Tabana Kuvvet

Yürümek ve koşmak… Bacakları­mızla gerçekleştirdiğimiz iki farklı be­densel hareket. Ama ne kadar farklı hareketler olduklarını kaçımız gerçek­ten biliyoruz? Birçoğumuza göre koş­mak, yürümenin hızlandırılmış hali. Ama işin aslı hiç de öyle değil.

Yü­rümenin ve koşmanın bedensel dina­mikleri birbirlerinden akla gelmeyecek ölçüde farklılık gösteriyor. Hem de, adımların atılış şeklinden, her iki hare­ket sırasında doğrudan ya da dolaylı yoldan görev alan tüm destek yapılara ve bunların hareket mekaniklerine ka­dar.

Uzun mesafe koşususunda insanın atı geçebileceğini söylesek bize inanır mıydınız? Bu cümle, zamanında öyle büyük bir bahis konusu oldu ki, 1980 yılında insan ve at arasında geleneksel bir maraton başlatıldı. Birbirinden farklı çok sayıda etabı içeren bu yakla­şık 35 kilometre uzunluğundaki  parkurda seneler boyunca süren yarışı, insan, 2004 ve 2007 yılında iki kere kaza­nabildi.

Belki kısa me­safeler için çok hızlı koşucular değiliz, ama iş uzun süreli koşuya geldiğinde, yalnızca atı değil, hayvanlar aleminin bilinen birçok ünlü koşucusunu rahat­lıkla geride bırakabilecek donanıma sa­hibiz. Bunların en başında, koşarken ani bir yükseliş gösteren vücut sıcaklı­ğının üstesinden başarılı bir şekilde ge­lebilmek var.

Koşma sırasında, vücut sıcaklığı be­lirli bir dereceye ulaştığında koşma otomatik olarak durduruluyor. Bu, yal­nızca insan için değil, tüm koşabilen canlılar için geçerli. Dolayısıyla da, ko­şu zamanını uzatabilmenin en önemli şartlarından birisi, vücut sıcaklığını bu kritik derecenin altında tutabilmek. Bu da, sıcaklık kontrol ve dengeleme stra­tejilerinde başarılı olan canlıya, doğal bir üstünlük getiriyor. Bu açıdan bakıl­dığında insan, fazla ısıdan kurtulma ve vücut sıcaklığını dengeleme konusun­da oldukça başarılı bir tablo sergileme-siyle, uzun mesafe koşusunda rakiple­rini alt edebilecek özellikte.

Derimizin altı, diğer tüm memelilerle karşılaştırıl­dığında, olağanüstü sayıda ter beziyle donatılmış durumda. Kürkten kurtul­muş ve kılların varlığını yalnızca belir­li bölgelere indirgemiş olan vücudu­muz da, sıcaklığı uzaklaştırma anla­mında çok daha başarılı.

Omurgalı morfolojisi uzmanlarının görüşüne göreyse, “koşucu” olmak için gereken önemli bir özellikten yok­sunuz: ciddi hızlarda koşmaya uyum göstermiş olan hayvanlarda vücudun en önemli bileşeni olan kuyruktan. Kuyruk, son derece önemli bir denge organı, özellikle de iki ayak üzerinde yürüyen (bipedal) canlılarda. Görünen o ki, dünya üzerinde kuyruğu olmadan koşabilen tek bipedal canlı olma sıfatı bize kalıyor.

Yürüme ve koşma arasındaki mekanik farklarda var aslında. Yürüyüş sı­rasında ilk önce ağırlık merkezimizi yukarıya doğru hareket ettiriyor ve ba­cağımızın üzerinde doğru konumlandı­rarak potansiyel enerji topluyoruz. Ayak kemerinin sertleşmesiyle ileriye doğru adım atarken, potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşüyor ve diğer ayak havaya kaldırılıyor. Koşma sırasındaysa, bacaklar birer yay görevi gö­rüyor. Her yere basışta kemerin tama­mı sıkışıyor ve dizlerimiz bükülmesiyle ağırlık merkezi aşağıya inmiş oluyor. Yere basışla birlikte kinetik enerji, ba­caklarımızda bulunan çok sayıda kasılabilir kirişte depolanıyor. Bunlardan en önemlisi de, baldırın arka kısmında­ki kasları topuk kemiğine bağlayarak, ayağın aşağı yukarı hareketini sağla­yan büyük ve kalın Achilles tendonu. Her koşu adımında bu kirişler önce ge­nişliyor ve sonra yeniden kısalıyorlar, ve bir sonraki adıma geçiyoruz. Bütün bu kirişler ve bantlar, yalnızca ciddi koşucular olan canlılarda bulunan des­tekleyici yapılar. Yürüme sırasındaysa, bu yapıların neredeyse hiç rolü yok.

Araştırmacıların cevap aradıkları soruysa, insanın neden bir koşucu haline gelmiş olabileceği? Dönemin koşullarını düşündüğümüzde hayatta kalmak için bu bir zorunluluk elbette, ama asıl önemlisi bu hızımızı ne zaman yitirmeye başladığımız…

Bu bilgilerin devamında artık yürümek, koşmak için bana göre değil diye düşündüğünüz de atalarımızı hatırlamanızı öneririz. O zaman hep beraber tabana kuvvet diyelim…

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Dağları Sevenlere Dokuz Öğüt!

1) Dağlara tırmanmak, kayakla dolaşmak asil, temiz ve miskinlere yaraşmayan bir spordur. Bu sporun aleyhinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir