Türkiye’nin 18 Dünya Mirası

Tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen, doğal ve kültürel varlıkları dünyaya tanıtmayı ve toplumda bu varlıkların korunmasına yönelik bilinç oluşturmayı amaçlayan UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş 18 kültür varlığımıza kısaca göz atalım…

İstanbul’un Tarihi Alanları

İstanbul’un Tarihi Alanları, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1985 yılında girdi. Kentin merkezini oluşturan Tarihi Yarımada, görkemli geçmişin izlerini özel bir coğrafyada bir araya getirmesiyle önem taşıyor. İstanbul, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dört ana bölüm olarak yer alıyor:

Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan “Arkeolojik Park”. Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan “Süleymaniye Koruma Alanı”. Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan “Zeyrek Koruma Alanı” ve “Tarihi Surlar Koruma Alanı.”

Tarihi Yarımada’yı çevreleyen surlar, günümüzde de İstanbul manzarasının ayrılmaz parçasını oluşturuyor.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası / Sivas

Divriği Kalesi’nin güneyindeki tepenin yamacında bulunan külliye yapısı, yörenin Mengücekoğullarının yönetimi altında olduğu dönemde inşa edildi. Mengücek hükümdarı Ahmet Şah ve eşi Turan Melek’in yaptırdığı cami ve darüşşifa, yazıtından anlaşıldığına göre 1228/29’da tamamlandı. İki kubbeli türbeye sahip cami ve ona bitişik hastane, mimarlık tarihinin başyapıtlarından sayılıyor.

Yapı, mimari özelliklerinin yanı sıra Anadolu’nun geleneksel taş işçiliğinin seçkin bir örneği olması nedeniyle de 1985 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.

Hitit Başkenti Hattuşa (Boğazköy) / Çorum

Bölgenin ilk sakinleri Hattiler tarafından “Hattuş” olarak adlandırılan yerleşim, Hitit egemenliğinde “Hattuşa” adını aldı. Kent, Budaközü Ovası’nın bir ucunda yükselen kayalık, engebeli bir arazide bulunuyor ve yaklaşık iki kilometrekarelik bir alan kaplıyor.

Hitit İmparatorluğu, İÖ 2. bin yılında kuruldu ve yüzyıllar boyunca antik dünyanın süper güçleri arasında yer aldı. Hitit kültürünün merkezi başkent Hattuşa (Boğazköy), günümüzde Çorum’un Boğazkale ilçesi sınırlarında yer alıyor. Anadolu’nun en önemli arkeolojik varlıklarından Hattuşa, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1986 yılında girdi.

Bir bölümü Tapınak Mahallesi adıyla bilinen Yukarı Şehir’deki 30 tapınak, Hattuşa’dan “bin tanrılı şehir” olarak bahseden kaynakları haklı çıkarıyor. Hitit krallarının sarayı ise Büyükkale bölgesinde yer alıyor. Hattuşa’nın hemen dışındaki  İÖ 13. yüzyıldan kalma Yazılıkaya da Hititlerden kalan görkemli eserlerden.

Nemrut Dağı / Adıyaman

Kâhta ilçesindeki Nemrut Dağı, “Zeus’un göklerdeki tahtına en yakın yer” olarak tanımlanıyordu tarihte. Yüksekliği 2 bin 206 metreyi bulan Nemrut Dağı görkemli tümülüsü, dev tanrı heykelleri ve kabartmalarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1987’de girdi.

Dağın zirvesinde İÖ 69-36 yılları arasında hükümdarlık yapan Kommagene Kralı I. Antiokhos’un adıyla anılan tümülüs ve tümülüsün iki yanındaki teraslarda tanrı heykelleri yer alıyor. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılma ve sekiz-on metre yüksekliğe sahip.

Ksanthos-Letoon / Muğla-Antalya 

Muğla’nın Fethiye ilçesi sınırlarında bulunan Ksanthos (Xanthos) ve Letoon antik kentleri, temsil ettikleri tarihsel değerler ve aralarındaki organik bağ nedeniyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1988’de birlikte dahil edildi.

Letoon ise Antalya’nın Kaş ilçesi sınırlarında yer alıyor. Letoon, dört kilometre uzaklıktaki Ksanthos’un kutsal alanıydı. Burada Lykia’nın tanrıçası Leto’ya ve Apollon ile Artemis’e Roma dönemine değin tapınıldı. Kentteki kazılarda açığa çıkarılan tapınakların doğusundaki yamaçta bir tiyatronun da kalıntıları yer alıyor.

Safranbolu Şehri / Karabük

Karadeniz kıyılarını Batı, Kuzey ve Orta Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde yer alan Safranbolu, tarih boyunca önem taşıyan, canlı bir kent oldu. Osmanlı İmparatorluğu’ndan 1858’de İngiltere’ye ihraç edilen on tona yakın safranın önemli bir bölümü Safranbolu çevresinde yetiştiriliyordu. Ancak safran üretimi yıllar içinde giderek azaldı. Çok sayıda ahşap konağın süslediği ilçedeki başlıca tarihi eserler arasında Gazi Süleyman Paşa Camisi, Taş Minare Camisi, İzzet Paşa Camisi, Köprülü Mehmet Paşa Camisi, Cinci ve Tuzcu hanları, Eski Hamam, Yeni Hamam, Gazi Süleyman Medresesi sayılabilir.

Ahşap evleri ve anıtsal yapılarıyla Safranbolu yerleşimi bir bütün olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Troia Antik Kenti / Çanakkale


Asya ve Avrupa kıtaları ile Ege ve Akdeniz arasındaki stratejik konumu nedeniyle Troia birçok yıkım ve savaşa tanıklık etti. Kent dokuz kez yıkıldı ve yeniden kuruldu. Bunların en önemlisini konu edinen, İzmirli ozan Homeros’un İliada ve Odysseia destanlarının anayurdu da burasıydı. Troia’da görülen dokuz katman, kesintisiz olarak 3 bin yıldan fazla bir zamana  işaret etmektedir.

Dünyadaki en ünlü arkeolojik alanlardan Troya Tarihi Milli Parkı, 1998 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi / Edirne

16. yüzyılda Sultan II. Selim adına yaptırıldı. Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eseri olan cami ve külliye, teknik mükemmelliği, boyutları ve estetik değerleriyle insan dehasının şaheserlerinden biri olarak kabul edilen eser, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2011 yılında girdi. Döneminin önemli bir ibadet ve eğitim merkezi olan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, Osmanlı mimarlığının doruk noktası ve bir daha aşılamamış bir başyapıt.

Çatalhöyük Neolitik Kenti / Konya

Çatalhöyük 9 bin yıl önce Çumra Ovası’nda, Çarşamba Çayı’nın kıyısına kuruldu. Ova seviyesinin altında da devam eden höyüğün kültür dolgusunun yüksekliği 20 metreyi aşıyor. İçinde yaşamın devam ettiği dönemde Çatalhöyük’ün etrafı bataklıklarla kaplıydı. Yerleşmeyi, birbirine bitişik kerpiç evlerin dış duvarları çevreliyordu.

Bundan 9 bin yıl önce 10 bin kişinin yaşadığı, geçmişine ışık tutan çok değerli bir arkeolojik alan. Çatalhöyük, 2012’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde.

Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı / İzmir

Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerine ait katmanları barındıran bölge 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Alan Pergamon (çok katmanlı kent), Kibele Kutsal Alanı, İlyas Tepe, Yığma Tepe, İkili, Tavşan Tepe, X Tepe, A Tepe ve Maltepe tümülüsleri olmak üzere dokuz bileşenden oluşuyor. Yöre, kültürel peyzaj değerleri ile birlikte Helenistik ve Roma dönemlerine ait pek çok kalıntı barındırıyor.

Kalıntıları, İzmir’in Bergama ilçesinde bulunan antik Pergamon denizden yaklaşık 400 metre yüksekte bulunuyor. Buradaki en eski yerleşim İÖ 8. yüzyıla tarihleniyor.

Bursa – Cumalıkızık

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014’te giren “Bursa ve Cumalıkızık: Orhangazi Külliyesi ve çevresini içine alan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigâr (I. Murat) Külliyesi, Yıldırım (I. Bayezid) Külliyesi, Yeşil (I. Mehmet) Külliye, Muradiye (II. Murat) Külliyesi ve Cumalıkızık köyü alanlarından oluşuyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan ve külliyelerle şekillenen Bursa’nın bir ticaret merkezi olarak önemini ise büyük hanlar, bedesten ve çarşılar ortaya koyuyor.

Diyarbakır Kalesi ve Surları

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı, 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girdi. Bölgede hüküm süren medeniyetlerin ve kültürlerin izlerini taşıyan, özgünlüğünü ve binlerce yıllık tarihsel varlığını sürdüren Diyarbakır Kalesi, surlar ve burçlar hâlâ orijinal ve özgün kültür varlıkları olarak yaşıyor.

Ephesos – Efes / İzmir

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2015 yılında alınan İzmir il sınırlarındaki Ephesos (Efes), antik dönemin en önemli merkezlerinden biri ve Küçük Menderes Nehri kenarında kurulmuş canlı bir limandı. Günümüzde nehrin taşıdığı alüvyonlar yüzünden kıyıdan birkaç kilometre içeride, Selçuk ilçe merkezinin yakınında bulunuyor. Alandaki başlıca kalıntılar Artemision (Artemis Tapınağı), Celcus Kitaplığı, Hadrianus Tapınağı, Arkadius Caddesi, tiyatro, yamaç evleri olarak sayılabilir.

Ephesos’a dokuz kilometre uzaklıkta, Aladağ üzerinde yer alan evde Meryem Ana’nın bir süre yaşadığına inanılıyor ve burası Hıristiyanlar tarafından hac yeri olarak kabul ediliyor. Aydınoğullarından İsa Bey’in 1375’te yaptırdığı İsa Bey Camii de alanın önemli tarihi eserleri arasında.

Göreme Milli Parkı ve Kapadokya / Nevşehir

Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanıyor Kapadokya. İnsan izlerinin kalkolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya, Erciyes Dağı ve Hasandağ’ın püskürttüğü lavların binyıllar boyunca erozyona uğramasıyla eşsiz bir görünüm kazandı. Doğal potansiyelinin dışında yöre Hitit, Pers, Bizans, Selçuklu ve daha birçok uygarlıktan izler barındırıyor. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya, doğal ve kültürel miras olarak 1985 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Listede yer alan alanlar içinde Göreme Milli Parkı, Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltı şehirleri, Karain Güvercinlikleri, Karlık Kilisesi, Yeşilöz Theodoro Kilisesi ve Soğanlı Arkeolojik Alanı yer alıyor.

Peribacaları ise Kapadokya’ya dünya çapında ün kazandıran doğal oluşumlar. Özellikle Ürgüp ve Göreme çevresinde yoğunlaşan peribacaları dirençli kayaların, altlarındaki daha dayanıksız tabakayı suyun aşındırmasına karşı korumasıyla oluşuyor.

Pamukkale – Hierapolis / Denizli

Denizli il sınırlarında Çaldağı’ndan gelen ve kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu beyaz travertenler, Pamukkale’ye benzersiz görünümünü kazandırıyor. Bu beyaz coğrafyada inşa edilmiş Hierapolis kenti ise geç Helenistik ve erken Hıristiyanlık dönemlerinden kalıntılar içeren önemli bir arkeolojik miras. Pamukkale-Hierapolis, 1988 yılında kültürel ve doğal miras olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı.

İÖ 190 yılında II. Eumenes tarafından kurulan Hierapolis “kutsal şehir” anlamına geliyor. Kente bu kutsallığı, binlerce yıldır insanlara şifa veren sıcak suları veriyordu.

Ani Arkeolojik Alanı – Kars

Kars ili, Merkez İlçesi sınırları içinde, Türkiye ve Ermenistan sınırında yer alan Ani Arkeolojik Alanı, Erken Demir Çağından 16. yüzyıla kadar yerleşimin sürekli olduğu, Orta Çağ’ın şehircilik, mimarlık ve sanat açısından gelişiminin tüm zenginlik ve çeşitliliğinin bir arada görüldüğü çok kültürlü bir İpek Yolu yerleşimidir.

İçkale’de 4. yy’da başlayan yerleşim, kapalı kent modelinden açık kent modeline geçişin bölgedeki ilk örneğini belgelemesi bakımından önemlidir. Yerleşimin yoğun ticaret akslarının üzerinde yerleşmesi, ilerleyen zamanlarda çok kültürlü bir ticari merkez olarak gelişmesine neden olmuş, bu da kenti Ermeni, Gürcü, Bizans ve Selçuklu kültürlerinin buluşma noktası haline getirmiştir.

Bu özellikleriyle Ani Arkeolojik Alanı 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

Afrodisias Antik Kenti (Aydın)

Aydın ili, Karacasu ilçesi, Geyre Mahallesi sınırları içinde yer alan Aphrodisias Antik Kenti, Menderes Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer almaktadır.

Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi’ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti statüsü kazanmıştır.

Aphrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan heykeltıraşlar yetiştirmiştir. Mermer ocaklarının kente eşine az rastlanır derecede yakın olması, Aphrodisias’ın mermer heykel sanatı için yüksek kaliteli bir üretim merkezi haline gelmesinin önemli bir nedenidir.

Bu özellikleri nedeniyle, Aphrodisias Antik Kenti yaklaşık 2-3 km. kuzeydoğusunda bulunan antik mermer ocakları ile birlikte 2017 yılında Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

Göbeklitepe

Tarihi 11 bin yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda bulunur. Dünya tarihinin ilk tapınağı olarak bilinen bu arkeolojik alan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2018 yılında girmiştir.

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu