Yaşam İçin 30 Ders

Etrafımız mutlu yaşam tarifleri veren sayısız guru ile doluyken niye bunca insan hala mutsuz dersiniz?
yasam_icin_30_ders
Cornell Üniversitesi ‘İnsan Ekolojisi’ profesörü Karl Pillemer, kendini tam bir tavsiye bağımlısı olarak tanımlıyor. Profesör Pillemer, popüler psikoloji kitaplarını ve motivasyon konuşmacılarının sihirli formüllerini dinmeyen bir iştahla takip ettiği yıllar boyunca önemli bazı soruların cevapsız kaldığını görüyor.

Söz konusu yaşamsal problemlerin çözümü olduğunda, neden bu kişileri otorite kabul ediyoruz, onları yetkin kılan nedir? Etrafımız mutlu yaşam tarifleri veren sayısız guru ile doluyken niye bunca insan hala mutsuz?

Pillemer, bu sorunun yanıtına ulaşmak için altı yıl süren, Legacy araştırma projesine başlıyor. 65 yaş ve üzeri 1200 kişiyle yaptığı görüşmelerden damıttığı yaklaşık seksen bin yıllık yaşam bilgeliğini, gerçek hayat hikayelerinden arda kalan dersleri 30 Lessons for Living – Yaşam için 30 Ders adlı kitabında bizlerle paylaşıyor.

Büyüklerimize ve onlardan miras kalacak öğretilere yeteri kadar değer vermediğimizi düşünüyor Profesör Pillemer. Halbuki onlar tüm insani limitlerini hastalıklar, acılar, kayıplar, tehlike ve yıkım ile sınamış bir neslin mensupları; Yaşadıkları şartlar bizim içinde bulunduğumuza kıyasla çok daha acımasız olmasına rağmen ayakta kalmayı başaranlar; kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel bilgeliğin hala hayattaki temsilcileri.

Araştırmalar, genç yaşlarda uzun vadeli sonuçları göz ardı ederek kısa dönemli kazançlara odaklandığımız ve akış içinde uzak geleceği tahayyül etmekte zorlandığımız sonucuna varıyor. Pllimer, kıymetli olanı göremeyişimizi ‘Orta yaş bulanıklığı’ olarak yorumluyor. Tedavi için ailemizin yaşlı üyeleriyle daha fazla vakit geçirmemizi, bolca sohbet etmemizi öneriyor.

Legacy Projesi katılımcılarına, hayatın akışında öğrendikleri en önemli dersler ve bize miras bırakmak istedikleri tavsiyeler sorulduğunda gelen cevaplar dikkate almaya değer:

-Eşinizi seçerken son derece dikkatli olun.

Mümkün olduğunca size benzeyen, ortak ilgi alanlarını, ortak öz değerleri paylaştığınız kişiyle evlenin.

Evleneceğiniz kişinin değişme ihtimali üzerine hayaller kurmayın.

Aşkın gözünüzü kör etmesine izin vermeyin, arkadaş olabileceğiniz biriyle evlenin.

İletişim kurmakta zorlandığınız bir partner seçmeyin, sessizlik evlikte ölümcül sonuçlara yol açabilir.

İlişkilerinizde skor tutmaktan kaçının, evlilikte yüzde elli-elli kuralı çalışmaz, verdiğiniz oranda geri almayı beklemeyin. Bazen senelerce yüzde onla yetinmek zorunda kalabilirsiniz.

– Kariyerinizi finansal getirisi için değil, sağlayacağı kişisel tatmin ve içsel ödüller doğrultusunda seçin.

Yokluk içinde büyümüş olsanız bile, en öncelikli hedefiniz para kazanmak olmasın. Sadece maddi nedenlere odaklanarak seçeceğiniz meslek sizi asla mutlu etmeyecek. Gelecekteki olası kazancınızı hesaplayarak kariyer seçmek yerine daha derin bir amaca hizmet edecek gerçek tutkunuzu keşfedin, tutku ile severek çalıştığınızda, gün gelir kazancınız sizi şaşırtabilir.

Sizi mutlu edecek işi aramaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin. Henüz bulamamış olsanız da pes etmeyin.

Duygusal zeka, diğer her türlü zekadan daha üstündür. En teknik mesleklerde dahi insan ilişkileri sorunlu olanlar başarısızlığa mahkumdur. İletişiminizi, sosyal ilişki becerilerinizi geliştirin.

-Kaybedecek zamanınız yok.

Zamanınız çok kısaymışçasına yaşayın, çünkü zaten öyle. Vaktinizin kısa olduğunu depresyona girmek için değil, harekete geçmek için hatırlayın. Önemsediğiniz ne varsa hemen, şimdi yapın.

Kaygıyla geçen vakit, boşa geçmiş demektir. Endişelenmek yerine önlem alın.

Mutluluk, şartlar mükemmel olduğunda ortaya çıkan bir durum değil, bir seçimdir. İçine düştüğünüz yaşam mücadelesi ne kadar zorlu olursa olsun, er yada geç mutlu olmaya karar vermelisiniz.

Küçük düşünün. Ömrünüzün büyük kısmında küçük lezzetlerin, anlık sevinçlerin imzası var, tadını çıkarın.

-Pişmanlıklarla yaşamayın.

Hayatta hemen her şey unutulabilir, silinebilir veya bedeli ödenebilir.

Aynı anda iki farklı yöne gidemeyişi belki de insanın karşı karşıya kaldığı en acımasız ikilem. Bir gün bir yerde seçim yapmak zorundasınız. Kendinizi kandırmayın, vermediğiniz her karar aslında yine bir seçimdir.

Fırsatlara ‘Evet’ deyin. Reddetmek için gerçekten geçerli bir nedeniniz yoksa gelen önerileri kabul edin.

Aynı bedenle yüz yıl geçireceğinizi düşünerek hareket edin, vücudunuzu yıpratmayın. Sağlıklı yaşam tercihiniz, geleceğe yatırımınızdır.

-Daha fazla seyahat edin.

Eğer gerekiyorsa başka planlarınızdan feragat ederek sık sık yolculuğa çıkın. Geriye dönüp baktığınızda, yaşamınızın en ilginç, en vurucu anılarının seyahat maceraları olduğunu fark edeceksiniz.

Tuğba Kıraç

https://twitter.com/TugbaKirac

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Yaşadım Diyebilmek İçin

Yaşlanmak istemiyorum, fakat yine de korkmuyorum yüzümün kırış kırış olmasından, dilediğimce spor yapıp koşamamaktan. Her canım …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir