Masum Değiliz, Hiçbirimiz…

Bu güzel Sezen Aksu şarkısının şu 4 satırının ifade ettikleri bir kitaba sığdırılabilir mi? Sığsaydı eğer, bu kitap vicdanı anlatan en hüzünlü kitap olurdu belki de.

* Eller günahkar, diller günahkar,

* Bir çağ yangını bu

* Bütün Dünya günahkar

*Masum değiliz, hiçbirimiz…

Dünya nasıl bir yer diye bir anket yapılsa sanırım sonuçlarını tahmin etmek zor olmazdı. Şimdilik alternatifi olmayan dünyamız, neden bu kadar kötü durumda? Sebep illimünati mi, terör örgütleri mi yoksa, yada kapitalizm mi, dinler mi, uzaylılar mı, vahşi saydığımız hayvanlar mı?

Hayır masumiyet abidesi sevgili dostlarım hayır, sebep biziz. Biz kendimize ve temiz kalbimize pek toz konduramasak da, ben görebildiğim tüm tozlu ve kirli gerçekleri, temiz kalplerinizin üzerine üfüreceğim, her kalp ateşten payına düşeni almalı, biraz yanmalı…

İsterseniz şimdi burada okumayı bırakıp, dünyanın haline üzülüyormuş gibi yapma triplerinize devam edebilirsiniz, gidip kendinize güzel bir kahve yapıp artan terör olaylarını kınayabilirsiniz, deri kıyafetlerinize bürünüp, öldürülen, aç bırakılan hayvanlar için duyarlı gibi davranabilirsiniz, kesilen ağaçları protesto edip, internetten yeni bir mobilya takımını gözünüze kestirebilirsiniz, sonra yorulup kuş tüyü yatağınızda uyuyabilirsiniz. Gidin lütfen, terk edin bu satırları…Sizinle ilgisi yok bu yazılanların…

Bir trafik kazasını, bir terör eylemini yada amansız bir hastalığı bekleyin, uyanmak için.

Yapılan İyi ve Kötü Şeylerin Toplumsallığı

Farz edelim ki, iş bulamayan bir baba, ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamasın ve hırsızlık yapsın. Bu adam toplum nazarında suçlu. Peki toplum o kadar masum mu? Bu adamın benimle ne alakası var diye düşünmek isterdim, farklı bir boyutta, Dünya’dan bir haber yaşayıp, galaksilere bakarak nargile tüttüren bir uzaylı gibi. Maalesef ben o kadar şanslı değilim. Bu adamın yaptığı her işte benim de parmağım var. Nasıl mı ?

Patronlardan başlayalım. Neden bu adama iş vermediniz diye sorduğumuzda; işverenler, bu adamın eğitim seviyesi düşük olduğundan kendisine iş verilmediğini söyleyeceklerdir. Pekala, bu adam klasik tabirle okul vardı da biz mi okumadık yada fakirdik eğitim de bedava değildi, diye eğitimden sorumlu bürokratları suçlayabilir. Bürokratlar da bizi halk seçti, yetkiyi halktan aldık deyip halkı hedef gösterebilir. Huzurlu, temiz kalpler, ciddi bir problemimiz var! Suç ortakları biziz, hem de toplumda işlenen her günahın.

Şimdi soralım kendimize, seçimlerimiz kaç insanın hayatını değiştiriyor, hangi suçların nedeni oluyoruz ? Söylediğimiz küçüklü, büyüklü yalanlar, kaç kişinin hayatlarının kararma sebebi ? Alaycı sözlerimizle bir küçük çocuğun bilinçaltına yerleşip, nelere sebep olacağız ? Kaç yüze göz yaşı olduk ? Aç gözlülüğümüzle ve bitmeyen hırslarımızla sömürdüğümüz Dünya’nın bozduğumuz ekosistemiyle hangi canlıların katilleriyiz?  Hangi ölümcül hastalıkların mikroplarıyız ?

İster üstünüze alının ister alınmayın, dalından zamansız düşen bir yapraktan bile pay sahibiyiz. Dünya bizim yüzünüzden berbat bir yer, insanlar. diğer canlılar bizin yüzünüzden ölüyor, zalimlere bizi yönetmeleri için biz  söz hakkı veriyorsunuz, kötülükle biz mücadele etmiyoruz, gerçekleşen bildiğiniz ne varsa sebebi biziz.

Lütfen artık şu masum tavırlarımızı bir kenara bırakalım da battığımız pislikten çıkmanın bir yolunu bulalım. Bir çocuğun eğitim masraflarını üstlenelim ki cahil bir birey olup terör örgütlerinin canlı bombası olup yüzlerce insanın ölümüne sebep olmasın. Ailesi olmayan bir çocuk evlat edinelim, topluma kazandıralım, tinerci olup öz çocuğumuzu bıçaklamasın. Evinizin önüne bir çiçek dikin, kokusu sokağınızdan geçenlerin yüzünü güldürsün. Yazlık evimizi kirasını ödeyemeyen bir adama bırakalım, hem evi hem kendini korusun. Her uzun yola çıktığımızda yol kenarına bir ağaç dikelim, aracımızın 15 yıllık egzoz emisyonlarını temizlesin. Hiçbir şey yapmadan Dünya iyi bir yer olmuyor maalesef. Anlıyorsunuz değil mi, her şeyi değiştirmek için ne kadar akıllı, güçlü, yetenekli yani yeterli olduğumuzu. Yani yapılan iyilikte de, kuşkusuz bir payımız olacağını…

Her şey Bir Diğerine Bağlı…

Hapşırmamıza neden olabilecek bir küçücük toz tanesinin seçimlerimiz üzerinde etkisi olabilir ve değişen seçimlerimize göre hayatı şekillendirebiliriz. Kaldırıma atılmış öylece bir muz kabuğu yada sarhoş araç kullanan insanlar varken, kendi kabuğumuzda yaşayabileceğimiz korkak ve bencilce bir hayat bile tehlike altında değil mi ? Bunca kusurumuzla, ölenler için ecel, başa gelen felaketler için kader deyip kurtulamazsın sevgili dostum biz öldürüyoruz, biz sebep oluyoruz. Bir kişinin kaderim dediği şey belki  de diğer tüm insanların seçimleri olamaz mı ? Mutlu olmak, huzuru bulmak istiyorsuz ya, yalnız kendi seçimlerimiz yetmiyor. Hepimiz bir diğerimize bağlıyız.

Sizi bilemem, bu Dünya biz insanlarla, berbat bir yer ve ben pisliğe batmış durumdayım. Çırpınıyorum, belki boğulacağım belki çıkacağım, en azından elimden geleni yapmış olacağım, bir katilin, bir hırsızın, bir tecavüzcünün veya bir yalancının suçlarına ortak olmamak için.

Ellerimiz günahkar, dillerimiz günahkar, bir çağ yangını yaşıyoruz…

Dostum soruyorum, masum musun ?

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Thoreau İle Doğada Olmak

Çoğu insan, özellikle de kentlerde yaşayanlar bir gün doğa ile iç içe olabileceği bir yaşamın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir