MACERA

Dick Proenneke: Alaska’da 30 Yıl Yalnız Yaşayan Adam

19. yüzyılın ortalarında, Henry David Thoreau iki yıl boyunca Walden Göleti’ndeki küçük bir kulübede yalnız yaşadıktan sonra ün kazandı. Bir asır sonra, Richard “Dick” Proenneke adında bir adam da aynı fikri uç noktalara taşıdı. Kendisi Alaska’nın buzlu doğasında 30 yıl tek başına yaşadı. Bunu yaparken, hayatta kalma cesaretinin simgesi haline geldi. 

1916’da Iowa’da doğan Proenneke çocukken Büyük Buhran’ı yaşamış ve bu olay onun tutumluluk duygusunu şekillendirmişti. Gençliğinde elinden her iş gelen bir adamdı. Herkesin gittiği yoldan çıkmayı göze alan Proenneke, çok az resmi eğitim almıştı. Bunun yerine bir sınıfa ait olmadığını hissederek, 20’li yaşlarını aile çiftliğinde çalışarak geçirdi.

2. Dünya savaşı sırasında Amerikan donanmasına yazıldı ve marangoz olarak donanmaya hizmet vermeye başladı. Bu hizmet sırasında ateşli romatizmaya yakalandı ve 6 ay boyunca hastanede kaldı. Arkadaşı Sam Keith‘e göre bu hastalık onun hayatında bir dönüm noktasıydı.

Richard Proenneke, çoğu doğa meraklısının ancak hayal edebileceği şeyi yaptı: 51 yaşında, tamirci olarak işini bıraktı ve doğayla bir olmak için Alaska’nın vahşi doğasına taşındı. Bir sonraki 30 yıl boyunca orada, devasa buzullar ve görkemli çam ağaçlarıyla çevrili alanda kalacaktı.

O günden sonra kendini sağlıklı yaşama ve dayanıklı olmaya adadı ve Alaska’daki basit hayatın hayalini kurmaya başladı. Sivil yaşama geçince emekli olduğu tarihe kadar ağır ekipman operatörü ve tamirci olarak hayatını kazanmaya devam etti ve ilerde kendisine gerekli olacak becerileri geliştirdi.

1962’de Proenneke, Anchorage’ın yaklaşık 193 kilometre güneybatısında bulunan, şu anda Clark Gölü Ulusal Parkı ve Koruma Bölgesi olarak adlandırılan bölgeyle karşılaştı ve vahşi güzelliğinde büyülendi. Proenneke, bölgenin emeklilik sonrası yerleşmek için mükemmel bir yer olduğunu düşündü.

1968’de, 52 yaşındayken, bir arkadaşı aracılığıyla göl çevresinde yerleşebileceği uygun bir yer buldu ve sadece basit aletler, çoğunlukla yerel malzemeler ve ustaca marangozluk becerisi göstererek kendine küçük bir ev inşa etmeye başladı. Bir tripoda monte edilmiş 16 mm’lik bir kamera ile inşaat sürecinin çoğunu filme aldı. Aynı zamanda doğal yaşam hakkında fotoğraf, videolar çekti, notlar aldı.

Proenneke’nin her gün tanık olduğu doğal güzelliğin bir kısmı
KENT MİLLER / NPS

Alaska’da Yalnız Bir Yaşam

Tabii ki, kamarasında WiFi yoktu. Elektrik, su veya acil durumlar için telefon da yoktu. Tek iletişim kurduğu kişi ise bir kaç haftadır bir görüştüğü bölgede yerleşik yaşayan bir iki kişi idi. Binlerce kilometre yürüdü ve kulübesinin etrafındaki vahşi doğaya yakından aşina oldu. Takıntılı bir gözlemci ve günlük yazarı olan Proenneke, bir keresinde hayatıyla meşgul olduğunu ve hiçbir zaman yalnız olmadığını söylemişti. 1973 yılında vahşi yaşam ve kendi deneyimlerini kaleme aldığı ve hala basılı olarak bulabileceğimiz “One Man’s Wilderness: An Alaskan Odyssey,” adlı kitabını yazdı. Aniden şöhret buldu. Dünyanın her yerinden insanlar onu aramak için bölgeye yolculuk yaptı.

Ancak Proenneke bu zorlu ortamda sadece hayatta kalmakla kalmadı, aynı zamanda başarılı da oldu. Kendi elleriyle sıfırdan inşa ettiği bir kabinin içindeki unsurlarla korunan hayatının geri kalanını yüzünde bir gülümseme ile geçirdi.

Alaska’da yaşamını sürdürürken aslında kendi içinde de değişimler yaşıyordu Proenneke. Gençliğinde avlanmayı hobi olarak yapmasına ve çok başarılı olmasına rağmen 1980 yılında avlanmayı kesti ve zorunlu kalmadıkça silahını ateşlemedi. 

Proenneke’nin Ruhu Kulübesinde Nasıl Yaşıyor?

İlginç bir şekilde Proenneke, Twin Lakes’e bakarak son nefesini vermedi. 83 yaşında Twin Lakes’ten ayrıldı ve 1998’de hayatının son bölümünü kardeşiyle geçirmek için California’ya uçtu. Şehre geri döndüğünde elinde 3 filmlik bir belgesel çıkaracak kadar görüntü vardı. Bu görüntüler “Alone in The Wilderness” adında bir belgesele dönüştü. Proenneke 2003 yılında  ölmeden önce kulübesini bağışladı. Richard Proenneke’nin evi bugün hala müze olarak kullanılmakta.

“Her şeyin huzur ve uyum içinde bulunduğu vahşi hayata geri dönmek güzel. Burada yalnızım – sadece hayvanlar ve ben. Bir hayali gerçekleştirmek için değil ait olduğum yer burası olduğu için bu yaşamı seçtim. Sınırlarımı görmeliyim. Bu benim yaşama ait son deneyimim.”

Ölümünden sonra park bekçileri Dick Proenneke’nin kulübesini bir anıta çevirdi.

Bugün, Proenneke’nin daha yavaş, daha basit yaşam tarzı birçok kişiye ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Günlüklerine “Bazı en basit şeylerin bana en çok zevki verdiğini keşfettim” diye yazdı. “Bir yaz yağmurundan sonra hiç yaban mersini topladın mı? Hiç ıslak olanları çıkardıktan sonra kuru yünlü çoraplar giydin mi? Hiç sıfırın altındaki sıcaklıklardan gelip odun ateşinin önünde titreyerek ısındın mı? Dünya böyle şeylerle dolu.” “Alone in the Wilderness” adlı hayatını anlatan belgeselin ilk 9 dakikasını buradan izleyebilirsiniz.

Kaynaklar ve ileri okumalar: 

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu