir görüntü sergilese de aslında oldukça kirli. Altı milyon Bogota vatandaşından gelen ham atık, şehrin hemen güneyindeki nehre dökülüyor ve onu sanal bir kanalizasyon haline getiriyor. 1990’lara gelindiğinde, otelin çevresindeki nehir ortamı hoş olmaktan çok uzaktı ve bina terk edildi. Burası uzun süre ormanın derinliklerinde ıssız kaldı.

Otelin çatısı onlarca yıllık yosunla döşenmiştir. Oluklarda düzgün sıralar halinde fideler filizleniyor, terasta ağaçlar büyüyor. Doğa sanki verdiklerini geri alıyor.

Hotel del Salto müze olarak yeniden doğdu

Şelaleler önemli bir turistik cazibe merkezidir ve sisli bir körfezin kenarındaki yıkık bina, ziyaretçilerin favori manzarası olabilir. Bu öngörü ile otelin bir kısmı 2011 yılında Kolombiya Ulusal Üniversitesi tarafından müze olarak yenilendi.

 1990’lar ve 2011 arasındaki terk edilmiş döneminde otel internet fenomenlerinin ve paranormal olaylara ilgi duyan kişilerin favori noktalarından birisiydi.

Yaklaşık 100 yıl sonra, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler ve turistler hala eski oteli ziyaret ediyor. Orada meydana gelen mitler, aksilikler ve sözde doğaüstü olaylar, muhtemelen önümüzdeki yıllarda da ziyaretçileri cezbetmeye devam edecek.

Yakın zamanda Hotel del Salto’da oda kiralayamayacak olsanız da, ilham verici ve akıldan çıkmayan yeri yine de ziyaret edebilirsiniz. Ama dikkat edin. Otelin üstünden ve altından akan nehir birçok yönden ölümcül. Ve sisli şelalelere giden yolda onu takip etmenizi fısıldayan bir ses duyarsanız, görmezden gelin.


Bu yazılarımıza da göz atmanızı öneririz


Kaynaklar ve ileri okumalar:

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu