Mutluluğa Dair Yanlış Bildiğimiz 10 Şey

Mutluluk, hemen hepimizin gündeminde. Günlük yaşamda sıklıkla deneyimlediğimiz, konuşmalarımızda bolca yer verdiğimiz bir kavram olduğu için bize çok tanıdık gelir mutluluk. Aslında öyledir de. Mutlu olduğumuzda samimiyet de artar sanki; dünyaya daha fazla açarız kendimizi. Önemlidir de mutluluk bizim için. Birilerine temennide bulunurken önce sağlık, sonra mutluluk dilemez miyiz hem?

Ancak mutluluğu yakından tanıyor gibi hissetsek de aslında onunla ilgili bilmediğimiz, yanlış bildiğimiz pek çok şey var. Mutlulukla ilgili çoğu yanlış – ya da kısmen doğru – genellemeler yapabiliyoruz. Bu konuda yapılan bilimsel araştırmalarsa, mutluluğu anlamamız için bize ışık tutuyor. Gelin mutlulukla ilgili bazı yanlış bilinenlere bakalım.

  1. “Mutluluğu hedef olarak koyarsam onu daha çabuk yakalarım” düşüncesi. Bilinenin aksine mutluluk, elde edilecek bir “şey”, varılacak bir nokta ya da “zirve” değil. Klişe gibi gelse de mutluluk, genel bir yaşantı ve bir süreç. Onu hedef olarak gördüğümüzde elde etmeye çalışır, ulaşamadığımızı düşündüğümüzde hayal kırıklığına uğrayıp ve suçluluk duyup daha da mutsuz olabiliriz. Yani sürekli bir mutluluk arayışı ters tepebilir. Mutluluğu bir hedef olarak koymaktansa iyi bir yaşam için bilinçli olarak yaptığımız aktiviteler ve seçimler bize zaten süreç içinde o deneyimi yaşatacaktır.
  2. Yaşamın, “sürekli” mutlu olursak güzel bir yaşam olacağı yanılgısı. Üzüntü, öfke, korku gibi olumsuz duyguları, olumlu duygularımız gibi, örneğin neşemizi kabul ettiğimiz gibi kabul etmedikçe gelişim göstermemiz zor. ‘Sürekli’ mutlu olmak, aynı duygu seviyesinde kalmak ve devamlı bunları amaçlamak gerçekçi değil. Her duygunun bir işlevi var. Korku duygusuyla yeri geldiğinde kendimizi koruruz, üzüntü duyduğumuzda bazı şeylerin önemini anlarız. Zaten mutlu olmak sürekli gülmek veya neşeli olmak demek değil. Elbette olumlu duyguları daha sıklıkla hissetmek mutlu bir yaşam için önemli. Ancak asıl önemli olan, olumsuz duygularımızı da olumlular gibi kabul etmeye ve deneyimlemeye izin vermek. Mutluluk, olumlu ve olumsuz duygularımız arasında denge kurmayla, onları etkili bir şekilde düzenlemekle gelir.
  3. Çok paraya sahip olmanın bizi mutlu edeceği düşüncesi. Paranın mutluluğumuz üstünde elbette olumlu bir etkisi var; ancak bu etki sadece belli durumlarda, onu doğru şekilde harcadığımızda ve ona doğru açıyla yaklaştığımızda geçerli. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek, bizi rahat ettiğimiz yaşam standardına getirecek bir gelire sahipsek, kazanacağımız daha fazla para bizi düşündüğümüz gibi mutlu etmiyor. Bunun dışında kazancımızı başkalarının kazançlarıyla karşılaştırmak bizi mutsuz edebiliyor. Ayrıca parayı neye harcadığımız da önemli. Eşyalardansa (yeni bir telefon gibi) deneyimlere (bir seyahat gibi) para yatırmak bizi daha mutlu ediyor. Hatta metalara yapılan yatırımlar mutluluğa çok faydası olmadığı gibi mutsuz da edebiliyor.
  4. Bazı insanların sırf belirli özellikleri nedeniyle bizden daha mutlu veya mutsuz olacakları düşüncesi. Mutluluğun bizde olmayan bir özellikte veya sahip olmadığımız bir şeyde bulunacağını düşünmeye eğilimliyiz. Örneğin bir işte müdür pozisyonunda olanların, kadınlardansa erkeklerin, ayda 7000 TL kazanandansa 10000 TL kazananın, çocuğu olanların ya da yaşlılardansa gençlerin daha mutlu olduğunu düşünebiliriz. Oysa araştırmalar yaş, cinsiyet ya da belli bir gelir seviyesinden sonra gelen paranın mutluluğumuz üstünde pek de bir etkisi olmadığını ortaya koyuyor. Mutluluğu bu tarz demografik özelliklerimizdense kişilik özelliklerimiz, sosyal ilişkiler, kendimizle olan ilişkimiz, kendimizi geliştirmek ve büyütmek gibi faktörler çok daha fazla etkiliyor.
  5. Mutluluğun yaşamımızda sorun olmaması anlamına geldiği yanılgısı. Bazen insanlar “Hiç sorunum yok ama mutlu hissetmiyorum” der. Bunun tamamen doğal olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü çoğumuz için mutlu yaşam, anlam bulduğumuz, kişisel olarak sürekli geliştiğimiz, güçlerimizi fark edip kullandığımız, kendimizi güçlü ve zayıf yönlerimizle kabul ettiğimiz, kendimize şefkatli olabildiğimiz bir yaşam. Yani mutluluk, yaşamda sorun olmamasından daha fazlası.
  6. “Yaşamımda ….. olursa çok mutlu olurum ve bu mutluluğum uzun sürer” inancı. Hazları genel mutluluk deneyimiyle karıştırıyor, bu nedenle pek çok yanılgıya düşüyoruz. Haz, mutluluğu olumlu etkileyen deneyimlerden biri; ancak mutluluğun kendisi değil. Bir olay veya deneyim sonrası mutlu hissettikten sonra bunun çok uzun süreceği, bazen “bir ömür boyu” süreceğine inanıyoruz. Oysa diyelim ki çok istediğiniz bir işe başladınız ya da iyi bir ilişki yaşadığınız partnerinizle evlendiniz. Bu olaylar sizi elbette çok mutlu edebilir. Ancak yaşadığınız o haz, çoğu zaman sürekliliğini yitirir. Çünkü olumlu ve olumsuz tüm duygulara alışıyoruz. İşimizi kaybedebilir, sevgilimizden ayrılabilir, bir sınavda başarısız olabiliriz. Bu olaylar elbette bizi olumsuz etkileyebilir ve mutsuzluk hissedebiliriz; ancak pek çok durumda düşündüğümüz kadar mutlu olmayız ve mutluluk hissi düşündüğümüz kadar uzun sürmez. Bir olaydan sonra gerçek yaşamımıza hemen geri dönecek olduğumuz gerçeğini göz ardı ediyoruz. Geleceğe bakarken günlük yaşamda çeşitli zorluk ve sorunlarla yüzleşeceğimizi görmektense sadece olumluya odaklanırsak yaşayacağımız güzel hislerin gerçektekinden fazla olacağını düşünebiliyoruz.
  7. Yaşamda daha fazla seçeneğe sahip olmanın bizi mutlu edeceği inancı. Modern dünyanın en bariz özelliklerinden birisi etrafımızda çok fazla seçenek olması. Örneğin kıyafet, yiyecek, içecek, elektronik eşya vb. gibi metalarda seçenekler gittikçe artıyor. Bunların bir anlamda bizim için iyi olduğunu, bize mutluluk vereceği yanılgısına düşebiliyoruz. Oysa araştırmalar, seçeneklerin çok olmasının bizi aslında yorduğunu, bazen kararsız kalıp hiçbir karar almamaya itebildiğini ve hatta mutsuz edebildiğini gösteriyor.
  8. Ya mutlu doğarız ya da mutsuz” düşüncesi. Araştırmalara göre bazı insanlar mutlu olmaya diğerlerinden daha fazla eğilimli. Yani mutluluğun, doğuştan getirdiğimiz genetik bir boyutu var. Genel olarak genlerin etkisinin %40 ile %50 arasında olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu rakamlar, mutluluğun tamamen bizim kontrolümüz dışında olduğunu göstermiyor. Mutluluğun kontrol edebildiğimiz bir boyutu da var. Yaşamımızda yapacağımız bir takım değişiklikler ve seçimlerle daha iyi ve daha fazla doyum aldığımız bir yaşam sürmek mümkün.
  9. Başarının mutluluğun en önemli kaynaklarından biri olduğu inancı. Başarı, elbette bizi heyecanlandıran, kendimizle gurur duymamızı ve iyi hissetmemizi sağlayan bir deneyim. Ancak başarı, mutluluğun en büyük belirleyicilerinden değil. Bir başarı elde ettiğimizde iyi hissedebiliriz; fakat tüm duygulara alıştığımız gibi buna da alışırız ve aldığımız o tatmin hissi yavaş yavaş azalır. Hem araştırmalara göre mutluluk başarıyı, başarının mutluluğu etkilediğinden daha fazla etkiliyor. Yani mutlu insanlar nispeten daha mutsuzlara göre daha başarılı.
  10. Mutlu insanların yaşamı stresten arınmıştır. Mutluluğun stresten uzak bir yaşantı ile geldiğini düşünebilirsiniz. Ancak mutluluk ile yaşamın zorluk derecesi arasında çok önemli bir ilişki yok. Mutlu insanların yaşamında da stres faktörleri var; ancak araştırmalar, mutlu insanların zorluklarla daha iyi başa çıktığını, onlara daha farklı tepkiler verdiğini, duygusal iniş çıkışları daha az yaşadığını gösteriyor. Yani mutlu insanların yaşamı nispeten daha kolay değil; zorluklarla başa çıkma ve yaşama bakış açıları daha farklı.

Bu bilgiler doğrultusunda birkaç küçük ipucu sunmak mümkün. Para, kaliteli bir yaşam için önemli; ancak mutluluğumuzu bir yere kadar etkilediği için mutlu olmak adına maddi hedefler koymak bizi ileride hayal kırıklığına uğratabilir ve yaşamda başka güzel deneyimleri kaçırmamıza neden olabilir. Onun dışında nesnelerdense deneyimlere yatırım yapmak, doyumumuzu daha uzun süre koruyacak şeyleri aramak belki daha anlamlı. Bir olay sonrası ne kadar mutlu olacağımıza dair tahminlerimizi abartabildiğimiz ve bu yaşantı sonrası mutlu hissettiğimizde bir süre sonra buna alıştığımız ve eski mutluluk seviyemize dönebildiğimiz için sahip olmadığımız şartlara sahip olmanın bizi daha mutlu edeceği, bu mutluluğun çok uzun süreceği yargısına hemen varmamayı öğrenmek iyi bir seçenek olabilir. Ayrıca mutluluk güzel ve faydalı bir yaşantı olduğu için onu istememiz doğal; ancak onu bir takıntı haline getirip onu aramak geri tepebilir ve bizi daha mutsuz edebilir. Bir başka nokta, olumsuz duyguların kötü olmadığı gerçeği. Tüm duyguların birer işlevi var ve mutluluk olumsuz duygular hissetmemek anlamına gelmediği için kendimize olumsuz duygularımızı hissetmeye izin vermeli, ancak onları düzenlemeyi öğrenmeliyiz. Son olarak, herkes için geçerli bir mutluluk reçetesi olmadığı bilmeli.

Selda Koydemir

Alıntı: http://seldakoydemir.com/mutluluga-dair-yanlis-bildigimiz-10-sey/

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Ölmez Ağaç “Zeytin”

Bin yıllardır kutsal bir ağaç ve meyve olarak nitelenen, birçok kültürde barışı temsil eden, bin yıl kadar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir