Nazca Çizgilerinin Sırrı Nedir?

Güney Peru’nun And Dağları ile Pasifik Okyanusu arasında kalan çöl yaylalarında insanlığın en büyük sırlarından biri uzanıyor. Ancak belli bir yükseklikten görülebilen, kusursuz doğrular oluşturan yüzlerce çizgi, üçgenler, dikdörtgenler, yamuklar, sarmallar ve boyu yüz metreyi bulan hayvanlar…

Nasca çizgileri, Amerikalı coğrafyacı Paul Kosok tarafından, bölgenin üzerinde yaptığı bir keşif uçuşu sırasında fark edildi. Zaman içinde bu çizgiler hayal gücümüzün sınırlarını zorlamaya başladı, kimisi bu çizgilerin antik yarış pistleri olduğunu iddia etti, kimisi gök bilimsel takvim, kimisi için de uzaylıların varlığının kanıtı.

Peki bu çizgileri kim yaptı ve daha da önemlisi ne anlama geliyorlar?

Eski çağlarda insanın aklın sınırlarını zorlayan boyutlarda titizlik ve sabırla, emek gücüyle yarattığı onlarca eser var günümüze erişmiş olan ama hepsinin ortak bir özelliği var bu eserlerin hepsi 3 boyutlu.

Nazca’nın belirsizliği işte bu noktada başlıyor.

Nazcalılar dünyadaki en kurak, yaşanması en zor coğrafyalardan birinde yaklaşık 1000 yıl varlıklarını sürdürebildiler. Onlar için su her şeydi. Zaman içinde sahip oldukları çok az suyu ekinlerine ulaştırmak için gelişmiş sulama sistemleri kurdular ve aynı zamanda tanrılarını memnun etmek için tapınaklar. MS 700’lü yıllara gelindiğinde ise bu insanlardan geriye sadece bu çizgiler kalmıştı.

Nazca çevresinde çölün kuru ve rüzgarsız ikliminden dolayı da bu çizimler yapıldıkları zamandan, günümüze kadar da durumlarını koruyabilirlerdi.

Burada asıl kafa kurcalayan soru şu: Bu kadar büyük resimleri, bu denli düzgün çizebilmek ve yalnızca yukarıdan bakıldığında görülmelerini sağlamak nasıl mümkün olabilmişti? Ayrıca ne işe yarıyorlardı?

Bu konu üzerinde çalışan araştırmacılar astronomik bazı varsayımlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Nasca çizgilerini ilk fark eden ve üzerinde en çok araştırmada bulunan kişilerden biri olan Paul Kosok, çizgilerin Güneş’in ve diğer yıldızların doğuşlarını ve batışlarını işaret ettiğine emindi. Nasca çizgileri konusunda fazlasıyla deneyimi bulunan Alman astronom Maria Reiche de aynı fikirdeydi. Hayatını bu çizgileri araştırmaya adayan Reiche, bunlann ürün ekimi ve hasat için doğru zamanı gösterdiklerini ve aynı zamanda Güneş ve Ay’ın gün dönümünün ve ekinoksların takip edilmesinde kullanıldıklarını söylüyordu.

Nasca çölünün üzerinden uçarken görebileceğiniz şekiller; kurbağa, maymun, çiçek, balina, yılan, kertenkele, akbaba ve farklı kuş tipleri gibi oldukça çeşitlidir. En küçüklerinin boylan 25 m’den başlarken,
bazılarının boyları 275 m’yi bulur. Bunun yanında inanılmaz derecede “düz” çizgiler de vardır. Bu çizgilerden bazıları 8 km boyunca mükemmel bir düzlükle devam etmektedir.

Nasca’daki bu şekilleri gerçekten ilkel bir toplumun çizmiş olma ihtimali var mıdır? Ve bu medeniyet neden aniden ortadan yok olmuştur? Aynca bir çoğu bu topraklardan çok uzaklarda yaşayan hayvanları nasıl çizebilmişlerdi?

Bunlar hep kafalardaki soru işaretleri…

Yıllar boyu Nazca büyük ilgi çekmiş, ve bir çok antropolog, arkeolog, tarihçi, matematikçi, astronom bölgeye gelmiş, deyim uygunsa, her gelen çizgi ve figürlerin anlamı konusunda bir teori üretmiş. Ancak hangi teori doğru olursa olsun, kuşku götürmeyen bir gerçek var ki çizgilerin kusursuzluğu, spirallerin mükemmeliyeti, orantıların tutarlığı, o dönemde Nazca’da gelişmiş bir matematik bilgisine sahip, elit bir grubun olduğu iddiasını doğruluyor.

Ancak, Nazca’nın sırrını popülerleştiren isim 1968 yılında kaleme aldığı “Tanrıların Arabaları”adlı kitabı ile Erich von Däniken oldu. Ona göre, yamuk biçimindeki ana şekiller, basit bir biçimde uzay gemilerinin iniş pistleriydi. Ancak, uzaydan gelen ve gelişmiş bir teknolojiye sahip bu yabancılar, yerel halk tarafından “tanrılar” olarak kabul görmüşlerdi. İşte o nedenle, daha sonra bu gökyüzünden gelen tanrılarla iletişim kurmak için kumun üzerine, büyük çoğunluğu hayvan figürlerinden oluşan dev şekiller çizmişlerdi.

Nazca ile ilgili en tutarlı teori belki de John Reinhard tarafından üretildi. Onun, dağ – su – üretkenlik teorisi, antik güney Amerikalıların bu üç kavramı algılayış şekli ve birbirleri ile olan bağlantısı üzerine kurulu.

Güney Amerika yerlileri için dağlar kutsaldır. Ayrıca dağlar bir su kaynağıdır. Reinhard bu düşünceden yola çıkarak Peru ve çevre kültürleri incelediğinde benzer motiflere karşılaştı. Örneğin, Peru’da deniz kabuğu su aramak için kullanılan bir semboldür, zikzak motifler şimşeği temsil eder, akbaba figürü Latin Amerika’da genelde dağ tanrılarının mesajcısıdır ve örümcek ise yağmur işaretidir.

Belki de yükseklere uzayıp giden çizgiler tanrı dağlara bir çağrıydı, su için düzenlenen törenlerin bir parçasıydı, her seferinde yeni bir çizgi çizmek gerekiyordu, dümdüz, kusursuz, tanrılara yaraşan…

Bunca yıl ve çabadan sonra hala Nascaların ne şekilde ve neden bu  resim ve çizimleri yapmış olduklarını, her şeyden öte neden bu kadar büyük bir çabaya girdiklerini kesin bilemiyoruz. Tüm bunlar yine aklımıza aynı soruyu getiriyor:

Tarihi bir yap-boz olarak düşünürsek geçmişimizi tamamlamamız için gereken büyük parçalardan biri hala eksik olabilir mi? Ve Nasca çizgileri bizim henüz bilemediğimiz büyük bir uygarlığın izleri olabilir mi?

Derleyen: Sibel Çağlar

Kaynaklar:

Tarihin Büyük Sırları/ Paul Aron

www.focusdergisi.com.tr/arkeoloji/00221

Atlas Dergisi, Nisan – 1994

Roberto Giacobbo – Kayıp Kıtalar Atlası

Bunlara da Göz Atın

Stonehenge’i Yapanların Anadolu’dan Göç Eden Kişiler Olduğu Bulundu

Şüphesiz ki Stonehenge, dünyadaki en ünlü megalitik yapıdır. Yapımından binlerce yıl sonra bile büyülü çekiciliğini …

Bir Yorum

  1. Ek bilgi Konya ovasında 500-1000 dekar arazi ayarlayın birde portre vb ilkel olmayan ayrıntılı bir resim verin. Kusursuz bir şekilde sadece Google earth da görünebilecek şekilde çizimini yapayım.Hemde Almanların yaptığı traktörle. Ve hatta traktör e komutu vereyim kendi yapsın. Bilmem anlatabildim mi. Uzaylılar burda takılıyor diye ülkemize dikkat çekeriz. turizmimize katkısı olabilir. Japon bir kaç bilim adamı isminde sallarsak ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir