Tarihte Yürümek: Evliya Çelebi Yolu

Evliya Çelebi, Türk insanı için en bilinen tarihi figürlerimizden biri ve bizim gibi gezgin olmaya çalışan insanların da bir nevi öncüsü.

Senelerce at üzerinde seyâhat etmiş, sırası geldiği zaman yaman dövüşen bir savaşçı olarak birçok kez ölüm tehlikesiyle yüz yüze gelmiş, fakat ince zekâsı, hazırcevaplılığı ve güler yüzü ile bu ölüm tehlikelerinden yakasını kurtarmayı başarmış biridir Evliya Çelebi. Saray hayatını tanımış ve bu hayatın bir parçası olabilecekken hiçbir makam hırsına kapılmamıştır. O, ömrünü  gezmeye, yeni yerler ve insanlar tanımaya adamıştır.

Evliya’nın 17. yy’deki gündelik yaşam gözlemleri, o zamanlara dair eşsiz bir kaynak niteliğindedir. Sahip olduğu birçok özelliğin yanı sıra Evliya, aynı zamanda bir tasvirci, derviş, müzisyen ve dilbilimcidir. Kendini ‘Dünya gezgini, insanoğlunun dostu’ olarak adlandıran Evliya’nın, üzerinde ‘Dünya gezgini Evliya’ yazan bir yüzük taktığı da bilinmektedir. Kendisi, gezilerinde gördüğü her şeyi tasvir etmeyi amaç edinmiş ve bizlere, 10 ciltten oluşan ‘Seyahatname’ adlı kaynağı bırakmıştır.

Evliya Çelebi Yolu, yürüyüşçü ve bisikletçilerin mutlaka denemesi gereken ve aynı zamanda da Türkiye’nin ilk at binme yolu olan bir rotadır. Rota, tarih ve doğayı, macera ve dinlenmeyi bir araya getirmektedir. Rotada geçirilen birkaç günü, Evliya’nın ziyaret ettiği köy ve şehirleri görecek şekilde birleştirmek mümkündür.

Bu yol, Evliya’nın doğumunun 400. yılı olan ve UNESCO’nun da Evliya’nın yaşamı ve yaptıklarını kutlama yılı olarak ilan ettiği 2011 yılında açılmıştır ve kendisinin 1671 yılında nihayet çıkabildiği Hac yolculuğunun ilk bölümlerini takip etmektedir.  Bir nevi, yurt dışında ve ülkemizde örnekleri görülen St. Jack (Fransa-İspanya) ve St. Paul (Türkiye) yollarının İslami versiyonudur. 

Evliya Çelebi Yolu’nu oluşturmadaki ilk aşama, 2009 yılında at sırtında gerçekleşen 6 haftalık keşif turu olmuştur ve bu tur, İzmit Körfezi’nden Simav’a kadarki kıvrımlı yolculuğu, Evliya’nın detaylı tasvirlerini esas alarak tekrar etmiştir. Kendisi, buradan sonra İzmir’e, ardından güneye ve sonra da kıyı boyunca doğuya doğru ilerlemiştir.

Evliya Çelebi Yolu, Türkiye’deki en harika ve çeşitli peyzajların olduğu bölgelerden, farklı köylerden ve büyük tarihi önem taşıyan, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğduğu kent ve kasabaların içinden ya da yakınından geçmektedir. Rota, yer yer nehirleri, keçi patikalarını, traktör ve orman yolları ile Roma ve Osmanlı dönemine ait döşemeli yolları takip etmektedir. Zemin yüzeyinin zorlu olduğu yerlere nadiren rastlanır. At binme rotası yaklaşık 650 km uzunluğunda olup, dinlenme süresi ve ziyaret yerleri hariç, takribi 25 gün sürmektedir. Düz bölümleri es geçen yürüyüş rotası ise, yaklaşık 330 km uzunluğundadır ve yine dinlenme süresi/ziyaret yerleri hariç, ortalama 22 gün sürer.

Bu yol hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz Kate Clow ve bir Osmalı tarihçisi olan  Caroline Finkel tarafından hazırlanmış olan rehber kitabı inceleyebilirsiniz.

 

 

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Çağdaş Heykel Sanatının En İlginç Örnekleri

İnsan var olduğu zamandan itibaren duygu, düşünce ve yaşadıkları dönemi bir sonraki nesile aktarabilmek, bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir