Son Göçerler: Sarıkeçililer

Sarıkeçililer baharın gelişiyle birlikte, Mersin’deki kışlıklarından yola koyuluyorlar. Atalarının yüzlerce yıl boyunca izledikleri göç güzergahını takip ederek yüksek geçitleri aşıyorlar. Onlar, Anadolu’daki göçebe geçmişin son mirasçıları.

Su ve otlak peşinde yayladan yaylaya konup göçen Türkmen oymaklarından Sarıkeçililer, binlerce yılın birikimini taşıyan bir kültürü yaşatıyorlar.

Bir Türkmen boyu olan Sarıkeçililer her an doğa sevgisinin, özgürlük tutkusunun ve baharın peşindedir. Bahar, göçebenin yoldaşı keçilerin en temel ihtiyacı olan taze otların mevsimidir. Nisan ayının ortalarında, guguk kuşunun ötmesiyle başlar yolculuk.

Kış aylarını Akdeniz’de, Mersin sahillerinde geçiren Sarıkeçililer, yaz aylarında Konya ve Karaman yaylalarına kurarlar çadırlarını. Sonbaharda havalar soğumaya başlayınca, aynı şekilde Akdeniz sahillerine geri dönerler.

Tüm hayatlarını kıl çadırlarda sürdürürler. Çadır kurdukları yerlere, yurt adını verirler. Her yeni yurtta birbirine uzak mesafelere kurulan çadırlar, hanelerin sürülerinin karışmaması açısından önemlidir. Göç esnasında, su kaynaklarına göre uygun buldukları yerlerde bir ya da birkaç gün konaklarlar. Bu döngü, onlar için bir yaşam biçimidir.

Yeryüzünün Masal Kahramanları

Yörükler, aslında her gün özgürlüklerine doğru göçmektedir. Yollarda olmak kolay değildir. Dağların ayazı, yaylaların rüzgarı eksik olmaz. Bir keçinin hastalanmasıyla aile fertlerinden birinin sağlığının bozulması arasında hiç fark yoktur.

Hayvanlar mal olmanın çok ötesinde, birer yoldaştır. Bu nedenle her keçi sahibinin sesini, her yörük de keçisinin adını bilmektedir. Sürüdeki oğlaklar ise genellikle çocukların gözetimine bırakılır. Çocuklar oğlak büyüyene kadar onunla ilgilenir, onu besler. Oğlak büyüdüğünde ise kendisine hangi çocuk baktıysa, onun keçisi olur.

Sarıkeçililer için ölüm de göçün devamıdır aslında. Bu nedenle onlar, yitirdikleri için de mülk edinmezler. Yolda ya da yurt bildikleri yerde bir ölüleri olduğunda, en yakın köye götürüp orada cenaze namazı kılar ve mezarlığa defnederler. Çünkü göçebe için ömür biter, yol bitmez…

Göçebe yaşam, doğanın dilini en iyi okuyan ve en iyi yazan olmak anlamına gelir. Bu nedenle göçebeye dağlar, nehirler yerleşik bir insana ifade ettiğinden çok daha fazlasını anlatır. Göçebe, sürülere saldıran kurtları, çadırlarını yerle bir eden fırtınayı bile doğanın bir parçası olarak en nazik şekilde karşılar.

Ancak Sarıkeçililerin yaşam alanları günden güne daralıyor. Hayvanları için otlakları, su kaynakları da…

Özellikle Toroslarda keçilerin ormana girmesine yönelik yasaklar, bu coğrafyanın belleğini taşıyan bir topluluğu yok etme noktasına getiriyor. Oysa Sarıkeçililer, binlerce yıl süren bir kültürün son temsilcileri ve bu kültürün yaşatılması için desteğe ihtiyaçları var.

Sarıkeçililer, her baharda yaşamın özünü yeniden yakalıyor. Yıllar geçiyor, mekanlar değişiyor, ama göçebe ruh değişmiyor.

Pınar Kılıç tarafından Merak Et Dergisi 48. sayı için kaleme alınan bu yazı aslında uygun kalınarak kısaltılmış ve sitemize eklenmiştir.

YolveMacera

Başa dön tuşu