KÜLTÜR

Kuzey Sentinel Adası: Modern İnsanın Ayak Basamadığı Tek Yer

Kuzey Sentinel Adası, Bengal Körfezi’nde Myanmar ve Endonezya arasında yer alan ve modern dünyayla iletişim kurayı şiddetle reddeden bir kabileye ev sahipliği yapan bir ada. Ada üzerinde yaşayan ve 60 bin yıllık geçmişi olduğu düşünülen kabile daha önce bir çok kez adaya yaklaşmaya çalışanları öldürmesiyle ün salmış.

Burası, Andaman ve Nicobar adalarını oluşturan ve 361 adadan oluşan zincirin bir parçasıdır. Bu adalar zinciri, Hindistan Birleşik Bölgesi’ne aittir ve Hindistan’ın yaklaşık 1300 metre güneyinde yer almaktadır.

Şu ana dek yer yüzünde medeniyetle bağ kurmayan ve izole bir şekilde yaşamını sürdüren yüze yakın kabile olduğu sanılıyor. Ancak Sentinel Adası’nda yaşayan kabile, belki de aralarında medeniyeti kendini uzak tutmak için en korkunç yöntemler kullananı. Zira adanın karasularına yaklaşıp da sağ salim geri dönmek pek mümkün olmuyor. Adanın tek bir doğal limanı bulunmamaktadır ve mercanlarla çevrilidir. Yıl boyu dalgaları yüksektir. Dünyaya karşı bir kale gibidir. Uzun yıllar boyunca, adaya yaklaşmak için yapılan tüm teşebbüsler aynı derecede bir düşmanlıkla karşılanmıştır.

kuzey sentinel adası
Andamans’taki ilgili kabile gruplarından gelen DNA sonuçları, Sentinellilerin atalarının yaklaşık 60.000 yıl önce Afrika’dan göç ettiğini göstermektedir. Diğer bir deyişle Kuzey Sentinel, antik bir topluluğun son tabyasıdır.

Kuzey Sentinel adası, resmi olarak Hindistan’a ait. Buna rağmen Hindistan bile adaya yaklaşma, araştırma yapma, elçi gönderme cesaretini gösteremiyor. Geçmişte benzeri girişimleri acı şekilde sonlanan Hindistan, adayı artık yalnızca havadan gözlemliyor. Ancak uçak ve helikopterler de saldırıya maruz kalmıyor değil.

Kuzey Sentinel Adası İle İletişime Girme Çabaları

1896 yılında Hindu bir mahkum hapishaneden kaçarak eğreti bir salın üzerinde Sentinel Adası sularına yaklaştı. Ancak mahkum kötü bir şansa sahipti. Zira ada yerlileri onu hiç de hoş karşılamadı. Mahkum, bir kaç gün sonra bir plajda sayısız ok yarasıyla ve boğazı kesilmiş bir biçimde bulundu.

Primrose gemisinin kaptanı endişelenmekte haklıydı. Sen- tinellilerin dışarıdan gelenlere verdikleri genel tepki, onları ok yağmuruna tutmaktı

“Sayılarının 50’den fazla olduğu tahmin edilen vahşi insanlar, ev yapımı silahlar taşıyarak iki ya da üç ahşap kayık yapıyorlar. Tüm mürettebatın hayatı tehlikede.”

1981 yılının 2 Ağustos’unda, Primrose isimli bir gemi Sentinel kıyısında karaya oturdu. Mürettebat çok geçmeden kumsalda ellerindeki okları ve mızrakları gemiye doğrultmuş adamlar fark etti. Yukarıdaki alıntıdaki telsiz mesajı Hong Kong’daki Regent Denizcilik Şirketi’ne 5 Ağustos 1981’de ulaşmıştır. Mesajı gönderen geminin kaptanıydı. Kaptan, telsizden yardım istedi ancak herhangi bir cevap alamadı. Mürettebatı gemiden inmeme ve dalgalı denizde bekleme kararı aldı ve bir kaç gün sonra helikopterle kurtarıldı.

2004 yılında Hint Okyanus’unda meydana gelen deprem felaketinin ardından Hindistan hükümeti kabileyi kontrol etmek amacıyla bir helikopter gönderdi. Helikopter, tüm komşu kıyılar depremden ağır bir şekilde etkilenmişken enteresan bir biçimde Sentinel hiç etkilenmemiş olduğunu gözlemledi. Tabii gözlem yapmak için alçalan helikopter, yerlilerin fırlattıkları taş ve oklardan da nasibini aldı.

2006 yılında ise bölgede yasadışı balıkçılık yapan iki adamın yolu Sentinel düştü. Yerliler tarafından öldürülen iki adamın cansız bedenini almak için gelen helikopter ise taş ve ok selinden karaya yaklaşamadı. Tüm bunlardan sonra Hindistan hükümeti adaya 3 milden daha fazla yaklaşmayı yasakladı.

Kuzey Sentinel adasında yaşayan kabilenin 60.000 yıllık bir tarihe sahip olduğu ve adaya Afrika’dan göçmüş olabileceği düşünülüyor. Sentinel Adası’nın görüntülerine şu ana dek yalnızca Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ulaşabildi. Hindistan hükümeti pek çok kez ada yerlileriyle iletişim kurmaya çalıştı. Ancak helikopterleri de saldırıya uğradı.

Kuzey Sentinel Adası Sakinleri İle Tek iletişim Kurabilen Kişi Bir Kadındı!

1980’lerde ve 1990’ların başında Hintli yetkililer, adada yaşayanların ilgisini çekmek için ortak bir çaba harcamaya başladı. Antropologlar ve yerel yetkililer sürekli olarak ellerinde hediyelerle adaya seferler düzenledi. Başarısız olan birkaç denemeden sonra, en sonunda bu çabaları olumlu sonuçlandı.

Antropolog Madhumala Chattopadhyay Ocak 1991’de araştırma çalışmasının bir parçası olarak Sentinel Adası keşif ekiplerinden birine katılma şansını elde etti. Bir kadının varlığı ada halkının davranış biçimini oldukça değiştirmiş gibi gözüküyor. Şu anda Hindistan Sosyal Adalet ve Güçlendirme Bakanlığı’nda çalışan Chattopadhyay, bir daha bu adalara geri dönmedi. Bunun nedeni sorulduğunda ise verdiği cevap basitti. “Onlar yüzyıllardır adalarda sorunsuz yaşıyorlar. Sorunları, yabancılarla temasa geçtikten sonra başladı. Ada kabilelerinin kendilerini korumak için yabancılara ihtiyacı yok, ihtiyaçları olan tek şey yalnız bırakılmak.”

Sentinellilere ilişkin çok yüzeysel bir şekilde de olsa bilgi sahibi olan tek kişi olan Hintli antropolog T. N. Pandit, 1993’te verdiği bir röportajda durumu şöyle açıklamıştır: “Bir yöneticileri olmasa da açıkça belliydi ki, Sentinelliler bize karşı dostça bir tavır takınma kararı almıştır. Halen daha neden ve nasıl olduğunu bilmiyoruz.” Oluşan bu yeni ilişki çok uzun sürmedi. 1996’da Kuzey Sentinel’e yapılan yolculuklar sona erdi ve o zamandan beri adalılar kendi başlarına kaldılar.

Bu Ada Halkı Çağdaş Dünyanın Bir Parçası Olmak İstemiyor

John Allen Chau, yasadışı bir şekilde Kuzey Sentinel Adası’na seyahat ettikten sonra, 2018 yılında 28 yaşında adadaki yerliler tarafından öldürüldü.

Kuzey Sentinel adası, bizim çağdaş dünyamızın bir parçası değil ve kendilerini rahat bırakmamızdan başka bir şey istemiyorlar. 1990 yılında yayımlanan “Andaman ve Nicobar Adalarındaki İlkel Kabilelerin Refahına İlişkin 1991-2021 Yılları Ana Planı” bu açıdan oldukça anlamlı gözükmektedir. Bu planın sonunda “Sentinellilerin çağdaş medeniyetin iyiliklerine ihtiyaç duymadığı” belirtilip şöyle denilmiştir: “Eğer ihtiyaçları olan tek bir şey varsa, o da kendilerine müdahale edilmemesidir.” Günümüzde bu anlayış biçimi kabul görmüştür. Bu nedenle bu ada meraklı gezginlere kapalıdır. Adaya kimsenin yaklaşmasına izin verilmemektedir.


Kaynaklar ve İleri okumalar:

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu