Taşın Şiiridir Mardin

Mezopatamya’nın kızıl kahve masalı Mardin, binlerce yıllık tarihi dokusu, yapıları ve sokakları ile tarih kokan bir memleket. Biraz daha yakından tanıyalım bu diyarı…

Görkemli bir dağın yamacında hayat bulan Mardin, Anadolu’dan geçen hemen hemen tüm medeniyetlerin uğrak yeri olmuş. Binlerce yıllık bir tarihe sahip olan şehir, birçok kültüre de ev sahipliği yapmıştır. Eski ve yeni Mardin olmak üzere ikiye ayrılan bu görkemli şehirde eski Mardin tarihi kısmı, yeni Mardin ise modern kısmı temsil etmekte. Dinlerin, dillerin ve medeniyetlerin buluştuğu bu masalsı şehir, gecesiyle ayrı gündüzüyle ayrı hayran bırakıyor ziyaretçilerini.

1. Ulu Cami (Cami-i Kebir)

Ulu Cami (Cami-i Kebir) Mardin’deki camilerin en eskisi. Yapı 12. yüzyıl Artuklu dönemi mimarisinin temel özelliklerini yansıtır. Cami, 1176 tarihinde Artuklu Hükümdarı Kudbeddin İlgazi zamanında inşa edilmiş. Mardin’in en önemli ibadet merkezlerinden biri olan Ulu Cami, devasa yapısıyla tarihin ihtişamını günümüze taşımakta.

2. Melik Mahmut Camii

Melik Mahmut Camii, Mardin’in doğasına, tarihine ve mistik atmosferine farklı bir görsellik sunan yapılardan biridir. Caminin günümüze gelen kitabesinde 1312-1362 yılları arasında inşa edildiği bilgisi bulunuyor. Kitabesinin bir diğer verdiği bilgi ise bu caminin Artuklu hükümdarı Melik Salih tarafından yaptırılmış olmasıdır.

3. Zinciriye Medresesi

Zinciriye Medresesi, Mardin’de hüküm süren son Artuklu Sultanı olan Melik Necmettin İsa bin Muzaffer Davud bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında inşa edilmiş olup, halk arasında “Sultan İsa Medresesi” adı ile de bilinmektedir. Aynı zamanda rasathane olarak kullanıldığından bu medrese yüksekte kurulmuştur. Görkemli yapısı ile bir kale görünümü sergileyen yapı, Osmanlı Devleti’nin son zamanında hapishane olarak kullanılırken, günümüzde restore edilerek sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği bir merkez görevi görmekte.

4. Kasımiye Medresesi

Yapımına Artuklu hakimiyeti sonlarında belki de Sultan İsa Devrinde Zinciriye Medresesi’nin yapımından hemen sonra muhtemelen aynı mimar tarafından başlanmış, fakat Timur dönemindeki Moğol saldırıları nedeniyle yarım kalmıştır. Daha sonra 15. yüzyılın sonlarında Akkoyunlular tarafından tamamlanarak Cihangir’in oğlu Kasım (1457-1502) adıyla anılmıştır. 700 yıllık bir tarihe sahip medresede toplam yirmi üç medrese odası bulunur. Günümüzde müze düzenleme çalışmaları devam ettiğinden o dönemden kalma birçok tıbbi malzeme çerçeveler içinde avluda sergilenmektedir. Medresenin avlusunda küçük bir havuz bulunuyor, eğitim öğretimin devam ettiği yıllarda, yıldızların havuz üzerindeki yansımasından faydalanılarak astronomi dersleri de verilmiş bu medresede.

5. Dara Antik Kenti

Mardin’in 30 kilometre güneydoğusunda tarihi İpek Yolu üzerindeki Oğuz köyünde yer alan bu kent tarihte Yukarı Mezopotamya’ nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olarak bilinmektedir. İmparator Anastasius’un girişimleriyle 505 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasanilere karşı korumak için askeri amaçlı bir garnizon kenti olarak kurulmuştur. Bu tarihi kent Mezopotamya’nın Efes’i olarak biliniyor. Kent içinde kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi kalıntıları halen görülebilmektedir. Şehirde yapılan kazı çalışmaları neticesinde dünyanın ilk su barajının da Dara’da olduğu tahmin ediliyor.

6. Mardin Kalesi

Kale 10. yüzyılda Hamdaniler tarafından inşa edilmiştir. 1 kilometre uzunluğunda, 30-150 metre genişliğinde, doğal kaya üzerine kurulmuştur. Mardin Kalesi bir diğer ismi olan “Kartal Yuvası” olarak da bilinmekte. Kale, falez biçimindeki kayalık yapıdan yararlanılarak inşa edildiğinden ancak falezlerin eğimli olduğu yerlerde sur duvarları görülmektedir. Kalenin giriş kapısı falezin orta yerine rastlamaktadır. Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler ve Osmanlı dönemlerinin kimi zaman zaferleri, zaman kimi hayal kırıklıklarına ev sahipliği yapmış çok önemli bir kaledir.

7. Anzavur Kalesi

Kale, Nusaybin ilçesinin 14 kilometre kuzeydoğusundadır. 970’de Hamdan Bin Al Hasan, Nasır Al-Davla bin Abdullah bin Hamdan tarafından inşa edilmiştir. Aznavur Kalesi geniş bir vadinin üzerinde yükselen iki tepe üzerinde kurulmuştur. Kale yüzyıllara yenilmeyip günümüze kadar gelebilmiştir. Yapımında moloz ve kesme taş kullanıldığı görülmekte olup, 14 burça ve 2 gözetleme kulesine sahiptir.

8. Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı

Midyat ilçesinin 23 kilometre güneydoğusunda bulunmaktadır. Manastır, Süryani Kadim Cemaati’nin ünlü ve büyük yapılarından biridir. Manastırın temelleri Savurlu Mor Smuel ile Kartminli Mor Şemun tarafından 397 yılında atılmış ve yapı kısa sürede tamamlanmıştır. Süryani Kilise tarihinde önemli bir konuma sahip olan Mor Gabriel Manastırı, 615-1088 döneminde tüm Turabdin bölgesinin dini yönetimini üstlenen bir merkez oldu. Manastır, dünyanın devam eden en eski birkaç dini kurumundan bir tanesidir. Yetiştirdiği azizleri ile ünlenen ve Süryani cemaati tarafından en kutsal mekanlardan biri olarak kabul edilen Mor Gabriel Manastırı, Süryanilerce Yeruşalem (Kudüs) gibi kutsal mekanlardan biri sayılıyor.

9. Deyrulzeferan Manastırı

Mardin’in 3 kilometre doğusunda yer alır. Yukarı Mezopotamya’nın en bilinen tarihi yapılarından. 4. yüzyılda kurulan manastır, Süryani Kadim Cemaati’nin dini merkezidir. O dönemden kalma mozaikler bugün de görülebilmektedir. Çeşitli devirlere ait üç ibadethane mevcut. Canlı bir tarih görünümünde olan manastırın en büyük özelliklerinden biri de içinde 52 Süryani patriğinin mezarlarının bulunmasıdır. Deyrulzafaran kelime anlamı “Safran Manastırı”. Yüzyıllar önce bu bölgede safran çiçekleri açarmış, manastırın yapımı sırasında sıvasında da kullanılan çiçekler manastıra ismini vermekle kalmayıp renklerini de sunmuşlar.

10. Mardin Evleri

Mimarlık harikası Mardin evleri, geleneksel yaşayışın birer simgesi adeta. Yarı açık ve açık avlular, teraslar, geniş balkonlar, ocaklık ve asma kat gibi mekanların bir arada buluştuğu Mardin evleri, turizm anlamında da büyük bir potansiyele sahip. Yüksek tavanlı evler, kışın soğuk, yazın sıcak ikliminden korunmak amaçlı içe dönük olarak inşa edilmiştir. Özgün mimarinin ön plana çıktığı bu yerleşimin tarihi milattan önce 4500’lere dayanmaktadır. Evler planlama açısından harem ve selamlık adı verilen iki ana mekandan oluşur. Misafirler ve evin kullanıcıları için ayrı ayrı odalar vardır. Plan tipi olarak “L ve U” şekli tercih edilmiştir. Revak etrafını sarmalayan odalar hep aynı ortak avluya veya terasa açılır. Mutfak bölümü kuzey yönünde konumlandırılmış olup, yiyeceklerin daha soğuk bir ortamda muhafaza edilmesi amaçlanmış. İklim nedeniyle kapı ve pencere gibi boşluklar ufak tutulmuştur.

Kaynak: https://www.dunyabizim.com/gezi-mekan/tasin-siiridir-mardin-sokaklari-h29793.html

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Alp Dağlarında Bir Güzel: Berchtesgaden

Alplerin en muhteşem görünüşlü zirvelerinin eteklerinde kurulmuş olan Berchtesgaden kasabası, en güzel manzaralardan birine ev …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir