Bir Aşk Mabedi: Tac Mahal

Tac Mahal’ in hikayesi üzücü ancak aynı zamanda harikulade bir hikayedir. Ebedi ve gerçek aşkın hikayesi…

Tac Mahal’in öyküsü, bir zamanlar Moğol İmparatorluğu’nun başkenti olan. günümüzde Hindistan sınırları içinde yer alan Agra kentinde başlıyor. 21 yaşındaki Banu Begüm, Moğol İmparatoru Cihangir’in üçüncü oğlu olan Prens Khurram ile evleniyor.

Birbirlerini çok seven çift evlilikleri boyunca birbirinden ayrılmıyor. 1628 yılında Khurram kral olarak “Dünyanın kralı” anlamına gelen Şah Cihan adını alınca Banu Begüm de “Sarayın ve zamanın eşsiz yücesi” anlamına gelen Mümtaz Mahal adını alıyor.

Ne yazık ki Mümtaz Mahal’in kraliçeliği çok uzun sürmüyor, 18 yıllık evliliğin, yedisi yaşayabilen on dört çocuk doğumunun ardından, eşiyle birlikte yaptıkları bir yolculuk sırasında doğum yaparken. Mümtaz Mahal 39 yaşında gözlerini kapatıyor.

Tac Mahal hikayesi

1631 yılındaki bu ölümün ardından Şah Cihan teselli edilemez bir duruma düşüyor, saraydaki matem tam iki yıl sürüyor. Bu süre boyunca sarayda müzik çalınmıyor, hiçbir ziyafet, kutlama yapılmıyor. İki yıl sonra yapımına başlanması emrini verdiği anıt mezar Şah Cihan’a biraz daha yaşama gücü veriyor.

Eşinin tüm dünyanın hiçbir zaman unutamayacağı bir anıt mezarı olsun istiyor, sevginin anıtı olacak, cennetin bahçesi olacak bir mezar. Anıt mezarın yeri olarak etrafı tamamen açık bir düzlük olan Yamuna nehri kıyısındaki bir bahçe seçiliyor.

Bu seçimdeki önemli kriterlerden biri de burasının Şah Cihan’ın yaşadığı Agra Kalesi’nden kolaylıkla görünebilir olması, bu şekilde Şah Cihan da eşinin sevgisini simgeleyen bu anıt mezarı dilediği gibi izleyebiliyor.

20.000 işçinin ve sanatkarların emeğiyle anıt mezar 17 yılda tamamlanıyor. Mimarlığa ve değerli taşlara tutkun olan Şah Cihan, eşi için yaptırdığı bu eşsiz eseri yalnızca 8 yıl ziyaret edebiliyor, çünkü 1658 yılında oğlu tarafından esir alınarak yaşadığı Agra Kalesi’nde bir odaya hapsediliyor.

Ömrünün sonuna kadar, sekiz yıl boyunca penceresinden bir zamanlar yönettiği toprakları ve bir aynaya yansıttığı Tac Mahal görüntüsünü izleyen Şah Cihan’ın yaşamı bu kalede son buluyor ve o da Tac Mahal’e eşinin yanına gömülüyor.

Şairlere, ressamlara ve müzisyenlere ilham veren ve büyülü dünyasını renk, kelime ve notalara dökmeye çalıştıkları Tac Mahal onu anlatmaya ve görüntülemeye çalışan kişiler tarafından bugün dünyada en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir.

17. yüzyılda beyaz mermer taşlarla inşa edilen Tac Mahal hava kirliliği günümüzde renk değiştirmeye başladı. Anıtın hemen yanında bulunan Yamuna Nehri’nin açık lağıma dönüşmüş olması nedeniyle bölgedeki sinek nüfusunda da artış olduğu gözlemleniyor. Hindistan hükümeti bu anıt mezarı korumak amacıyla tedbir almaya çalışsa da soruna tam olarak çözümler bulunamıyor.

Yeryüzündeki en gözde anıt mezarlardan Tac Mahal, Hindistan’ın sembollerinden biri olmasının yanı sıra UNESCO dünya mirası içinde yer alıyor.

Dileğimiz daha yüzlerce yıl hikayesi ile sertleşen kalpleri yumuşatacak biçimde mevcudiyetini devam ettirmesidir…

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu