Yaşamın Kısalığı Üzerine

Yaşamımızın kırılgan olduğunu unutup sanki hep var olacakmış gibi sürdürüyoruz hayatlarımızı…Oysa belki de falanca adama ya da filanca işe ayırdığınız şu gün son günümüzdür.

Kullanmasını bilen için yaşam uzundur. Evet ama bakın şu işe: Buradaki, doymak bilmez aç gözlülüğünün; şuradaki gereksiz işler için gücünü harcama hevesinin tutsağı; biri şaraba boğulmuş, öteki tembellikten uyuşup kalmış; filanca hep başkalarının kararlarına bağlı bir hırsla tüketiyor gücünü…

İhtiyarlardan birinin karşısına geçip şöyle demek isterdim:

“Yaşamının sonuna yaklaştığını görüyoruz, yüz yaşına geldin, belki de geçtin, öyleyse geriye bak, ömrünün bir muhasebesini yap. Gelecek için para kazanmakla ne kadar geçmişini kaybettin, bir metres, bir müvekkilin yüzünden ne kadar zaman kaybettin, bir hesapla; karınla kavga etmek için ne kadar zaman kaybettin, hastalıklarını ekle, uykunu ekle, kullanılmamış zamanı ekle: Hesapladığından daha az yaşadağını göreceksin. Kendi kararlarından dönmediğin zamanları hatırla, tasarladığın gibi geçen bir avuç günü hatırla, kendine sahip çıktığın zamanları hatırla; ne zaman cesaretin azalmadı; böylesine uzun bir yaşam boyunca neler başardın. Kaç kişi, sen ne yitirdiğini fark etmeden yaşamını çaldı senden, önemsiz bir üzüntü, aptalca bir sevinç, içini kemiren bir tutku sana ne kadar zamana mal oldu; sana ait olanlardan geriye ne kadar az şey kaldığını hatırla: Zamanından önce öldüğünü anlayacaksın!”

Sanki hep yaşayacakmış gibi yaşıyorsunuz, kırılgan olduğunuz aklınızın köşesinden geçmiyor, akıp gitmiş olan onca zamanı hiç dikkate almıyorsunuz; sanki tükenmez kaynaklarınız varmışcasına har vurup harman savuruyorsunuz, oysa belki de falanca adama ya da filanca işe ayırdığınız şu gün son gününüzdür.

Bütün korkularınız ölümlülerin duyduğu korkular; ama bütün arzularınız ölümsüzlerin arzuları. İnsanların çoğunun şöyle dediğini duyacaksın: “Elli yaşında işimi bırakacağım, altmışında emekli olacağım.” Önünde kalan ömrünün güvencesini kim verdi sana? Ömrünün istediğin gibi son bulmasını kim sağlayacak? Yaşamının “kalıntısını” kendine, artık bir işe yaramayan zamanı da hayallerine ayırmaya utanmıyor musun? Artık durulması gereken yerde, yaşamaya başlamak için çok geç değil mi? İnsan, ölümlü olduğunu nasıl da aptalca unuttuğunu göstermiyor mu?

Daha iyi yaşabilmek için daha çok çalışıyorlar; yaşamlarını, ömürlerini harcayarak kuruyorlar! Yaşamayı öğrenmek için bütün bir ömür gerekir, üstelik, belki seni daha çok şaşırtacak bu, ölmeyi öğrenmek için de bütün bir ömür gerekir. Gelecek olan her şey belirsizlik içinde yatar: Hiç durup beklemeden yaşa!

Derleyen: Burak Ovalı

Cogito, 1998 Seneca / Yaşamın Kısalığı Üzerine

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Bir Ağaç Neye Yarar?

Tahmin ettiğinizden çok daha fazla işe yarar. Şöyle bir düşünün: Çevrenizde ağacın katılmadığı ne var? …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir