Ölmez Ağaç “Zeytin”

Bin yıllardır kutsal bir ağaç ve meyve olarak nitelenen, birçok kültürde barışı temsil eden, bin yıl kadar yaşayabildiği için Anadolu’da “ölmez ağaç” olarak nitelenen zeytin ağacı. Yaprakları mızrak biçiminde, boyu 10-15 metre uzayabilen yaşlandıkça da gövdesi kendi etrafında dönerek adeta bir sanat eseri görünümüne bürünen her dem yeşil ağaç…

Barış, bereket, güç ile dinsel inanışlarda “günahlardan arınmış olma”nın sembolü.

Ortadoğu’dan çıkan üç semavi dinin kutsal kitaplarında söz edilmekte ondan. Kutsal sayılmasının ve derin kültürel etkilerinin temelinde, zeytin ağacı ve zeytinyağının tıbbi amaçla kullanımı ve insan metabolizmasına etkileri de önemli rol oynamak da elbette. Zira kendisinden, Hititlerden bu yana ilaç da elde edilmekte.

Zeytin ağacının tam olarak ne zaman ve nerede oluştuğuna dair bir açıklama net yok elimizde ancak kendisi ile ilgili bazı mitolojik hikayeler, bize tarihi hakkında fikir verebilmekte…

Antik Yunan’da tanrıların başı Zeus, insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçanın yeni kurulan şehrin hükümdarı olacağını vaat eder zamanında. Bu haberi duyan deniz tanrısı Poseidon ve bilgelik tanrıçası Athena  mücadeleye girerler. Poseidon, insanları keşfedilmemiş, uzak diyarlara götürecek olan görkemli “Atı”; Athena ise insanlığa yüz yıllar boyunca bereket ve yaşam kaynağı olacak olan “Zeytin Ağacı”nı yaratır.

Yarışı kazanan Athena olur ve şehre onun ismi verilir.

Athena antik mitolojide “gökgözlü” olarak anılır. Zeytin meyvesinin de hasat öncesinde gök (mor) rengini aldığı bilinir.

Antik çağ filozofları okullarını zeytin ağacı bahçelerinde kurarlar, derslerini ve felsefe söyleşilerini de zeytin ağaçları altında yaparlardı. Mesela, Platon tarafından kurulan Akademia, Atina şehrindeki bir zeytin bahçesi içerisindeydi. Bunun nedeni bu okulların Bilgelik Tanrıçası Athena’ya adanmış olmasıydı. Sonuçta zeytin, zaten Athena’nın ağacı idi…

Antik Yunan felsefe merkezlerine bakıldığında hemen hemen tamamı zeytin yetişen, Athena tapınaklarının olduğu kent ve bölgelerde kurulmuştur (Milet, Atina, Efes, Assos, İzmir gibi). Athena’ya zeytinin olmadığı coğrafyalarda tapınılmadığı gibi, günümüz bilim ve felsefesinin kökenlerinin de kaynağı zeytin bahçeleri idi anlayacağınız.

Zeytin barışın sembolüdür bilindiği gibi neden derseniz…

Zeytinyağı ve yaprağı günümüz halk hekimliğinde yatıştırıcı, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü olarak kullanılır. Bütün bunlar insanların sinirlerini yatıştıran, savaşmayı düşüneni fikrinden caydıran, sükûneti ve barışı getiren uygulamalardır.

Savaşı başlatan hiddeti engelleyen bir ağaçtır zeytin.

Gelelim felsefe ve bilgelikle olan ilişkisine; bilgi ile özdeşleşen ışık kaynağı amacıyla kullanılmasının verdiği sembolizminin yanı sıra, sakinleştirici, yatıştırıcı ve zeytinyağının beyin fonksiyonlarını düzeltici etkileri filozofların düşünebilmelerine zemin hazırlamaktadır.

İşte böyle sihirli bir ağaçtır zeytin.

Mümkünse bahçenizden zeytin ağacını, mutfağınızdan zeytinyağını, kitaplığınızdan ise bilimi ve felsefeyi eksik etmeyin, sükûnet ve bilgelikle bekleyin, bilgi ve cesaretin gücüyle karanlıklar mutlaka çıkacaktır aydınlığa…

Referans makale: Hasan Torlak – “Anadolu Kültüründe Ağaçlar, ‘Ölmez ağaç’ Zeytin”, Bilim ve Gelecek Dergisi

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

FOMO’ya Karşı JOMO: Yapmak mı Olmak mı?

Hayatı kaçırmaktan değil yaşayamamaktan korkmalı. Dünya avucumuzun içindeki açık büfe. Bugünün teknolojisi ile elimizdeki akıllı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir