Üretken Filozofların Günlük Alışkanlıkları

Hiç geçmişin ünlü filozoflarının günlük rituellerinin ne olduğunu merak ettiniz mi?

 

Filozofların ve sanatçıların hayatlarının özetinde bulduğumuz  boş zaman aktiviteleri hiç de az değil. Bu küçük biyografileri okuyun ve kişiliğinize katkıda bulunun.

Friedrich Nietzsche’ yi ele alalım. Bir çoğumuz kendisinin belirlediği tabu yıkan yalnızlığının yüksekliklerine ulaşamayacak olsak da kendisinin günlük hareket gerektiren, estetik, yemek yeme ve düşünme aktiviteleri arasındaki dengeyi hedeflemek işimize yarayabilir. 

“Tam bir Spartalı sertliği ile ev sahibini şaşırtmaktan hiçbir zaman geri kalmayan Nietzsche, her sabah gün daha yeni doğarken ve gökyüzü daha gri iken kalkardı, kendisini soğuk su ile yıkadıktan ve biraz ılık süt içtikten sonra, baş ağrısı veya kusma gibi şikayetleri yoksa, kesintisiz olarak öğlene doğru 11’e kadar çalışırdı. Sonra 2 saatlık bir yürüyüşe çıkardı; ya yakındaki ormanda, ya da Sivaplana veya Sils göllerinin kenarında.

Yürüyüşleri sırasında arasıra durup kafasına gelen düşüncelerini her zaman yanında taşıdığı defterine yazmak için kısa aralar verirdi. Alpenrose oteline geç bir öğlen yemeği için döndüğünde, Nietzsche, insan karışıklığından nefret ettiğinden, gün ortası yoğunluğundan kaçınarak aşağı yukarı daha “özel” bir şekilde yemeğini yerdi. Genelde yemeği kalın biftek ve inanılmaz çoğunlukta meyveden oluşurdu, ki otel yöneticisine göre mide sorunlarının sebebiydi. Yemekten sonra, genelde tel tel olmuş uzun kahverengi montunu giyer, defterini her zamanki gibi kuşanır, kalemi ve geniş grimsi yeşil güneş şemsiyesi ile bir kez daha, bu sefer daha uzun bir yürüyüşe çıkardı. Bazen bu yürüyüşü onu Fextal’in majestik buzullarına kadar götürürdü. Öğleden sonra 4 ila 5 arası evine döndüğünde, hemen çalışmasına geri döner, kendini bisküvi, ekmek, (Nuamburg’dan gelen) bal, meyveler ve kendi demlediği çayları ile idare ederdi. Akşam 11 gibi yorulur ve mumu söndürerek uykuya dalardı.”

Her ne kadar hayatı yalnız bir hayat olsa da Nietzsche’nin, dünyayı sallayan felsefi metinlere temel olmuştur yazıları. Belki de 19. yüzyılda sadece Karl Marx’ın çalışmaları onunkiler ile boy ölçüşebilir.

Marx’ın hayatı Biritish Museum okuma köşesine yaptığı günlük ziyaretleri (sabah dokuzdan kapanışı olan akşam yediye kadar), sonrasında uzun gece çalışmaları ve aralıksız tütün tüketiminden oluşurdu. Ki tütün tüketimi bir lüks olmaktan çıkmış, hayatında vazgeçilmez bir ağrı kesici haline gelmiş ve sağlığını etkiliyordu; karaciğer hastalıklarına yatkın bir hale gelmiş, bazen bu duruma çıban ve göz inflamasyonları da eşlik ediyordu. Sağlık durumu ise çalışmasını bazen kötü yönde etkiliyor, onu yoruyor ve sinirlerini bozuyor, aynı zamanda asla emin olamadığı hayat şartlarını daha da belirsiz kılıyordu. 

Marx’ın finansal endişeleri şüphesiz ki onun fiziksel şikayetlerine katkıda bulunuyordu, neredeyse Nietzsche’nin sosyal anksiyetesinin sağlığına olan etkisi kadar. Fakat tüm filozofların bu kadar dramatik duygusal hayatları yoktu.

Tütün tüketimi, iyi ya da kötü de olsa, birçok filozofun hayatında günlük destek olarak önemli bir role sahip. Dev 18. Yüzyıl düşünürü Immanuel Kant gibi. Fakat Kant, para sıkıntısı veya karşılıksız bir aşktan dolayı acı çekmiyordu. 

“Kant’ın günlük rutini böyle gözüküyordu: saat sabahın 5’inde, 1762 ile 1802 arasında onun uşağı olarak çalışmış olan Martin Lampe tarafından uyandırılıyordu; eski bir asker olan uşağı sürekli bu emir altındaydı, Kant’ın fazla uyumaması için. Kant, asla yarım saat bile geç kalkmamış olması ile gurur duyuyordu, erken kalkmak onun için zor olmasına rağmen. Anlaşılıyor ki gençlik yıllarında uykuya fazla zaman harcamış. Uyandıktan sonra, bir veya iki fincan hafif demli çay içerdi, beraberinde ise piposu ile bir ölçü tütün içiyordu. Tütün içmek için ihtiyaç duyduğu zamanı “meditasyona adanmış zaman”dı. Görünüşe göre Kant kendisine günlük sadece bir pipo ölçüsü tütün içme kuralını koyduysa da, söylenenlere göre yıllar geçtikçe tütün tüketimi dikkate değer şekilde artış gösterdi. Sonra sabah 7’ye kadar dersleri için hazırlanır ve kitapları üzerinde çalışırdı. Dersleri sabah 7’de başlar, öğlen 11’e kadar sürerdi. Sonrasında öğlen yemeği için dışarı çıkar, yürüyüş yapar ve öğleden sonrasının kalanını arkadaşı Green ile geçirirdi. Eve gittikten sonra, biraz daha hafif çalışma yapar ve kitap okurdu.

Hepsinin değişik sorunlarına ve hafif rahatsızlıklarına rağmen, en etkin ve yaratıcı oldukları yıllar boyunca bu kişilerin şu kuralı benimsediklerini söylemek yanlış olmaz;

“Hayatınızda sıradan olun ki çalışmalarınızda yaratıcı olabilesiniz.”

Çeviren: Ahmet Fırat Kestekoğlu

http://www.openculture.com/2013/10/the-daily-habits-of-highly-productive-philosophers.html

YolveMacera

 

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Çin’den Anaerkil Bir Halk: Mosuolar

Yunnan’da Himalaya eteklerinde ve Sichuan eyaletinde ‘Nakhi’ nam bir halk yaşar. Çin’de resmi olarak tanınan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir