İyi İnsanların Başına Kötü Şeyler Gelmek Zorunda mı ?

Hiç kendi kendinize, neden iyi insanların başına kötü şeyler gelir diye sordunuz mu? Ya da daha karamsar biçimde, neden iyi şeyler hep kötü insanların başına gelir?

 

Sık sık omuzlarımızı silkerek ‘’Hayat hiç adil değil’’ desek de, doğrusunu söylemek gerekirse hayat gayet adildir. Aslında diğer herkes gibi aynı hayat kurallarına göre kendi gerçeğimizi yaratıyoruz. Evrenin kuralları, sizin iyi veya kötü biri olmanıza göre değil, isteklerinize göre işler.

Kuralları anlamamız için aklımızdan çıkarmamız gereken ilk düşünce, küçük yaştan itibaren inandırılmış olduğumuz, iyi şeylerin ödüllendirildiği, kötü şeylerin ise cezalandırıldığı düşüncesidir. İyi şeyler yapınca iyi şeylerin beklentisine, kötü şeyler yapınca da kötü şeylerin beklentisine girmeye programlanmışız.

Şimdi, bu tür bir programlanma ile davranışlarımızı şekillendirdiğimizde, ailemizin, öğretmenlerimizin veya yöneticilerimizin de bize benzer şekilde davranmasını bekleriz. Onlar da bizimle aynı düşüncede olup benzer şekilde karşı davranışlarda bulunmaya çalışsa da, evren buna göre işlemez. Gerçek şu ki, evren bizi cezalandırmakla veya ödüllendirmekle ilgilenmez.

Çekim yasası diye bir tanım var, bu tanıma göre neyi düşünürsen onu kendine çekersin.Başına iyi şeyler geleceğini bekliyorsan, iyi şeylerle karşılaşırsın ve elbette bunun tersi de geçerli. Çok yararlı ve iyi biri olabilirsiniz, lakin olumsuz beklentileriniz varsa, elde edeceğiniz şey maalesef hak ettiğinizi düşündükleriniz değil beklentileriniz olacaktır.

” Yaşam boyu, kendi evreninizi kendiniz yaratırsınız ”  Winston Churchill

Ayrıca korku duygusu, güçlü bir duygu olup çekim yasasına göre korktuğumuz şeyleri bize çekecektir. Kaybetmekten en çok korktuğumuz şeyi kaybetmemiz tesadüf değil. En çok korktuğumuz şeylerin başımıza istisnasız gelmesinin nedeni de budur. Yani çirkin bahtına sahip olmak istiyorsanız, sadece güzel beklentilere sahip olmanız ve olacaklarla ilgili kaygı duymamanızın karşılığı olarak siz de çirkin bahtına sahip olabilirsiniz.

Çevrenize bir göz atın. Özellikle iyi yada kötü şansa sahip olan arkadaşlarınızın, akrabalarınızın veya komşularınızın beklentilerini ve korkularını öğrendiğinizde, iyi veya kötü biri olmalarının, onların şansları ile pek alakalı olmadığını göreceksiniz.

Tanıdığım harika bir arkadaşım var. Kendisi başkalarına karşı iyimser, hassas, zeki ve çok hoş biri olmasına rağmen sürekli başına kötü şeyler geliyor. Dışarıdan bakılınca kıskanılacak biri gibi görünse de iç dünyası tam bir keşmekeş ve karamsarlık attığı her adımında. Konuştuğumuzda sürekli kötü şansından dem vuruyor ve gelecek kaygılarından bahsediyor. Ve sonuç çekim yasası gereğince, arkadaşımın kendisine çektiği şeyleri, yani kaygılarını, korkularını ve kötümser beklentilerini acımasızca her seferinde teslim ediyor.

Yelpazenin diğer tarafında 1,5 sene aynı ofiste beraber çalışmak zorunda kaldığım, kendini beğenmiş, itici, sürekli kendini haklı gören, gerçekten çekilmez bir arkadaşım var. Kendini kaf dağında görürdü ve buna gerçekten inanırdı. Nispeten düşük eğitim düzeyine rağmen sürekli terfi aldı ve işleri sürekli yolunda giderdi. Kendisi hariç aldığı terfiler tüm diğer çalışanlar için sürpriz olsa da o beklentisinin karşılığını evrenden aldı. Hala iyi beklentilere sahip olacak ki, kendisine bu satırlarda da yer buldu. Evren, onun ne kadar çekilmez biri olduğunu umursamadan yine yasasını uyguladı. Çevresindeki diğer insanların düşünceleri değil, o kendi gerçeğini yaratıyordu.

Yine de, iyilik yapmanın yabana atılır bir şey olduğunu kesinlikle düşünmeyin çünkü evrenin başka kuralları da var. Çoğumuz için nazik olmak, başkalarına yardım etmek kendimizi iyi hissetmemize yani mutluluk titreşimleri yaymamıza neden olur. Kendimizden hoşnut olduğumuzda yani kendimizi sevdiğimizde evren beklentilerimize daha kolay ve hızlı cevap verir. Ayrıca sevgi de korku gibi, sevdiğimiz şeyleri kendine çeker.  Şayet bir de aşk gibi bir duyguya sahipseniz, evreni önünüzde diz bile çöktürebilirsiniz. Şu cümleyi kalbimizin merkezine yerleştirmeliyiz belki de;

‘’ Yeterince sevginiz varsa dünyada ki en mutlu ve en güçlü insan olursunuz.’’  Dr. Emmet Fox.

Sonuç olarak başımıza gelenler kendimizi iyi hissetmemizle, kendimize inanmamızla ve beklentilerimizle ilgilidir. Bu yüzden, korkmayın, iyilik yapın, sevgi dolun, aşık olun ve iyi şeyler bekleyin, gelecektir…

Mücahit Çifci

Kaynak : http://raiseyourvibrationtoday.com/2015/11/09/why-do-bad-things-happen-to-good-people/

Editör Notu: Yazıda anlatılanlar elbette bilimsel olarak kanıtlanabilmiş iddialar değil, amacımız biraz daha olumlu düşünmenin faydalarını size anımsatmak.

YolveMacera

Paylaşmak İsterseniz...

Bunlara da Göz Atın

Ev: Yabana dönen insan!

Yaşıyor olmayı, yani yaşamayı, insan ve insan olmayan canlılar için ölünceye kadar sürmesi mümkün bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir