Theth

Yolda Olmak: Arnavutluk

Balkanlarda dost bir ülke Arnavutluk. Köklü ve zengin bir tarihe sahip bu ülke Makedonya, Karadağ ve Yunanistan arasında kalan konumu, uzun ve bakir Adriyatik kıyıları ve elbette vizesiz bir ülke olması nedeniyle her geçen gün daha çok ilgi çekmekte.

Bir ucunu denize, diğer ucunu Arnavut Alplerine dayayan bu ülke önemli bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen bir çok tesis daha yeni yeni yapılmakta. Ancak şimdiden ülkede yatırımlar başlamış elbette.

Hem biraz dinlenmek hem de ülkeyi tanımak amacıyla biz de Ekim ayı içinde bu topraklarda 1000 km civarında yol yaptık. Hikayemizi kısaca fotograflarla anlatalım dedik sizlere

Tiran’a her gidenin olmazsa olmazı Skanderbeg( İskenderbey) Meydanı ve Hacı Ethem Bey Camiisi. Gündüz oldukça sakin olan bu meydan akşamları ışıklandırılarak canlı bir görünüme kavuşuyor.
Arnavutluk’ta bisiklet bir ulaşım aracı, ancak öyle belirli bir bisiklet yolu yok, kadın, erkek, çocuk herkes trafiğin içinde bisikleti ile yollarda. bu arada Tiran’ın trafiği İstanbul’u aratmayacak cinsten
Tiran yeşil bir şehir, bir kaç tane yapay gölet ve onun etrafında parklar var. Koşmak, yürümek, kafa dinlemek için keyifli yerler. Hepsi şehir merkezine yürüme mesafesinde.
Zamanında Enver Hoca Müzesi adıyla açılmış olup şimdilerde alışveriş merkezi gibi gözüken Piramit
Ulusal Tarih Müzesi
Durres ya da Dıraç
Durres ya da Dıraç… Tiran’a arabayla yarım saat mesafede olan bir başka şehir.
Arnavutluk’ta irili ufaklı onlarca kale var. belki de bunların içinde en bakir durumda olan ama konumu nedeniyle etkileyici bir kale: Rodon Kalesi
Rodon Kalesi – Adriyatik kıyıları
Meşhur Bunker’ler. Zamanında 700 bin kadar olan bunkerlerden günümüzde şehir merkezinde bir iki tane anı amaçlı bırakmışlar ancak taşraya gidildiğinde oldukça çok sayıda gözlemlenebiliyor.
Kruje ya da diğer adıyla Akçahisar. Tiran’ın 20 km kuzeyinde, Kruya Dağlarının batı yamacında, verimli Fushe Kruje ovasına nazır bir yamaç üzerine kurulmuş, tarihi oldukça eskilere giden bir kasaba.
İskender Bey Müzesi: Akçahisar doğumlu İskender Bey’in kahramanlıklarını ve Osmanlı ile savaşlarını betimleyen çok sayıda figürler yer alıyor bu müzede.
İskender Bey Müzesi Kruje kalesinin içinde.
15. yüzyıldan kalma bir başka kale. Bir düzlüğe kurulmuş: Muhtemel daha çok erzak depolama amaçlı kullanıldı. Bashtove Kalesi
Kelebekler Vadisinin Arnavutluk versiyonu Gjiri i Grames
Gjiri i Grames
Sarande’ye doğru yoldan kareler. Manzara giderek güzelleşmeye başladı elbette…
Günbatımı Sarande
Porto Palermo Kalesi
Porto Palermo Kalesi
Porto Palermo Kalesi
Yol manzaraları, Anadolu’dan pek bir farkı yok gördüğünüz gibi…
The Blue Eye – Mavi Göz
Alternatif bir ulaşım biçimi…Butrint National Park civarları
Binlerce pencereli UNESCO listesinden bir kasaba – Berat
Berat Kalesi içleri
Berat Kalesi içleri
Berat Köprüsü

Aslında daha görülmesi gereken onlarca kale şehir vardı Arnavutluk’ta ancak bizim zamanımız bu kadarına yetti, ufak bir ülke gibi gözükse de yine de tüm ülkeyi dolaşmaya bir hafta yeterli değil elbette, aklımız Arnavut Alplerinde kalarak biz de ayrılmak zorunda kaldık. Kapakta kullandığımız görseldeki yerlerde yani…

Artık o da bir sonraki maceramızın rotası olsun.

Gidilmeye değer mi derseniz farklı bir kültür tanımak, oluşmuş önyargıları kırmak adına elbette…

Hem de yol güzelse nereye gittiğinin ne önemi var ki…

Sibel Çağlar

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Küçük Çocuklar Büyük Köpekler

Eğer çocukları ve köpekleri seviyorsanız yalnız değilsiniz. Fotograf sanatçısı Andy Seliverstoff  ‘Little Kids and Their Big …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir