İnsan Olmanın Ne Olduğunu Sorgulatan İki Belgesel

Bazı belgeseller sadece keyif vermenin ötesinde, insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatır bizlere…

 “JANE”

83 yaşındaki primatolog (primat bilimci) ve Birleşmiş Milletler Barış Elçisi Jane Goodall hakkındaki bir biyografik film olan “Jane”, Goodall’ın henüz 26 yaşındayken, şempanzeleri araştırmak amacıyla Tanzanya ormanlarına gitme kararıyla başlıyor.

Uzun ve sarı saçlı, haki renkte bir şort ve beyaz bir gömlek giymiş genç Jane’in ormandaki çalılıklarda ilerleyişini izliyoruz. Onun keşifleri, insan türünün alet yapma, karmaşık duygular yaşama ve hatta savaşma becerilerinde yalnız olmadığını kanıtlamaya devam ediyor. Nasıl ki Jane’in araştırması ilişkiler, duyarlılık ve samimiyet üzerinde duruyorsa, film de aynısını yapıyor.

Hikaye ilerledikçe, Jane’in bir şempanze yavrusunun doğumunu yaptırmasından kısa süre sonra, Gombe Milli Parkı’ndaki araştırma merkezindeki şempanzelerle birlikte yaşamaya başlıyor.

Film, ağır ağır ve incelikli biçimde dikkatimizi şempanze ailesine yönlendiriyor; insan olmayanı insanla kıyaslamıyor, aksine, onların kaderini bizimkine eşit görüyor. Gerçekten de, filmin duygusal gücünü sağlayan şey Jane hakkında bir film olmasından ziyade, aktardığı zaferler ve travmalar.

Film, şu anda BAFTA ödülüne aday gösterilen ilk National Geographic belgeseli. Kısa bir bölümüne göz atmak isterseniz…

 ‘SON HAYVANLAR’

Bir savaş fotoğrafçısı olan Kate Brooks’un insanlığın tabiata verdiği zararın üstesinden nasıl gelebileceğini konu alan belgeseli “The Last Animals”ın (Son Hayvanlar), yasadışı avcılık yapan uluslar arası kaçak avcılık çetelerinden, onları durdurmak için hayatlarını tehlikeye atan park korucularına dek, modern kaçakçılık krizinin yükselişine ilişkin ilk elden bir tanıklık sunuyor bizlere.

Filmin aktardığı bilgiler gerçekten korkutucu: Batı Afrika’nın siyah gergedanı tamamen yok olmuş durumda ve dünyada yürüyen en büyük yaratık olan Afrika filinden geriye yalnızca 400 bin tane kalmış; nüfusları 2002’den beri yüzde 60 azalmış.

En dayanılmaz olan şeylerden birisi de filmin yapım sürecinde, dört karakol polisinin bir kaçakçılık çetesi tarafından öldürülmesi. Yalnızca orada birilerine sahip çıkma meselesi değil, aynı zamanda insan ve hayvanların ortaklaşa yaşadığı zalimce bir kriz bu.

Hayvanların dünyasına yeni pencereler açıldıkça, öğrendiklerimiz bizlere kim olduğumuzu ve nasıl olmak istediğimizi sorgulatmalı.

“Jane” ve “The Last Animals”ın gösterdiği üzere, diğer türlerin bir yok oluştan kurtarılması, kendimize daha yakından bakmamıza bağlı olabilir.

İleri okumalar: https://www.newstatesman.com/culture/2018/01/nature-films-ask-us-who-we-are-and-what-we-want-be

Yazı sitemize kısaltılarak eklenmiştir. Tam metine bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu