KESFET

Türkiye’nin Hayalet Köyü: Lübbey

Lübbey, Küçük Menderes havzasında, Bozdağ’ın eteğinde, 500 metre yükseklikte bir köy. İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı. Çeşitli nedenlerle halkının göç etmesi sonucu bu köyde sadece 5 kişi yaşıyor. Ancak burası eşsiz doğası ve tarihi yapılarıyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Geçmişi antik çağlara uzanan 1000 metre rakımlı Lübbey Yaylası’nda Osmanlı Dönemi’nden kalan evleriyle dikkati çeken köy, Ödemiş’in Bozdağlar’a bakan güney yamaçlarında yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yöresinde rastlanılmayacak özgünlükte bir yerleşim yeri olarak dikkati çeken tarihi köy, taş, kerpiç ve çamur sıva karışımından oluşan evleriyle öne çıkıyor.

Köy nüfusunun özellikle 1950’lerden başlayarak azalmasındaki en büyük etken, kentin sunduğu ekonomik ve sosyal imkânlar. Göç 1980’li yılların ilk yarısında başlamış. Köylüler eskiden yalnız Nisan ile Ekim ayları arasını geçirdikleri, köyden 5 kilometre yukardaki yaylaya temelli yerleşmiş.

Köylülerin çoğu bir daha dönmemek üzere göç ettiği için, Lübbey evlerine yıllardır dokunulmamış, betonarme yapılar köye girememiş. Köyün masalsı havası da buradan geliyor. Ama içinde oturulmadığı için doğaya yenik düşenlerin sayısı, ayakta kalanlardan fazla. Masalın hüzünlü kısmı da bu.

Köyde bazısından geriye yalnızca temel duvarların kaldığı, toplam 131 adet yapı var. Bunlardan sadece 20’si yapısal olarak iyi durumda. 41’i orta, 16’sı kötü durumda, kalanlarsa yıkıntı.

Çoğu yan yana sıralı, iki katlı bu evlerin hiçbiri birbirinin manzarasını kapatmıyor. Taş malzemeden yapılmış alt katlar genellikle ahır olarak kullanılıyor. Ahşaptan yapılmış üst kısımlarsa yaşam alanı. Bitişik nizam olan evlerin arasında tek bir duvar var. Tuvalet, banyo, çamaşırhane ortak alan. Birkaç evin kendi bahçesinde sonradan yaptığı alanlar da var.

Lübbey evlerinin bu karakteristik özellikleri belli ki tarihi bir döneme işaret ediyor. Ancak bu dönem hakkında çok şey bilinmiyor. Bu civarda yaşayanlar Lübbey’in bir zamanlar zeybeklerin sığınağı olduğunu anlatıyor. Lübbey’de bitişik nizam evleri birbirine bağlayan gizli geçitler var, zeybeklerin bu geçitleri kullanarak kaçtığı da anlatılanlar arasında.

Bir diğer anlatıya göre Lüb ve Dab isimli iki Türkmen beyi anlaşmazlığa düşüp topraklarını ayırınca Lübbey ve Dabbey olarak iki ayrı köy çıkmış ortaya.

Bugüne kadar ulaşan fiziksel durumu değerlendirildiğinde, buranın 19’uncu yüzyıl sonuna dayanan bir Türkmen yerleşimi olduğu kanısında. Ancak Lübbey’in kuruluş tarihi ile ilgili belge yok.

Lübbey’in de içinde bulunduğu Ege’deki birçok bölge, tarihte Türkmen beyliklerine ev sahipliği yapmış. 1300’lerin başından itibaren bölgede hüküm süren Aydınoğulları bir Türkmen beyliğiydi. Beyliğe başkentlik yapan Birgi, Küçük Menderes havzasının Ödemiş’e bağlı bir başka tarihi yerleşim yeri. Birgi, Türkiye’de Koruma Amaçlı İmar Planı çıkarılan ilk belde. 1996’dan beri koruma altında. Doğal, arkeolojik ve kentsel sit alanlarından oluşuyor. Restore edilen tarihi evleriyle turistler için cazibe merkezlerinden biri.

Hala tescili yapılmamış ve resmen koruma altına girmemiş bu köyde cami dışında hiçbir yapı kültür varlığı sayılmıyor. Minaresiz camisi, yıkılan okulu, birçoğu tarihe karışmış evleri ile bir sinema setini andıran köyde turizm çıkış yolu olarak değerlendiriliyor. Hem yaz hem de kış turizmine uygun yapısıyla zorlu doğa koşullarına direnmeye çalışan evler, bugün fotoğraf çekmek isteyenleri ağırlıyor daha çok.

Birkaç yıl önce köydeki evleri satın alıp turizm amaçlı kullanılmak üzere yenilemek isteyen şirketler olmuş ancak köylüler kabul etmemişler. Evlerin değerinin çok altında fiyatlar teklif edildiğini söylüyorlar. Ama “Ne kadar para veririlerse versinler satmam.” diyen de çok.

Lübbey Türkiye’nin boşalan köylerinden yalnızca biri. Ama köylerin cazibesi artırılmazsa son olmayacağı ortada.

Kaynaklar: 

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 × one =

Başa dön tuşu