Yaşam Döngüsünün Kilit Noktası: Kadınlar

Sizler bu satırları okuyorken şuan herhangi bir bölgede, şehirde, caddede veya Dünya’nın herhangi bir ülkesinde cinsel istismar odaklı cinayetler işleniyor, birçok kadın ve çocuk cinsel tacize uğruyor ve öldürülüyor. 21.yüzyılın bir getirisi olarak gelişen teknoloji kaynakları ile birlikte tepkilerimiz yalnızca alfabetik dizilim sonucu ortaya çıkan isyan ve öfke dolu cümlelerden ileriye gidemiyor.

Dünya üzerinde mağdur olan tüm kadınların ve hatta mağdur olan pedofili kurbanı çocukların bizlerin duyarlılığına ve şefkatine ihtiyacı vardır. Dünya üzerinde yaşayan hiçbir ırk ve cinsiyet asla yalnız ve tek başına değildir. Tüm canlılar alemi olarak birbirimize bağlıyız hem de birer zincir halkası misali. Kadın ve erkek terimleri kültürel terimlerdir. Olayın derinine bakıldığında Dünya üzerinde hüküm sürmüş siyasi otorite ve rejimlerde kullanılan ayrıştırma ve ötekileştirme anlamları içeren terimlerdir bunlar. Biyolojinin varlığı karşısında kadın ve erkek yoktur, dişi ve erkek vardır. Basit bir kelime değişimi tüm düşünceleri ve hatta uygulandığı takdirde bizlerin yaşam tarzını değiştiren köklü bir değişime sebebiyet vermektedir.

Dişi ve erkek terimleri arasında hiç bir zaman ayrımcılık söz konusu değildir. Dişi tıpkı bir erkek gibi avlanabilir, istediği erkeği seçebilir ve eğer sürüde erkeğe ihtiyaç duyulmuyorsa kendi sürüsüne liderlik yapabilir. Doğanın kalbinde bunun gibi bir sürü örnek görebilirsiniz. Hayvanlar aleminde hüküm süren bu anlayışı gelişmekte olan insanoğlu olarak benimseyip kendi toplumumuza adapte edebiliriz. Böylelikle belki de bir nebze olsun farkındalık sahibi olabiliriz.

Günümüzde ilerlediğimizi, geliştiğimizi ve daha modern bir yapı kazandığımızı öne sürmekteyiz. Ancak bu yersiz düşünceler ancak hala gelişmekte olan zihnimizi ve zayıf olan insani ruhumuzu okşamaya yaramaktadır. Kabullenmemiz gereken tek gerçek teknolojinin geliştiği ve bu gelişen teknoloji okyanusunun içinde boğulmaya yüz tutmuş insanı insan yapan değerlerin yok olduğu gerçeğidir.

Gözlerimizi kör eden ve sırtımızı tüm bu yaşananlara dönmemize sebep olan yegane düşmanımız “ego”muzdur. Biyoloji bizlere egoist değil ecoist olmamızı söyler. Az önce yukarıda da bahsettiğim gibi tüm canlılar alemi olarak birbirimize bağlıyız. Birbirimizin üzerinde hak iddia ettiğimiz an zulme, ayrımcılığa, eziyete sebebiyet veririz. Hiç bir ideolojik yapılanmada kadın ve erkek eşit haklara tam anlamıyla sahip olamamıştır, her zaman erkeklere bir parça daha fazlası verilmiştir. Kadın dünyasının çöküşü ve ötekileştirilmesi bu şekilde başlamıştır.

Kadınlar ve çocuklar bizim ortak mirasımızdır. Onlar tüm canlıların hak ettiği yaşama ve korunma hakkına herkesten ve her şeyden daha çok hak ediyorlar.

Özel bir varlık olmasaydı eğer kadın…Toprağa toprak ana, doğaya doğa ana, medeniyetin beşiği olan topraklara Anadolu sıfatları layık görülür müydü? Kadınlar bir gövdeyi ağaç yapan dalları ve yapraklarıdır. Bir kadın savaşçıdır, cepheye mermi taşıyandır, ünlü bir tablo üzerinde tüm düzeni yıkacak olan Fransız bayraklı bir devrimcidir.

Aslında en önemlisi de nedir biliyor musunuz? Kadınlar geçmişte var olmuş ve gelecekte var olacak olan nesillerin sebebi ve sahibidir. Kadın dediğimiz o asil canlı aslında yaşam döngüsünün kilit noktasıdır.

Rasim Dahiloğlu

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Thoreau İle Doğada Olmak

Çoğu insan, özellikle de kentlerde yaşayanlar bir gün doğa ile iç içe olabileceği bir yaşamın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir