El Dorado: Altın Adamın Hazinesi

Kayıp altın şehir El Dorado, Güney Amerika’ya dair bir efsane olduğu gibi, Avrupalıların kayıp bir uygarlığın zenginliğini arama öyküsünü de anlatır. Burayı bulduğunu iddia eden gezginlerin anlattıkları, yıllarca Avrupalı maceracıları harekete geçirse de El Dorado efsanesinin özü hep saklı kalmıştır.

“El Dorado” ismi “altın kaplanmış” anlamına gelir. Bunca zaman bu efsaneyi açığa çıkarmak içim harcanan çaba da elbette adında gizlidir.

Güney Amerika’da And Dağları’nda yaşayan halklar, dört elementi birleştirince ortaya çıkan malzemenin parlak bir metale dönüşebileceğini ve böylece insanların, doğanın güçlerini kullanarak ilkel olmaktan, üstün olmaya geçebileceklerini düşünüyorlardı.

Bu dönüşümü temsil etmek için, kral olan kişi özel bir törene katılıyordu. Kralın tamamen çıplak olan vücudu, reçineyle kaplanıyor, üzerine küçük bir üfleme borusuyla altın tozu üfleniyordu. Devamında kral bir kayıkla Guatavita Gölü’nun ortasına gelip, güneş en tepedeyken yanında getirdiği hazine ile birlikte, suya dalıyordu. 


Guatavita Gölü

İnsanların hayalgücünü harekete geçiren bu altın adam hikayesi oldu elbette…

Altın adam “El Dorado” ve şehri “Manoa”nın hikayesi kısa zamanda her yere yayıldı ve hakkında çeşitli rivayetler anlatılmaya başlandı. Artık Avrupa’da, Güney Afrika veya Orta Amerika’da El Dorado isimli çok zengin bir yer olduğu, halkın altın süslemeli elbiseleri, altın kaplanmış yollan konuşulmaya başlanmıştı.

O andan itibaren İspanyol istilacılar efsanevi Altın Krallığı bulmak için hiç durmadan araştırmaya başladılar. 1545 yılında Guatavita Gölü’nü titiz bir şekilde araştırmaya başladıklarında, yüklü miktarda altın ve kıymetli taşlar bulacaklarını düşünüyorlardı.

1580’den sonra Bogotalı bir tüccar plan Antonio de Sepulveda, 8000 yerlinin yardımıyla gölün yanına bir tünel kazıp göldeki su seviyesini 20 metre kadar düşürdü. Toprak setin yıkılması girişimin oldukça kanlı bir şekilde sonuçlanmasına neden olduysa da; bulunan bazı objeler ve yumurta büyüklüğünde bir zümrüt, efsanenin daha da büyümesini sağladı.

Bulunanlar İspanya kralı II. Felipe’ye gönderildi. Yüzlerce yerli bilmedikleri bir şeyi anlatamadıkları için işkence görüp öldürüldü. Yüzlerce istilacı da hem ormanlarda, hem de And Dağları’nda hiçbir zaman bulamayacakları altın şehri arayıp durdu.

Birçokları, açgözlü kralların hayal ettiği hazineleri bulamadan hayatlarını kaybetti.

İspanyol istilacıların tüm Aztek toplumunu baskı altında tuttuğunu anlatan bir resim.

El Dorado’nun izlerini bulabilmek için akla gelmeyecek yerlere· bakmak gerekiyordu oysa. Konuyla ilgili bilinenler, bugüne kadar çözülemeyen tarihi gizemler, en eski zamanlardan beri sadece seçilmişlerin ulaşabileceği şekilde aktarılmıştı.

Aralarında Tapınak Şövalyeleri’nin yaptıklarını anlatan dokümanların da bulunduğu Vatikan Kütüphanesi’ndeki, toplam uzunluğu 15 km’yi bulan gizli arşivler medeniyetlerin gizli tarihini barındırıyor. Tarihteki büyük gizemlerin cevaplarını bu arşivlerde aramak gerekiyor.

El Dorado bir efsane değil, gerçek olabilir. Zaman bunu bize gösterecektir…

Kaynak: Kayıp Dünyalar Atlası, Boyut yayıncılık

Paylaşmak Güzeldir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir