Modern Gezi Yazılarının Tarihine Kısa Bir Bakış

Gezinin ve yazının tarihi birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır desek yanılmış olmayız.

Gezi yazıları ve kitaplarının ortaya çıkışı modernite ve kapitalizmin gelişim sürecindeki birtakım teknik, sosyal, siyasal ve ekonomik etmenlerin çakışmasının sonucudur.

Bu yazı türünün ortaya çıkışını etkileyen gelişmeler arasında en belirleyici olanı kuşkusuz 15. yüzyılın ortasında matbaanın ortaya çıkışı ve yaygınlaşmasıdır. Eşzamanlı olarak Avrupa’nın Doğu ticaretinin kapısının Osmanlı İmparatorluğu duvarı ile kontrol altında tutuluyor olması, Avrupa’yı meçhul okyanuslara doğru itmiş, ticari güdülerle seyahati ve yeni ülkelerin keşfini bir zorunluluk haline getirmiştir. Son olarak listeye Rönesans sonrası uyanışın tetiklediği Aydınlanma sürecine bağlanacak bilimsel uyanışla canlanan bilimsel  amaçlı gezileri de eklememiz gerekiyor.

1500’lere geldiğimizde, Avrupa’da matbaada basılan kitap sayısı 20 milyonu geçmiştir. Bir yüzyıl içinde bu sayı 200 milyonu geçecek (dönemin nüfusunun 100 milyon tahmin edildiği düşünülürse, kişi başına iki kitap ortalaması), ilk kapitalist şirket biçimlerinden biri olan yayınevleri bütün Avrupa’ya yayılacaktır. Üstelik, bunlar bugünkü deyişle uluslararası nitelikte, farklı ülkelerde şubeleri bulunan, güncel deyişle çokuluslu kuruluşlardı. Kitap kitlesel ölçekte üretilen ilk sanayi ürünü olacaktır.

Bu kitap patlamasından en fazla yararlanan türlerden biri gezi kategorisi oldu. Henüz romanın yeni yeni ortaya çıkmakta olduğu, dinsel metinlerle bunalmış bir dünyaya gezi kitapları taze bir soluk, heyecan ve macera arzusu getiriyordu.modern-gezi-yazilarinin-tarihine-kisa-bir-bakis2

Kimler geziyorlar ve neler yazıyorlardı?

Bilindiği gibi, Avrupa’da Batı’ya doğru ilk büyük hareketlenmeyi İspanyollar gerçekleştirir, bu yüzden göreceli olarak baktığımız zaman ilk dönem gezi yazılarının ağırlıklı kısmı İspanyolcadır. İngilizcenin ve diğer dillerde türün yaygınlık kazanmasının yaklaşık bir yüzyıl arkadan geldiğini söyleyebiliriz. Ancak bu zamanı boş geçirmemişlerdir. Fiili olarak keşif ve sömürgecilik yollarına dökülmeden önce, matbaanın sunduğu olanaklarla diğer dillerden bol miktarda çeviri yaparak çok önemli derlemeler üretmişlerdir.

Modern anlamda gezi yazılarının yaygınlaşmasında esas olarak bu iki kaynağın gövde vazifesi gördüğünü söylersek yanılmayız.İlk tipoloji olarak gezmemiş gezi yazarlarını ele alabiliriz. Yaygın bir tür olarak ilk ortaya çıkışında gezi kitaplarının yazarları gezenler değil, editörler olmuştur. Gezilerin değişik motiflerdeki sponsorları (tüccarlar, yönetici sınıflar, din adamları) seyyahlardan gezileri boyunca notlar almalarını, haritalar çıkarmalarını istiyorlardı. Bu şekilde ortaya çıkan ama çoğu bir bütünlükten ve sistematikten yoksun olan gezi notlarının derlenip toparlanması işi de kimisi yaşadıkları mekânlardan birkaç yüz mil öteye bile seyahat etmemiş editörler tarafından yapılıyordu. Bir örnek olarak Richard Hakluyt’u (1553-1616) anabiliriz. Kitapları arasında en önemlisi 1598’de yayımlanan The Principal Navigations, Voiages, Traffiques and Discoueries of the English Nation, Made by Sea or Overlanddır. Çok değişik kaynaklardan, birçok birinci el tanıklıklardan beslenen bu kitap döneminin en kapsamlı ve detaylı derlemesidir.

Hacılar

İkinci tür gezginler olarak hacılar (“pilgrims”) göze çarpar. Ortaçağ Avrupa’sının dünyevi bir yarar gözetmeyen gezi motivasyonlarının başında hac gezileri gelir. Yine bir örnek verecek olursak İngiliz Henry Timberlake’in True and Strange Discourse of the Travels of Two English Pilgrims’i 1603’te ilk kez basılır ve 1700’e kadar dokuz baskı yapar.

Şövalyeler

Gezginlerin bir diğer türü de daha sonra modern romanın başlangıç noktalarından biri olacak Don Kişot’un da esin kaynağı olan şövalyelerdir. Don Kişot’un İspanyol bir yazar tarafından yazılması da bir tesadüf değildir, zira bu amaçla yapılan geziler sömürgelerle devasa bir boyuta ulaşan İspanyol dünyasında çok daha yaygındır.

Tüccarlar

Elbette tüccarlar, o kadar öyle ki, dönemin dillerinde maceracı ile eşanlama gelecek şekilde kullanılır tüccar. Editör Hakluyt’un The Principal Navigations’ının omurgasını da tüccarların gezi notları oluşturur.

Kâşifler

Adı üzerinde kâşifler. Bunların ilk ve önemli örneklerinden olan Walter Ralegh’in Discovery of the Large, Rich, and Beautiful Empire of Guiana’sındaki (1595) üslubu ve yorumu ile gezginlerin salt gezdikleri yerleri betimlemelerinden öte, bu yeni kültürlerle ilişkiye giren kendilerini de anlatmaya başlamalarına bir örnek teşkil eder. Gezgin yorumlamaya, diğerlerini ve kendisini analiz etmeye başlar.

Avrupa’nın Doğu ticaretinin ana kara yollarının Osmanlı kontrolünde olduğuna değinmiştik. Bu kontrolü aşmanın yolu olarak denizlere açılma güdüsü aynı zamanda sömürgecilik çağının başlangıcına da işaret eder. Yeni kıtanın keşfedilmesi ile birlikte sömürgeleştirme motifli geziler de yaygınlaşır. Thomas Harriot’ın A Brief and True Report of the New Found Land of Virginia’sında (1588) detaylı olarak ticareti yapılabilecek malların, nelerin tarımının yapılabileceğinin dökümleri yapılır. Harriot, Kızılderililerin de analizlerini yapmayı ihmal etmez; bir tür sömürgecilik elkitabı diyebileceğimiz türün ilk başarılı örneklerindendir.

Esirler ve kazazedeler

Edebiyatta da birçok örneğini bildiğimiz bir diğer gezi tipolojisinin yazarları, esirler ve kazazedeler olacaktır. Bunlar vaat ettikleri heyecan ve merak içeriği ile dönemin en çok ilgi gören ve satılan gezi kitapları arasında yer alırlar. Bir kısmında, özellikle başlarda, yazarların hayal dünyaları da devreye girer, bilinmedik canavarların, türlü yaratıkların tasvirine rastlanır. 1595 tarihli Strange and Wonderful Things Happened to Richard Hasleton (Richard Hasleton’un Başından Geçen Garip ve Harika Olaylar) İspanyol engizisyonu tarafından din değiştirmesi için işkence yapılan, Türklerle savaşmaya zorlanan bir İngiliz’in yabancı diyarlardaki cesaretini anlatarak İngilizleri gururlandırır.

Elçiler, diplomatlar

Yaşadıkları yabancı mekânları en doğru biçimde yansıtma şansına sahip oldukları düşünülen elçilerin yazıları da gezi kitaplarının temel direklerinden biridir. Bir rahip, aynı zamanda bilim adamı olan John Covel’ın 1680’de İstanbul’a bir tür din işleri subayı diyebileceğimiz bir görevle atanmasından sonra yazdığı anıları türün ilk ve önemli örneklerinden biri olarak anılır. Anadolu’yu gezen Covel, gördüğü tarihî eserleri, bitkileri, konuşulan farklı dilleri, âdetleri detaylı biçimde tasvir ederken birçok çizim de yapar. Covel’ın anılarının bir kısmı Bir Papazın Osmanlı Günlüğü olarak Dergâh Yayınları’nca yayımlanmıştır. Dönemin çok popüler olmuş bir diğer eseri ise, o zamana kadar bir sır perdesi altında saklı olarak Avrupalının merakını celbeden Osmanlı İmparatorluğu hakkında, Sultan III. Ahmet zamanı elçi olarak görevde bulunan Edward Wortley’in karısı Lady Mary Wortley Montagu’nun 1717- 1718 yılları arasında yazılmış mektuplarıdır. Bu mektuplar Doğu Mektupları veya Türkiye Mektupları başlığı ile değişik yayınevlerince Türkçe yayımlanmıştır. Kitap “Müslüman Doğu hakkında bir kadın tarafından yazılmış ilk seküler metin” olarak da anılır.

Korsanlar

Her ne kadar tuhaf görünse de 16. ve 17. yüzyıllardaki yaygınlığı, adeta oluşmakta olan kapitalizm içinde bir formal sektör niteliğinde olması itibariyle anlaşılır olan bir diğer kaynak korsanlıktır. Filmlerin ve öykülerin romantizminden uzak, gerçekçi bir bakış korsanlığın mesela Büyük İngiliz İmparatorluğu’nun kurulmasındaki kritik rolünü ortaya koyacaktır. Eski korsanlar yeni sömürge yöneticileri olacaklardır. Konu korsanlık olunca bir istisna yaparak ilk baskısı Hollandaca yapılan bir kitaba dikkat çekeceğiz: Fransız asıllı Alexandre Olivier Exquemelin’in 1678’de Amsterdam’da yayımlanan De Americaensche Zee-Roovers’ına (The Buccaneers of America – Amerikanın Korsanları) 1686’ya kadar İspanyolca, İngilizce, Fransızca çevirileri yapılan (o zamanlar pek yadırganmayan bir biçimde orijinalinden farklı düzenlemeler ve ilavelerle) bu kitap kadar esin ve kopya kaynağı olan, birçok romana kaynak teşkil eden başka bir kitap bulmak zordur.

Bilim insanları

Son olarak türün başlangıç yıllarında az olsalar da 18. yüzyılda kontrolü ele almaya başlayıp 19. yüzyılda önemli bir yer işgal edecek olan bilim adamları kategorisi geliyor. Bilimle ilgili gezi kitaplarının teşvikinde ise İngilizlerin meşhur Royal Society’sini (kuruluşu 1660) merkeze koymak gerekir. Kuruluşu Francis Bacon’ın Yeni Atlantis adlı eserindeki Yeni Bilim anlayışından ve Fransızların benzer bir girişiminden esinlenerek toplantılar düzenlemeye başlayan bir grup bilim adamının girişimine dayanır. Amaçları bilimi ve faydalarını teşvik etmek, bilimsel başarıları ödüllendirmektir. Bilimsel amaçlı gezileri teşvik ettikleri gibi, o zamana kadar efsaneler ve hayal ürünü hikâyelerle bezenen gezi yazılarını bu niteliklerinden arındırarak kamu yararı adına sistematik bir biçimde derlemeye başlarlar. Topluluk dünyanın salt bilime ayrılmış ve en uzun süredir yayımlanan ilk periyodik dergisi olan Philosophical Transactions’ı da 1665 yılında çıkarır. Kuşkusuz, bu ilk dönemlerde tipolojiler arasında çakışmalar da olmaktadır. Royal Society ile bağlantılı bir korsan- amatör bilim adamı olan ve üç kez dünya seyahati yapmış olan William Dampier bu tipolojinin bir örneğidir. 1691 tarihli kitabı A New Voyage Round the World insanların, hayvanların ve bitkilerin detaylı betimlemelerini içerir, o zamanlar için oldukça devrimci sayılabilecek şekilde meteorolojik bilgiler de eklenir daha sonraki baskılara.

İnsanlık tarihinin en önemli eserlerinden Darwin’in Türlerin Kökeni de sonuç itibarıyle bir gezi kitabıdır aynı zamanda.

Kaynak: http://t24.com.tr/k24/yazi/gezi-tarihi,797

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Ölmez Ağaç “Zeytin”

Bin yıllardır kutsal bir ağaç ve meyve olarak nitelenen, birçok kültürde barışı temsil eden, bin yıl kadar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir