YOLDA OLANLAR

Tarih Boyu İz Bırakan Gezgin Kaşifler

Tarih, yolculuk tutkusuna ve keşfetmeye meraklı nesillerin oluşmasına yardım eden inanılmaz maceralar ile doludur. Bu kaşiflerin güçlü keşfetme duyguları yaşadığımız dünyayı anlamamıza yardımcı oldu. Bunu sağlayan bazı gözü pek gezgin kaşiflerin izinden gidelim,

Tarihin Babası Herodot

Antik Yunanlı kâşif ve tarihçi Herodot, Tarih adlı kitabında Akdeniz, Doğu Asya ve Kuzey Afrika’nın pek çok bölgesine
yaptığı seyahatlerde duyduğu hikâyeleri anlatıyor. Metnin büyük bir bölümünün doğruluğu sorgulanmış ve hatalar bulunmuş olsa da Tarih, yazılmış ilk tarih kitabı, Herodot ise “tarihin babası” olarak kabul ediliyor.

Kristof Kolomb

Kristof Kolomb, Amerika’yı “keşfetmedi”. O farkında olmasa da, Amerika’da yüzyıllardır yaşayan yerliler vardı ve Avrupalı başka kâşifler daha önce kıtaya ulaşmıştı. Esasen, Avrupa’dan Asya’ya giden bir kestirme bulduğunu zannederken rastlantı eseri kıtaya ulaştı. Kıtaya demir atan diğer Avrupalıların aksine Kolomb, Yeni Dünya’yı keşfettiğinden Avrupa’yı haberdar ederek kıtayla olan ilişkilerin artmasına, sömürgeleştirmeye ve modern batı dünyasının gelişimine öncülük etti.

İbn-i Batuta

112.650 km’den fazla mesafe kat eden ve 40’tan fazla ülkeyi ziyaret eden Müslüman âlim İbn Battuta, tüm zamanların en çok seyahat eden kişilerinden biridir. Mekke’ye doğru çıktığı hac yolculuğunda yaşamının neredeyse 30 yılını büyük oranda İslam dünyasında yolculuk ederek geçirmişse de, yaşadığı maceralar onu Müslüman olmayan topraklara da götürdü. Haydutlar gemilerini batırınca İbn Battuta ölümle burun buruna geldi; neyse ki hikâyelerini anlatacak kadar uzun bir hayat yaşadı.

Henry Morton Stanley

19. yüzyıla gelindiğinde Nil Nehri’nin kaynağı hâlâ bilinmezliğini koruyordu. Bu konu dönemin en büyük gizemlerinden biri haline gelmişti, öyle ki batılı pek çok yazar nehrin kaynağı hakkında farklı yorumlarda bulunuyordu. Muamma, Galler doğumlu Amerikalı maceraperest Henry Morton Stanley’in 1875 yılında yaptığı yolculukla açıklığa kavuştu. Stanley, Nil Nehri’nden yukarı Viktorya Gölü’ne yolculuk ederek dünyanın en uzun nehrinin başlangıç noktasını keşfetti.

Lewis ve Clark

Amerika’nın keşfinden sonra gözler batıya, Apalaş Dağları’nın ötesindeki bilinmeyen yerlere çevrilmişti. Bunun üzerine ABD başbakanı Thomas Jefferson, Mississippi’nin ötesindeki yerleri keşfetmek üzere hemen bir sefer başlattı. Asıl amaç, ABD’li kızılderililer ve Meksikalılar ile ticaret olanaklarını değerlendirmekti; ama Büyük Okyanus’a giden bir yol bulunması da isteniyordu. Yolculuğun liderleri, başkanın özel sekreteri olan Kaptan Meriwether Lewis ve Teğmen William Clark idi. 30 adamdan oluşan, “Keşif Kıtası” adı verilen ekip 1804’te yola çıktı. 2 yıl yaklaşık 12 bin kilometre yol aldı bu ekip, sayısız maceralar ve riskler yaşadı. Ancak her şeyin ötesinde  kıtanın kalan bölgelerine ve Büyük Okyanus’a geçiş olanağı veren, batıya giden bir yol keşfettiler.

Marco Polo

Marco Polo 17 yaşındayken, babası ve amcasının çıktığı ikinci Asya yolculuğunda onlara eşlik ettiğinde yaşamının üçte birini yolculuk ederek geçireceğinden habersizdi. Diplomatik görevler için Çin dolaylarına gönderilen Polo, Çin’in Moğol hükümdarı Kubilay Han’ın topraklarında kaldı. Han’ın kızıyla olan yakınlığı nedeniyle, İran’a kadar pek çok Güneydoğu Asya ülkesi boyunca prensese refakat etti ve daha sonra Venedik’e döndü. Polo’nun maceraları Çin’e olan ilgiyi artırdı ve büyük ihtimalle Kolomb’u da etkiledi.

Ernest Shackleton

20. yüzyılın başlarında yaptığı Antarktika keşifleriyle tanınan İrlandalı-İngiliz kâşiftir. 1901’de kâşif Robert Falcon Scott ve doktor Edward Wilson ile ilk keşif seferine çıktı. Kasım 1902’de o güne dek ulaşılan en güneydeki nokta rekorunu 82°16′ enlemiyle kırdılar. 1908’de Antarktika’ya ikinci kez ayak bastı. Pek çok denemeden sonra kâşifler 88°23′ enlemine vararak bir güneye inme rekoru daha kırdılar, ama Güney Kutbu’na 180 km kala geri dönmek zorunda kaldılar. Shackleton Antarktika’da 3.000 km kadar yürüdükten sonra bir kez daha İngiltere’ye döndü. 14 Aralık 1911’de Roald Amundsen Güney Kutbu’na ilk ulaşan kişi oldu.

Neil Armstrong

Bazıları için dünyayı keşfetmek yeterli değildir. Neil Armstrong, Kore Savaşı’nda Amerikan Deniz Kuvvetleri pilotu olarak
hizmet verdikten sonra, 1962 yılında NASA’ya katıldı ve 1966 yılında NASA’nın uzaya giden ilk sivil astronotu oldu. Bu başarı yetmezmiş gibi, Apollo 11 ile yaptığı Ay yolculuğunda Ay’a ayak basan ilk insan oldu.

Freya Stark

Seyahat yaşamı 1920’lerin sonlarında başlamış ve sonrasında ruhunda rahatlamaya ulaştığını belirtmiştir. İran’ın Luristan bölgesine giren ilk Avrupalı kadın ünvanına sahiptir. Dağlarda Haşhaşinlerin harabe kalesini görmüş ve batılılar için bu bölgeyi ilk haritalandıran kişi olmuştur. Masalları ve maceraları, diğer yolculara esin kaynağı olmuş ve bir kadının erkeklerin egemen olduğu bir çağda gezgin de olabileceğini dünyaya göstermiştir.

Kaynak: Most Legendary (And Infamous) Travelers In History; https://www.elevatedtrips.com/

YolveMacera

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu