Sizin Hikayeniz…

Küçük mutluluklarla köşe kapmaca oynarken geçip gidiyor hayat. Tam tadını çıkarırken kaybediveriyoruz bazen zar zor elde ettiğimiz sevinçlerimizi.

Hayallerimizin peşine takılmış giderken yazdığımız oyun, hayatın bize sunduklarına kendi yarattıklarımızı katışımızla oluyor.

Yazan da biziz, yöneten de, başrolünü oynayan da. Yardımcı oyuncularımızı ve oynadıkları rolleri dönem dönem değiştiriyoruz ve bazen de sil baştan yapıyoruz rol dağılımını. Öyle ya da böyle, iyisiyle kötüsüyle, perde inene kadar sürdürüyoruz oyunumuzu. Beklenmedik sürprizler veya trajediler olduğunda bazı değerli oyuncuların aramızdan ayrılışıyla yola devam ediyoruz. Yeni şartlara göre uyarlıyoruz her şeyi.

Olana bitene ‘seyirci’  olduğumuzda pek güzel eleştiriyoruz başkalarını ve eserlerini yerden yere vuruyoruz, ‘ben onun yerinde olsaydım..’la başlayan çok bilmiş cümleler kuruyoruz. Geçmişini, birikimini, her yönünü bilmeden.

Perde indikten sonra, ardından yapılan yorumlar da kişiden kişiye değişiyor. En kayda değer mutlu anları herkes kendince farklı olarak tanımlıyor, anımsıyor. Kimi daha çok işinde, kimi eşinde, çocuğunda, kimi inandığı davada buluyor aradığını. Biri için mutluluk kaynağı olan şey, bir diğerine son derece boş ve anlamsız gelebiliyor

Hayatın güzelliği bakanın gözlerinde şekilleniyor ve her sabah  ‘eserimiz’ bir kez daha canlandırılıyor, can buluyor. Her geçen gün bir gün daha eksiliyor hikâyemizden. Geçen yılların kattıkları da oluyor ama ve bazı mutluluklar zamanın getirdiği olgunlukla çoğalıp, derinleşiyor.

Herkesin yarattığı kendine özeldir gerçi ama yine de sorayım: Siz yazıp oynadığınız senaryodan memnun musunuz? Rolünüz karakterinize uygun mu ve sizi yansıtıyor mu? Yardımcı oyuncularınızın size ve oyuna katkısı nasıl?

Perde indiğinde ve oyun bittiğinde hatırlananın ne olmasını arzu ediyorsunuz? Geçmişte oyununuzda değişiklikler yaparken, çok sevdiğiniz halde ‘daha çok alkış almak için’  çıkardığınız ya da değiştirdiğiniz bölümler olmuş muydu? Şimdiki aklınız olsaydı ne yapardınız?

Bir durup, nefes alıp, yepyeni bir oyun yazmayı düşündünüz mü hiç? Cesaretiniz var mı? Ya da oynadığınız role biraz daha ruhunuzu katmaya ne dersiniz? Bambaşka bir şekilde yorumlamaya?

Her güne hakkını vermeniz, hikâyenize sahip çıkmanız ve gönlünüzce yaşamanız dileğiyle…

Neylan Ayel

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Thoreau İle Doğada Olmak

Çoğu insan, özellikle de kentlerde yaşayanlar bir gün doğa ile iç içe olabileceği bir yaşamın …

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir